29 Aralık 2023 Cuma

ÇANLAR, KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

 

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..


ÇANLAR, KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

Uzunca bir aradan sonra,  Cuma günü (17 Mart 2006) TBMMe gittim.

Daha kapıda bir çok dostlar Nerdesiniz? diye özlem dolu sözler söylüyorlar.

Nerdesiniz? in anlamı farklı.

Söyleyene ve söylenilene göre değişik.

Onun ne anlama geldiğini bilen bilir.

Bir çok dostlarla konuştuk.

Kulisleri gezdik.

Söylenenlere, duyulmayanlara kulak verdik.

İtiraf etmeliyim ki iyi şeyler duymadım

Duyamadım

Genelde sızlanmalar içinde  yolsuzluklar birinci sırada, ikinci sırada çapsız, ilkesiz, liyakatsiz,  hak etmediği halde  bir yerlere getirilenler..

Bir vekilin dediği gibi Filanca adam iyi..  Camide iyi imam olur da.. Genel Müdür hiç olmaz, yakışmaz. Ama ne yapalım genel  müdür yapılmış tarzında değerlendirmeler yapılanlar..

......

İhaleler alıp, hiç alnı terlemeden taşeronlara vermek suretiyle, palazlananlar,  şiştikçe şişenler..

Hem de isim isim sayılıyor.

İspat diyoruz..

Adamın şirketi yok. Kurulmuş şirket üzerinden yürütülüyor.Akraba , eş kardeş yetkili..

Esas şirket yetkilileri ortada yok.

İspata  gelince  bunlar toz..

Ama, ilgileri  hayatlarındaki değişiklik, kendilerini ele veriyor.

......

Yakında, hem de içten  başta iş takipçisi vekiller olmak üzere bu türden bürokrat, siyasetçiler, türedi iş adamları  hakkında  hem de içten başta Başbakan olmak üzere ilgililerin  posta kutularına ihbar mektupları  gelirse şaşmayın.

Ellerinden bir şey gelmediğini söyleyerek hiç değilse böyle bir iş yaparak vicdanlarını rahatlatacağına inanan  ve  hazırlık yapan, namus abideleri (!) var.

Emin olun.

Biz daha öncede yakından takip ettik ama  üç dönem TBMMde müsaide bulunduk..

Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümeti döneminde çok ama çok yolsuzluk, usulsüzlük hikayeleri dinledik. Köşe dönüş, tayin terfi dedikoduları dinledik.

Fakat onların tamamı, anlatanların çokluğu ve tepki açısından  bu günküne denk değildi

......

Adeta hayatını  kimsesiz çocuklara vakfetmiş bir  Sosyal Hizmet uzmanı. Bu iktidar döneminde oradan oraya sürüldü.

Hain mi idi?

Hayır..

Kimse öyle diyemiyor.

 Hortumcumu idi?

Hayır.

Onu söyleyebilecek bir Allah kulu yok.

Peki PKKlı ya da başka  türlü bir mi idi?

Hayır..

Aksine  memleketine , milletine bağlı biri.

Ama..

Aması birilerinin  tekerine çomak sokmak.

Kendisine hem de  Ak eller, AK iller  sloganı ile  iktidar olan bu  hükümet döneminde yaşatılmayan sıkıntı kalmadı.

Kimsesiz çocukları  anlatıyor.

Neden bu kadar  üzerine duruyorsun?  diye sormadan edemiyoruz.

Ben bir babayım diye cevap veriyor.

O kimsesiz konumuna düşen düşürülen çocuklar bizim sizin çocuklarınızda olabilirdi.

Diyecek bir şey bulamıyoruz.

Ve ilave ediyor:

Fahişeliği nasıl biliriz?... Fahişe deyince kadınlar  arasında  olduğunu zannederiz  değil mi? Şimdi erkek fahişeler  var. Erkeklere pazarlanan,  erkek fahişeler  oluşturuldu.Ve gittikçe çoğalıyor. Çoğaltılıyor.

Erkek çocuklar birilerine fahişe olarak sunuluyor.

Sıkı durun . Devam ediyor Sosyal hizmetler uzmanı..

İnsan anası ile  ninesi ile .... tutar mı?.  Maalesef Sosyal hizmetlerin etkin olduğu yerlerde bu yapılıyor.. Hem de bu hükümet döneminde kaç yerde huzur evlerindeki yaşlı kadınlara tecavüz edildi..Ama tedbir alan yok. Peki bunları  yukarılara iletmiyor musunuz?.

Soru kesin?

Bilmiyorlar mı?..

Bunu yapanlar korunuyor. Bizler sürülüyoruz. Bir sürgün daha yaşamaya niyetim yok. Ama bunlar oluyor. İlgililer bakıyor..

Doğrusu bunları TBMM kulislerinde duydum.

Ama  kendisi sürgünlere gönderilen bir vatan evladının, hükümete yakın görüldüğü halde sıkıntılardan sıkıntı beğendirilmesi  nedeniyle  söylediği sözler olarak düşünmedim değil. Taa  ki bu güne kadar.

Bu gün  bir haber:

Polis, erkek fuhuş çetesini  çökertti

Habere göre;  çıplak resimleri çekilen çocuklar, tehditle fuhşa zorlanıyor ve zengin müşterilere pazarlanıyormuş.

Bu haber bana bu yazıyı yazdırmaya zorladı.

Ne yani susalım mı?

Birilerinin hatırı için Dilsiz şeytan durumuna mı düşelim?

......

Her gün umutsuzca şehir merkezlerine akan ama daha büyük sıkıntı ile akşam evlerine dönmek zorunda kalan, şahsiyet mücadelesi  veren, evlenemeyen, işsiz gençlere..

Emekleri sömürüldüğü halde aldıkları üç kuruşla geçinemeyen ücretlilere..

Artık ümitlerini bitirmiş durumdaki emeklilere rağmen..

Bu ülkede  türedi zenginler oluşuyor.

Bindikleri arabalardan, yerleştikleri  yeni muhitlerden ve saraylardan bunları bilmemek, görmemek mümkün değil.

Ancak, belli ki  ülkede çözüm üretmesi gerekenler bunları görüyor.Bunlarla kol kola yürüyor.

Diğer kesimleri göremiyor.

Daha dün denecek  zaman diliminde; değil genel müdürlerin makamlarını, şube müdürlerinin odalarını rüyalarında görenler, her hangi bir hükümet binasına  bacakları titreyerek girenler, bu gün yaptıkları torpillerle kendilerini bir şey zannetmişse, bu türedi zenginler kendilerini kuşatmakta mahirdirler.

Gerek hükümet ilgigilleri gerekse  bu beyler, bayanlar daha dün hem hal oldukları alanlara insinler, iş işten geçmeden  gerçeği  görsünler.

Aksi halde kendileri  belki kazanır ama millet ve sevdiklerini iddia ettikleri Başbakan kaybeder.

 

Başbakan da milletin kendisine  bakarak    konuştuğunu zannetmesine rağmen, eline tutuşturulan metinleri  sağına soluna yerleştirilen  camlardan okumayı bırakıp,konuşacağı metinleri özümsemeli, kendi üretimini aktarmalı gerçekten kendi diyeceğini demeli.

 Aksi halde hakikaten o hazırlanan metinleri gayet iyi okusa da şimdi eskiden söylediği  bir çok sözlerini hatırlamadığı, Şemdinli Soruşturması için söylediği gibi boş konuşur. Bir süre sonra kendi de hatırlamaz. Hatırlayamaz olur..Önünü tıkar.Yapacağı hamleleri yapamaz olur.Ve birilerinden  fırçayı yer..

Boş bakan haline gelir..Vekiller, Boş Vekil haline geliverir.

.....

Dışarıda birilerinin gözü kulağı ve sesi olmak arzusu ile  kendi diyeceğini deme, yapacağını yapma yerine başkaları adana iş tutması... Meselelere başkaları zaviyesinden bakmanın bir süre sonra kendinden geçmek ve kendini  başkasının  maşası, gözü kulağı, dili haline getirme  tehlikesi, ülkemizi bir yerlere sürükler. Bizim değil başkalarının çıkarlarını  gözetiyor hale gelebiliriz.. Gerek  Hamasa söylenenler gerekse bölgede  oynanmaya soyunulan roller kendimiz için olmadığı açıkça görülüyordu. Ancak BOP da oynanan rolü dile getiren Abdullah Gülün ağzından  çıkan sözler gerçeği açıkça ortaya koymuş   oldu.

Dışarıda  da gidiş, hayra alamet değil.

........

 

Enflasyon düşüyor ancak onun dışındaki bütün ekonomik göstergeler bozuk. Ve halka yansımıyor.

 Cari açık her an  patlayabilir.  Dış borçlar her geçen gün artıyor. Hele hele işsizlik azalmıyor.

Ama buna rağmen gerek hükümet  gerekse  vekillerin çoğunun  zenginler ile teması hele hele yağcı, sıkıntı olunca hemence terk eden kaypak, türedi zenginlerle irtibatları gerçeği  yansıtmıyor.

Kimi yağ çeken basın kimi de  ihale peşinde ki  Boyalı basın basının haberleri ise  gerçeği hiç  yansıtmıyor, televizyonlardaki vur patlasın çal oynasın programları  ülkenin gerçek yüzü değil.

Ve TBMMnin arka kulislerinde şu sözler kukalarımızda yankılanıyor:

Bu hükümet iddialarının altında kalacak..Yani Yolsuzluk ve yoksulluğu kaldıracağız dereken bunları çoğaltan uygulamalarının  altında kalacaklar ve birileri bunun için yargılanacak..

Bizden ikaz etmesi

İşimiz  hükümet aleyhinde olmak değil.

İstediğimiz iyi olsunlar.

Millet de  iyi olsun istiyoruz..

 

 

NECATİ ÇAVDAR- 21 Mart 2006


https://www.facebook.com/notes/361620348520549/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...