ÇANLAR, KİMİN İÇİN ÇALIYOR?
Uzunca bir aradan sonra, Cuma günü (17 Mart 2006) TBMMe gittim.
Daha kapıda bir çok dostlar Nerdesiniz? diye özlem dolu sözler söylüyorlar.
Nerdesiniz? in anlamı farklı.
Söyleyene ve söylenilene göre değişik.
Onun ne anlama geldiğini bilen bilir.
Bir çok dostlarla konuştuk.
Kulisleri gezdik.
Söylenenlere, duyulmayanlara kulak verdik.
İtiraf etmeliyim ki iyi şeyler duymadım
Duyamadım
Genelde sızlanmalar içinde yolsuzluklar birinci sırada, ikinci sırada çapsız, ilkesiz, liyakatsiz, hak etmediği halde bir yerlere getirilenler..
Bir vekilin dediği gibi Filanca adam iyi.. Camide iyi imam olur da.. Genel Müdür hiç olmaz, yakışmaz. Ama ne yapalım genel müdür yapılmış tarzında değerlendirmeler yapılanlar..
......
İhaleler alıp, hiç alnı terlemeden taşeronlara vermek suretiyle, palazlananlar, şiştikçe şişenler..
Hem de isim isim sayılıyor.
İspat diyoruz..
Adamın şirketi yok. Kurulmuş şirket üzerinden yürütülüyor.Akraba , eş kardeş yetkili..
Esas şirket yetkilileri ortada yok.
İspata gelince bunlar toz..
Ama, ilgileri hayatlarındaki değişiklik, kendilerini ele veriyor.
......
Yakında, hem de içten başta iş takipçisi vekiller olmak üzere bu türden bürokrat, siyasetçiler, türedi iş adamları hakkında hem de içten başta Başbakan olmak üzere ilgililerin posta kutularına ihbar mektupları gelirse şaşmayın.
Ellerinden bir şey gelmediğini söyleyerek hiç değilse böyle bir iş yaparak vicdanlarını rahatlatacağına inanan ve hazırlık yapan, namus abideleri (!) var.
Emin olun.
Biz daha öncede yakından takip ettik ama üç dönem TBMMde müsaide bulunduk..
Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümeti döneminde çok ama çok yolsuzluk, usulsüzlük hikayeleri dinledik. Köşe dönüş, tayin terfi dedikoduları dinledik.
Fakat onların tamamı, anlatanların çokluğu ve tepki açısından bu günküne denk değildi
......
Adeta hayatını kimsesiz çocuklara vakfetmiş bir Sosyal Hizmet uzmanı. Bu iktidar döneminde oradan oraya sürüldü.
Hain mi idi?
Hayır..
Kimse öyle diyemiyor.
Hortumcumu idi?
Hayır.
Onu söyleyebilecek bir Allah kulu yok.
Peki PKKlı ya da başka türlü bir mi idi?
Hayır..
Aksine memleketine , milletine bağlı biri.
Ama..
Aması birilerinin tekerine çomak sokmak.
Kendisine hem de Ak eller, AK iller sloganı ile iktidar olan bu hükümet döneminde yaşatılmayan sıkıntı kalmadı.
Kimsesiz çocukları anlatıyor.
Neden bu kadar üzerine duruyorsun? diye sormadan edemiyoruz.
Ben bir babayım diye cevap veriyor.
O kimsesiz konumuna düşen düşürülen çocuklar bizim sizin çocuklarınızda olabilirdi.
Diyecek bir şey bulamıyoruz.
Ve ilave ediyor:
Fahişeliği nasıl biliriz?... Fahişe deyince kadınlar arasında olduğunu zannederiz değil mi? Şimdi erkek fahişeler var. Erkeklere pazarlanan, erkek fahişeler oluşturuldu.Ve gittikçe çoğalıyor. Çoğaltılıyor.
Erkek çocuklar birilerine fahişe olarak sunuluyor.
Sıkı durun . Devam ediyor Sosyal hizmetler uzmanı..
İnsan anası ile ninesi ile .... tutar mı?. Maalesef Sosyal hizmetlerin etkin olduğu yerlerde bu yapılıyor.. Hem de bu hükümet döneminde kaç yerde huzur evlerindeki yaşlı kadınlara tecavüz edildi..Ama tedbir alan yok. Peki bunları yukarılara iletmiyor musunuz?.
Soru kesin?
Bilmiyorlar mı?..
Bunu yapanlar korunuyor. Bizler sürülüyoruz. Bir sürgün daha yaşamaya niyetim yok. Ama bunlar oluyor. İlgililer bakıyor..
Doğrusu bunları TBMM kulislerinde duydum.
Ama kendisi sürgünlere gönderilen bir vatan evladının, hükümete yakın görüldüğü halde sıkıntılardan sıkıntı beğendirilmesi nedeniyle söylediği sözler olarak düşünmedim değil. Taa ki bu güne kadar.
Bu gün bir haber:
Polis, erkek fuhuş çetesini çökertti
Habere göre; çıplak resimleri çekilen çocuklar, tehditle fuhşa zorlanıyor ve zengin müşterilere pazarlanıyormuş.
Bu haber bana bu yazıyı yazdırmaya zorladı.
Ne yani susalım mı?
Birilerinin hatırı için Dilsiz şeytan durumuna mı düşelim?
......
Her gün umutsuzca şehir merkezlerine akan ama daha büyük sıkıntı ile akşam evlerine dönmek zorunda kalan, şahsiyet mücadelesi veren, evlenemeyen, işsiz gençlere..
Emekleri sömürüldüğü halde aldıkları üç kuruşla geçinemeyen ücretlilere..
Artık ümitlerini bitirmiş durumdaki emeklilere rağmen..
Bu ülkede türedi zenginler oluşuyor.
Bindikleri arabalardan, yerleştikleri yeni muhitlerden ve saraylardan bunları bilmemek, görmemek mümkün değil.
Ancak, belli ki ülkede çözüm üretmesi gerekenler bunları görüyor.Bunlarla kol kola yürüyor.
Diğer kesimleri göremiyor.
Daha dün denecek zaman diliminde; değil genel müdürlerin makamlarını, şube müdürlerinin odalarını rüyalarında görenler, her hangi bir hükümet binasına bacakları titreyerek girenler, bu gün yaptıkları torpillerle kendilerini bir şey zannetmişse, bu türedi zenginler kendilerini kuşatmakta mahirdirler.
Gerek hükümet ilgigilleri gerekse bu beyler, bayanlar daha dün hem hal oldukları alanlara insinler, iş işten geçmeden gerçeği görsünler.
Aksi halde kendileri belki kazanır ama millet ve sevdiklerini iddia ettikleri Başbakan kaybeder.
Başbakan da milletin kendisine bakarak konuştuğunu zannetmesine rağmen, eline tutuşturulan metinleri sağına soluna yerleştirilen camlardan okumayı bırakıp,konuşacağı metinleri özümsemeli, kendi üretimini aktarmalı gerçekten kendi diyeceğini demeli.
Aksi halde hakikaten o hazırlanan metinleri gayet iyi okusa da şimdi eskiden söylediği bir çok sözlerini hatırlamadığı, Şemdinli Soruşturması için söylediği gibi boş konuşur. Bir süre sonra kendi de hatırlamaz. Hatırlayamaz olur..Önünü tıkar.Yapacağı hamleleri yapamaz olur.Ve birilerinden fırçayı yer..
Boş bakan haline gelir..Vekiller, Boş Vekil haline geliverir.
.....
Dışarıda birilerinin gözü kulağı ve sesi olmak arzusu ile kendi diyeceğini deme, yapacağını yapma yerine başkaları adana iş tutması... Meselelere başkaları zaviyesinden bakmanın bir süre sonra kendinden geçmek ve kendini başkasının maşası, gözü kulağı, dili haline getirme tehlikesi, ülkemizi bir yerlere sürükler. Bizim değil başkalarının çıkarlarını gözetiyor hale gelebiliriz.. Gerek Hamasa söylenenler gerekse bölgede oynanmaya soyunulan roller kendimiz için olmadığı açıkça görülüyordu. Ancak BOP da oynanan rolü dile getiren Abdullah Gülün ağzından çıkan sözler gerçeği açıkça ortaya koymuş oldu.
Dışarıda da gidiş, hayra alamet değil.
........
Enflasyon düşüyor ancak onun dışındaki bütün ekonomik göstergeler bozuk. Ve halka yansımıyor.
Cari açık her an patlayabilir. Dış borçlar her geçen gün artıyor. Hele hele işsizlik azalmıyor.
Ama buna rağmen gerek hükümet gerekse vekillerin çoğunun zenginler ile teması hele hele yağcı, sıkıntı olunca hemence terk eden kaypak, türedi zenginlerle irtibatları gerçeği yansıtmıyor.
Kimi yağ çeken basın kimi de ihale peşinde ki Boyalı basın basının haberleri ise gerçeği hiç yansıtmıyor, televizyonlardaki vur patlasın çal oynasın programları ülkenin gerçek yüzü değil.
Ve TBMMnin arka kulislerinde şu sözler kukalarımızda yankılanıyor:
Bu hükümet iddialarının altında kalacak..Yani Yolsuzluk ve yoksulluğu kaldıracağız dereken bunları çoğaltan uygulamalarının altında kalacaklar ve birileri bunun için yargılanacak..
Bizden ikaz etmesi
İşimiz hükümet aleyhinde olmak değil.
İstediğimiz iyi olsunlar.
Millet de iyi olsun istiyoruz..
NECATİ ÇAVDAR- 21 Mart 2006
https://www.facebook.com/notes/361620348520549/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder