17 Kasım 2021 Çarşamba

SEZAİ KARAKOÇ ve "Mona Roza"...

 SEZAİ KARAKOÇ ve "Mona Roza"...

Kendisini bilmem....
Hiç bir zaman ilgim içinde olmadı..
Zira ..
Hep çorak fikri sahada, cesaretsiz ve ilkesizlerin benim adıma sen ol diye şişirdikleri kısır bir cılız ses olarak gördüm..
Fikri zeminde var olmayanlar, bir “put oluşturup “ o putun yanında olduklarını ile sürerek “sahte bir varlık” bulmaya çalıştılar. Oysa hiç yanında olmadılar.. “ilah” seviyesine çıkarılan da eski yunan tanrıları gibi kendisinin ne olduğunu bile bile sırça köşkünde “ kendini yüceltenlere gülüp işin keyfini çıkardı.. Kendinden beslenen yalancı, çıkarcılara karşı “Ne oluyor” demedi, diyemedi.. Sesiz kaldı.
Öte yandan “Öz şiir”den “yoz şiire “ yelken açan…
Çilesiz, zahmetsiz fikir, kültür fakiri olup Hatai, Fuzuli, Baki hatta Mehmet Akif, Aşık Veysel şiiri yanında “yok “ olduklarını bilenlerce çok kötü batı tercümeleri ayarında yazan birini “ ŞAİR” mevkiine çıkardılar ki kendilerine yer açılsın..
Aslında..
“Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket…” diye destan geleneğini sürdürme “Anadolu rüyası” nı gerçekleştirme cehdinden ve büyük millet hülyasından
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!
seviyesine inen Nazım Hikmet’in, “İslamcı “ türevinden ne farkı var..?
…………..
Toplumun ötesinde ve üstünde duruşu ile toplumu “DİRİTME” sevdası
Ve yanında olduğunu iddia edenlerin - yanılancıların- bile semtine uğramadığı kendinden menkul; “bozuk sistem” içinde yer arayan aslında “ölü” olan “DİRİLİŞ PARTİSİ”..
Elbette insan olarak iyi kötü tarafımız var..
Onunda kamuya mal olan “verilen ödüle “ tenezzül etmeme gibi asil duruşuna da şahit olduk..
Fakat ben fikri yönüne ve fikrini oturttuğu zemine bakarak kanaatimi ifade ediyorum..
Sezai beyin düşünce takip yolu ile ilgili topluma mal olmuş neşriyatından çıkardığım şu :
Fikirleri yerli değil..
Anadolu irfanından değil de Marks Nietzsche Vs gibi batı artıklarının metodunu sözde İslam sosu sürülmüş bir sunum. O yüzden Anadolu’ya yabancı… O yüzden toplumdan uzak kaldı..
Ne demek dünya sürgünü..?
Suçlular sürülür...
Sanki sen, ben, o... Suç işlemişim de huzurdan, cennetten kovulmuşuz..
Haşa...
Bu düşünce vaftiz akidensin tezahürü.. Hıristiyan teolojisinin yani batıl kaynaklı. Sezai beyin beslendiği sözde düşünürlerin herzeleri...
Kaderden üste göklerde karar varmış..!!!
Tek bir kader var.. Ötesi yok..
Gökler denilen güneş sistemi ve diğer sistemlerin yer aldığı ilahi kudret elinde tek bir gök var..
Oralarda da karar marar yok..
Her şey bir karar üzere..
.....
Batı kalıbında "İslam" enjekte ettiğini sanan...
Şarap kupasında şerbet sunan
Şairliği, olmayan..
Şiiri bilmeyenlerce öyle zannedilen...
Milli kültür yerine çok kötü batı taklitçisi
İşte eseri:
"Mona Roza"...
Son sözümüz:
Elbette şahsi ameli ile alakamız yok. Topluma bakan tarafıyla ilgiliyiz..
Cenabi Hak, her hal ve sonumuzu Hayra erdirsin..
Cümle müminlere rahmet eylesin

https://www.facebook.com/photo?fbid=10159771885712700&set=pcb.10159771885787700




/////////////////////////////////////////
https://www.facebook.com/bilal.surgec/posts/10159457827883006?comment_id=10159457953728006&reply_comment_id=10159457959938006&notif_id=1637137495252514&notif_t=comment_mention&ref=notif

Bilal Sürgeç
Necati Çavdar abi ilk kez duyduğum orijinal bir değerlendirme!
////////////////////////////////////////

BEKLEME GELMEYECEK 

Yıl, 1990 başları..

İşyeri , Demetevler’de… Ev, Dikmen ; yeni Oran denilen yerde..

İşden geç çıktığımız için eve de geç geliyoruz.

Kızılay Güven Park’dan bindiğimiz Dikmen/İLKER dolmuşu gece yarısı Turkoop Sitesi yanındaki son durağa ulaştırdı.

Münibüsden indim. Durakta  yanında bohçasıyla bekleyen bir genç kız, dikkatimi çekti..

Kapkaranlık  bu  gece vakti.

Bir yere gidecek olsa dolmuşa binip gitmesi gerekirdi .  Gitmediğine göre ..

Gecenin bu saatinde yapayalnız kimi bekleyebilirdi…?

Yanındaki bohçadan yola çıkarak;

“Bekleme gelmeyecek “ dedim..

Utangaç,  mahzun ve uzun süre beklemiş olmanın bezginliği  ile  “Gelmeyecek mi”?  dedi

Sanki benim de haberim var gibi.!

Nerden bileyim

Ne olduğunu a bilmiyorum.

Sadece his…

“Evet. . Boşa bekleme… Gelmeyecek…. Haydi seni evine bırakayım” dedim..

Öyle ya mahallenin kızı.

Ya şu kapı  ya da öbürüne gidecek.

Düştü peşime..

Bizim evi geçtik, hala dur demiyor..

Bazı evlerin küçük pencerelerinden  hala  sızan ışık da biraz daha yürüyünce “ tamam Artık giderim” “dedi..

Ve komşulardan birinin evine yöneldi…

………………..

Komşulardan bir  yaşlı hanım ve yetim büyüttüğü bir oğlu vardı.

Tek odalı  evlerinde  yaşarlar idi..

Zaman zaman oğlu ile iş dönüşü aynı durakta karşılaşır, konuşurduk.

Oğlan komşu kızını sevmiş..

Ama vaziyet vahim..

Kızı isteseler ; düğün vs masrafını  nasıl karşılayacaklar?

Ananın durumu ortada..

İki kafadar, kaçmaya karar vermişler..

Ancak ; kız yola düşmüş ama oğlan anasının durumu  ve imkansızlık dolayısıyla  “kaçırmaktan vaz geçip” gelmemiş..

Şayet gelse  mecburen kaçıracak.  Kaçıracak da hayatın yükünü nasıl kaldıracaklar.

Nasıl olsa döner gelir diye zamana bırakmış.

…………

Oğlanın anası zaman zaman bize uğrar.. Ağam (babam)   köyden geldiğinde de  yan yana oturup Ağamın “bacı “ diye başlayan samimi sohbetlerine   başta  “müdüre hanım “olmak üzere komşu muzip bayanlar  kıs kıs güler, bu samimiyete başka anlamlar yüklerdi.

……………

Bir süre geçince dediler ki; o yaşlı teyzenin oğlu evleniyor..

Peki kiminle?

Filancanın kızla..

Meğer işi bırakmayıp, bu defa kız istemişler…

 Kaçırama sözü verip de gelmeyerek Kızı durak da bekleten delikanlı aynı  telli duvaklı gelin etti..

……………

Bu olay niye aklıma geldi dersiniz?

Önceki gün ölen ülü birinin aşkı için yazdığı “Mono Roza”da kızın adını kayda geçirip başkasıyla evlenen kızı ifşa etmesi.

Bir başka ünlü şairinde  sevip – sevgiisnin izini sürmediği birine “hele çoluk çocuğa karış “ “UNUTURSUN” tesellisi verip , cümle cihana duyurması.

Acaba  Dikmen de çeşme başında oturan garip ananın oğlu mu , yoksa aşklarını ünlerine vesie edenler mi tertemiz  sevgi sahibi idiler?

20 Kasım 2021



////////////////////////////////////////////


https://www.facebook.com/aliriza.atasoyy/posts/10159459638809520?notif_id=1637551462493855&notif_t=comment_mention&ref=notif

MONA ROZA’NIN VEFASIZLIĞI…
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek
16 Kasım 2021 günü kaybettiğimiz İkinci Yeni edebiyat akımının büyük şairi Sezai Karakoç’un, vaktiyle zaten ünlü Mona Roza şiirinde böyle seslendiği ve ondan sonra da bir daha görmediği Muazzez Akkaya televizyonlara ve gazetelere çıkarak saçma sapan sözler etmiş, okuyunca çok üzüldüm.
Okumuş cehaleti de böyle oluyormuş demek ki!...Hanımefendi o büyük üstadın ünü sayesinde televizyonlara gazetelere çıkıp konuşuyorsun, bari hiç konuşmasaydın daha iyi olurdu. Ve de Şehzadebaşı Camii avlusuna gidip kabri başında bir Fatiha okuduktan sonra aslında ona göre birisi olmadığını başucunda itiraf etseydin! Gerçi hanımefendi üstadın aşkına karşılık verseydi bugün ne Sezai Karakoç olurdu ne de edebiyatımız bu şaheserleri kazanırdı, o da ayrı bir konudur.
Tabi ben bunları okuyunca “Mecnun’un Leyla’sı, Ferhat’ın Şirin’i de mi böyleydi acaba?” diye düşünmeden edemedim. Muazzez hanım bu saçma sapan sözleri etse de bu efsane merhum üstadın sevenlerinin gönlünde Mona Roza şiirinin dizelerindeki masumiyetiyle ilelebet yaşayacaktır.
Evet, “Aşk imiş her ne var âlemde ilm bir kıyl u kâl imiş ancak” bunu bu sırra erenler bilir ve tabi ki layık olanlar bilebilir ancak. Büyük üstadı bir kez daha rahmetle anıyorum.
Ali Rıza Atasoy
Yunus Şahin, Ali Rıza Atasoy ve 56 diğer kişi
14 Yorum
Beğen
Yorum Yap
Paylaş

14 Yorum

  • Necati Çavdar
    Sezai beyin milletin temel değerlerine aykırı sahte temsilli sözde aşkıne kadar masum... Kadıncağız cümle alemin diline düşürmek... Bide şiirde şiir olsa... Madem olmamış yırt gitsin.. Kalbine göm.. Masumiyeti yaşa, yaşat..
    2. Yeni imiş..
    1. Yenisi ne kattı ki 2...30.. yenisi....
    Mübarek sanki KORANA nın farklı tezahürü...
    Salla gitsin...
    "tinsel"
    İmgesel"olsun..
    Yete ki milletin değerlerine aykırı olsun..
    Ha bide "mono Rosa" densin..
    Meşhur taployu hatırlatıp, ün kazansın..
    Ne taplodaki nede
    ..
    Hakikat.. Sahte ve sahtekarlık..
    Üstüne de Hz. Hızır sosu döküldü mü yeme yanında yat..
    Büyük şair...!!!!
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 17s
    • Düzenlendi
  • Hüsnü Ekizceli
    O yüzden Nazım"ın Piraye sini takdir ediyorum. Kendisini aldattığı halde O hayattayken Nazım Hikmet hakkında bir şey söylememiş.
    1
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 14s
  • Gönül Hayati Özkan
    Rahmetlinin,Milletin büyük kesiminin üzerinde bıraktığı Eserlerin,Sözlerin İzlerin Karşılığı önemli olan,buna bakmak lâzım.Ayrı kalmasında bir hayır varmış,Allah nasip etmemiş.🤔😔Büyük Üstada rahmet diliyorum Mekanı cennet olsun inşallah. 🤲
    2
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 14s
  • Yunus Şahin
    Allah CC rahmet eylesin mekanı cennet olsun
    1
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 13s
  • Halil Küçük
    Mevlâm rahmet eylesin. Cennetini ve Cemalini nasip etsin inşAllah.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 13s
  • Zekeriye Keskin
    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 12s
  • Dursun Elmas
    Ruhu şad olsun üstadın. Sonsuz eahmet diliyorum.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 11s
  • Erdoğan Doğan
    Önemli olan milletin gönlünde yer bulmak.Sezai Karakoc da milletin hem gönlüne girdi hem de sinesine. O yüzden birtakım kıymetsiz yorumlar yok hükmünden öte değil.
    2
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 9s
  • Ömer Tural
    Dinime söven müslüman olsa bağri. Üstadımız başka hiç bir şiir yazmasa dahş.Mona Roza şiir olarak yeter.O gönüllerin şairi.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 9s
  • A Enverr Seyhan
    Sezai Karakoç bu şiiri Mülkiye'de okurken yazmış. Televizyona çıktığında o zaman Muazzez Hanım'ı izledim, dinledim.
    Şair adına üzüldüm.
    Zirvede bir aşkmış onunki...
    "Elin kızına mektup yazacak değildim, onun yaşadığı kentteki gazeteye şiir gönderiyordum"
    Mealen yazdığım bu sözüyle A. Karakoç ne kadar haklı.
    O da Mihriban koymuş adını.
    Televizyonda ne diyeceğini şaşırmış da olabilir Muazzez Hanım.
    Bu şiiri bir üniversite veya Mülkiye gecesinde okumuş şair ve hanımefendi sahneye gelmiş diye konuşurduk gençliğimizde.
    Bütün sır iki kişideydi ve o sır bugün daha da sır oldu gitti.
    İnsanlar aşkın sevdanın dilinden anlamayabilir.
    Gençlik!
    Her insan masumca insanca uzaktan yakından bakışarak haberli- habersiz sevip aşık olabilir.
    Bunda kınanacak ne var?
    Kızın da oğlanın da adı kirlenmez; aşk kirletir mi?
    Öyle olsa Mecnun ile Leyla, Ferhat ile Şirin dillere destan olur muydu?
    Şiirlere girer miydi?
    Aşk masumdur!
    Sezai Karakoç'a ve bütün şairlere rahmet merhamet niyaz ediyorum.
    "güzelliğin on par'etmez
    bu bendeki aşk olmasa!"
    Selam ve muhabbetle!
    2
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 8s
    • Düzenlendi
  • Doğan Varlıoglu
    Beğenmeyenlerden şiir bekliyoruz, daha iyisini yazabilecek ruha sahiplerse, sevdalanabilecek yürekleri ve sevdaları varsa, farklı isim de verebilirler ayıplamadan okuyabiliriz..
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 2s
    • Düzenlendi
  • Şeyhmus Çiçek
    Bu gün Türkiye'nin yüzde doksanının takdir ettiği (En güzel şarkıyı bir kurşun söyler) diyen şairi bir kaç sevmeyen çıka bilir onu da normal karşılamak lazım
  • /////////////////////////////////////////

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...