MAR
19
Necati Çavdar Hakkari- Yüksekova da
https://www.facebook.com/notes/372557410649148/
https://codaroglu.blogspot.com/2017/03/necati-cavdar-hakkari-yuksekova-da.html?fbclid=IwAR278fk7hPpck6qgkmi8gImey2ca2Iy9UEtPLv9Yy_lPRBmkdXPcjvS7QLA
Maliyeci Hüseyin Kocaoğlu ile
Ethem Yaman, Ali Emre, Ali Önder, Mustafa Cesur, Hüseyin Kocağlu
Ethem Yaman
Ayhan Torun
Necati Çavdar
1980 Hakkari'sinden görünümler:
Arkadaşımız Şuayp, evli idi
Onlar izine gidince evlerini beklemek bize düştü
Bekarlı sultanlık ya..
Bizde çamaşırlarımızı yıkayıp , Şuap ın balkona astık.
Esendere deyiz
5 Mayıs Yüksekova'nın düşmandan kurtuluş günü:
Izzet akgun ve Ali Demir ( sonradan subay oldu )ile
Hakkari ziyaretimde Sıkıyönetim'e vekalet eden Hilmi yzb ile
Mustafa Baloğlu ağbimiz ile


Bana sürekli süt gönderen ailenin çocukları ile
Ve Hapsane günleri
Suç : Kanunda var olan "bıyık" bırakmak.
Kanunda olması yetmezmiş
Beylerimizin arzuları imiş.
Hava güzeldi.
Dizkapaklarına kadar kar var
Ancak üşütmüyor
Arkadaşlarla kameriyedeyiz
////////////////////////////
LİNKLER:
O gelir bana
Kalenin ucunda bir yırtık bayrak,
Parçalanan benim yüreğim, değil bayrak..
Kara bulutlar dolaşır vatan sathında
Vadi derin, güneş ufuk sırtında
Sanki Hoşap suyu kıvranır bana
Ben giderim, o gelir bana
Ötelerden yük taşır gelecek zamana
Vatan satanlar kelepçe bana
Çünkü dünya riyakardan yana
1989- Van
Necati ÇavdarParçalanan benim yüreğim, değil bayrak..
Kara bulutlar dolaşır vatan sathında
Vadi derin, güneş ufuk sırtında
Sanki Hoşap suyu kıvranır bana
Ben giderim, o gelir bana
Ötelerden yük taşır gelecek zamana
Vatan satanlar kelepçe bana
Çünkü dünya riyakardan yana
1989- Van
Bu şiirin hikayesi:
Yıl 1989, Hakkari Yüksekova'da görevliyim..
Yıl 1989, Hakkari Yüksekova'da görevliyim..
Ancak, gerçekten insanlık değerlerinden uzak birilerine herkesin arkasından söylediğini ben yüzüne söyleyerek 'şerefsiz 'dedim..
Şikayet ettiler..
Bu dava sürerken başka bir şey oldu..
Ona karşı çıktım.
Bu defa 'emre itaatsizlikten ' şikeyet etiler.
Ve hakkımızda tutuklama kararı çıkardılar. tutuklanarak askeri mahkemeye gideceğiz.
Mahkeme Van'da..
Beni van'a götürün ise kendisine 'şerefsiz' dedğim için hakkımda şikayetçi olan kişi..
Yüksekova'dan Van'a giderken şimdi Güzelsu denilen Hoşap kalesinden geçilir.
Kale derin hoş bir vadi içinde kartal yuvası gibidir..
Kalenin burcunda bayrak dalgalanıyor ancak,yırtık pırtık.
Biz tutuklanmış hapse götürülüyoruz ama yüreğimiz Bayrağın yırtılmasına razı değil..
Bu şiir o sebeble yazılmıştır..
http://www.antoloji.com/o-gelir-bana-siiri/https://sairinyeri.blogspot.com.tr/2006/09/gazanz-mbarek-olsun-o-gelir-bana.html
::::::::::::::::::::::::
Yüksekova'da kurulan "bi " lira borsası
http://blog.milliyet.com.tr/-anneler-gunu-parasi--ve-yuksekova-da-kurulan--bi--lira-borsasi/Blog/?BlogNo=178254
::::::::::::::::::::::
İnek Çarpsın
Arama Sonuçları
İnek çarpsın / Sosyoloji / Milliyet Blog
blog.milliyet.com.tr/inek-carpsin/Blog/?BlogNo=7163
http://www.avuckoyu.com/akademik.asp
necati çavdar - Avuckoyu
www.avuckoyu.com/akademik.asp
Molla Hüseyin Barçin
Korkma
https://sairinyeri.blogspot.com.tr/2006/09/bir-akam-vakti-korkma.html
.......................
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Toplumsal Uzlaşıya Katkısı
Erzurum, Atatürk Üniversitesinde öğretim üyesi olarak bulunduğum yıllarda, Üniversitem beni Güneydoğu Anadolu'da alanımda bilimsel araş-tırmalarda bulunmak üzere görevlen-dirmişti (sene 1976 idi). Gidip on beş gün kadar Van ve Hakkari illerimiz yörelerinde sosyal ve hukukî amaçlı araştırmalarda bulundum. Gittiğim önemli yerleşim yerlerinden birisi de Hakkari ili Yüksekova ilçesiydi. Burada ilçe müftülüğüne uğradım. Beni, resmî hiçbir görevi olmayan ama zamanının çoğunu müftülükte geçiren, Allah rahmet eylesin, merhum Molla Hüseyin Narçın Efendi ile tanıştırdılar. Kendisi gerçekten iyi bir dinî ve sosyal bilimler tahsili görmüş bir zat idi. Âcilen bir yere gideceğini ve hemen döneceğini söyledi, izin istedi. Dönüşünde gidiş nedenini anlattı. İki aile arasında bir uyuşmazlık varmış, bayağı büyük boyutlara ulaşmak üzere iken Molla H. Narçın'ın hakemliğine müracaata karar vermişler. O da hemence gitti. Sonuçta o zat, ihtilâflı tarafları uzlaştırmış, kavgayı önlemiş. Müftülük yetkilileri, kaymakamlık yetkilileri, adliye yetkilileri... derken her kimi gördü isem, hepsi de bu zat ile mülâkat yapmamı önermişti. Çünkü gerçekten kültürlü, din ve sosyal bilimleri şahsında özümsemiş, yüksek öğrenim görmüş (Rızaiye ve Bağdad medreselerinde okumuş), birkaç dile vakıf bir kişiliğe sahipti. (Türkiye'de terörün şu anda yaygın olduğu bu bölge için şu makalelerimi tavsiye ederim. Birincisi; “Hakkari ve Civarında Halkın Dinî ve Ahlâkî Yaşayışının Günlük Hayatta Tezâhürü Üzerinde Bir Araştırma”, Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Dergisi, sayı 2, sayfa 73-113, Ankara 1977. İkincisi; “Doğu ve Güneydoğu Yerleşim Birimlerinin Ortak Sorunu ve Güvenliğin Sağlan-masında Tesbitler ve Bazı Öneriler”, I. Milletlerarası Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Güvenlik ve Huzur Sempozyumu Bildiriler Kitabı, sayfa 37-83, Elazığ 2000)
Not:: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Mart 2008 sayısında yayınlanmıştır
Prof. Dr. Ali Şafak
http://diyanethaber.blogspot.com.tr/2009/03/diyanet-isleri-baskanlgnn-toplumsal.html
................
"Molla Hüseyin Barçin
(5 Mayıs 1974 - Yüksekova'nın ilk resmi kurtuluş töreni. Kaymakam ve Belediye Başkanı Yüksekova'nın tarihçesini bilmedikleri için o söz aldı.)
http://www.yuksekovahaber.com.tr/galeri/nostalji-gecmisten-kareler-1125-n15.htm
...................
PTT ve Cabbar:
(Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Cezaevi - Yıl: 1979)
http://www.yuksekovahaber.com.tr/haber/gecmisten-kareler-21-20204.htm
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Toplumsal Uzlaşıya Katkısı
Erzurum, Atatürk Üniversitesinde öğretim üyesi olarak bulunduğum yıllarda, Üniversitem beni Güneydoğu Anadolu'da alanımda bilimsel araş-tırmalarda bulunmak üzere görevlen-dirmişti (sene 1976 idi). Gidip on beş gün kadar Van ve Hakkari illerimiz yörelerinde sosyal ve hukukî amaçlı araştırmalarda bulundum. Gittiğim önemli yerleşim yerlerinden birisi de Hakkari ili Yüksekova ilçesiydi. Burada ilçe müftülüğüne uğradım. Beni, resmî hiçbir görevi olmayan ama zamanının çoğunu müftülükte geçiren, Allah rahmet eylesin, merhum Molla Hüseyin Narçın Efendi ile tanıştırdılar. Kendisi gerçekten iyi bir dinî ve sosyal bilimler tahsili görmüş bir zat idi. Âcilen bir yere gideceğini ve hemen döneceğini söyledi, izin istedi. Dönüşünde gidiş nedenini anlattı. İki aile arasında bir uyuşmazlık varmış, bayağı büyük boyutlara ulaşmak üzere iken Molla H. Narçın'ın hakemliğine müracaata karar vermişler. O da hemence gitti. Sonuçta o zat, ihtilâflı tarafları uzlaştırmış, kavgayı önlemiş. Müftülük yetkilileri, kaymakamlık yetkilileri, adliye yetkilileri... derken her kimi gördü isem, hepsi de bu zat ile mülâkat yapmamı önermişti. Çünkü gerçekten kültürlü, din ve sosyal bilimleri şahsında özümsemiş, yüksek öğrenim görmüş (Rızaiye ve Bağdad medreselerinde okumuş), birkaç dile vakıf bir kişiliğe sahipti. (Türkiye'de terörün şu anda yaygın olduğu bu bölge için şu makalelerimi tavsiye ederim. Birincisi; “Hakkari ve Civarında Halkın Dinî ve Ahlâkî Yaşayışının Günlük Hayatta Tezâhürü Üzerinde Bir Araştırma”, Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Dergisi, sayı 2, sayfa 73-113, Ankara 1977. İkincisi; “Doğu ve Güneydoğu Yerleşim Birimlerinin Ortak Sorunu ve Güvenliğin Sağlan-masında Tesbitler ve Bazı Öneriler”, I. Milletlerarası Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Güvenlik ve Huzur Sempozyumu Bildiriler Kitabı, sayfa 37-83, Elazığ 2000)
Not:: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Mart 2008 sayısında yayınlanmıştır
Prof. Dr. Ali Şafak
http://diyanethaber.blogspot.com.tr/2009/03/diyanet-isleri-baskanlgnn-toplumsal.html
................
"Molla Hüseyin Barçin
(5 Mayıs 1974 - Yüksekova'nın ilk resmi kurtuluş töreni. Kaymakam ve Belediye Başkanı Yüksekova'nın tarihçesini bilmedikleri için o söz aldı.)
http://www.yuksekovahaber.com.tr/galeri/nostalji-gecmisten-kareler-1125-n15.htm
...................
PTT ve Cabbar:
OSMAN DARA ARŞİVİNDEN
YÜKSEKOVA HABER
(Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Cezaevi - Yıl: 1979)
http://www.yuksekovahaber.com.tr/haber/gecmisten-kareler-21-20204.htm
////////////////7777777777777////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////77//////
Kıbrıs GAZİsi Nizamettin Aşar'dan
Nizametin Ağbi, sağ olsun Yüksekovada vazife yapan arkadaşların listesini gönderdi..
Nizamettin Aşar,
Ayhan Torun,
Muzaffer Aydın,
Haydar Bek,
Nihat Önder,
Sabahattin Sezgin,
Hüseyin Özbek,
Ethem Yaman,
Ali Demir,
Ramazan Tuncay,
Okay Emin,
Rıza Kumaşlar,
İzzet Aygün,
Nuri Türköz,
Mustafa Cesur,
Mustafa baloğlu,
Ali Önder,
Ali Emre,
Naim Şen,
Şuayip Çekiç,
Şahin Atlı,
Mustafa Özayhan,
Halim Onat,
Sedat Veyisoğlu,
Naci Özdemir,
Hasan Basri vural,
Melih İşcan,
İbrahim Damarlı,
Selim Gürkan,
Necati Çavdar
https://www.facebook.com/profile.php?id=100008429532539
40 yıl önce Yüksekova'da tanışma saadetine ulaştığım haza beyefendi Kıbrıs GAZİsi Nizamettin Aşar ağabeyin - babası gibi millet vatan sevdalısı- Oğlu Ertunç Aşar 29 eylül 2020 tarihinde elim bir trafik kazası ile dünyamıza veda etti.
Bu resmin altıan Nizamettin ağbi Şöyle yazmış:
"20 Eylül Melek yüzlü yavrumuzdan ayrılalı 4 ay oldu.Acı ve özlemimiz ömür boyu devam edecek.Dualarımız onunla .Vatan ve bayrak sevdalısı asker oğlumuz gördüğü her tepeye şanlı bayrağımızı dikerdi.Allah ondan razı olsun.Nurlar içinde uyusun mekanı cennet olsun inşallah"
ve
Canım oğlumunun vefatından önce yazdığı en son yazısı diyerek
rahmetli Ertunç Aşar'ın aşağıda verdiğimiz son paylaşımını vermiş:
"5 Eylül 2020 Gündoğan sabahı sizce nasıl yazmışım???
Bugün güzel ve heyecanlı eylül kendini hissettirmeye başlıyor, hafif meltem yerini serin ve sakin bir rüzgara bırakıyor, bu rüzgar ağaçların ve yaprakların arasında birbirleriyle konuşmasına sohbet etmesine fısıldamasına vesile oluyor. Bu sesler insana ayrı bir huzur veriyor. Belki de bu heyecan sonbaharın gelmesiyle birlikte doğanın biraz inzivaya çekilmek istemesi. Sert rüzgarlar ve gri bulutların güneşe “hadi sen dinlen istersen, hem senle birlikte ağaçlar, kuşlar, toprak da dinlensin biraz” der gibi.
Deniz her zamankinden daha coşkulu ve heyecanlı. mavi dalgaların arasına saklanmış beyaz köpükler yarış halinde en önce kıyıya kim ulaşacak acaba? Belki de kum taneleri vuslatı sabırsızlıkla bekliyordur. Belki köpükler hep denizin koynunda kalmak istiyordur. Her ne olursa olsun bu coşku içinde hayatı boyunca bekleyen ve beklenen farkında olmadan defalarca buluşur, heyecan asla bitmez, bitmesin de...
Derken bir hatıra derinlerden seslenen bir anı...
Sanki daha 8-10 yaşlarımdayken okulların açılmasına bir kaç gün kala beyaz yakalı önlüğüm, gece başucumda uyuduğum yeni aldığımız parlak ayakkabımın kokusu, sevinçle karışık sıra dışı heyecanım, sallanarak dans eder gibi nefes nefese okul yolunda çınar ağaçlarının yerlere sırt üstü uzanan hafif kavrulmuş belli belirsiz incecik damarlı benzersiz yaprakları, güneş ışığının dalların arasından her fırsatta kendini gösterme isteği, kirpiklerimin gölgesinin yanağıma yansıması, yolun sonuna yaklaştığımda aslında dünyanın en güzel sesi olduğunun sonradan farkına vardığım okul arkadaşlarımın cıvıltıları, öğretmenlerimin gözlerindeki bitmek tükenmek bilmeyen kıvılcım. Bir anne gibi kucaklarını ardına kadar açmış hepimizi içine çeken huzurlu gülümsemeleri..."
Cenabi Allah, kimseye evlat acısı vermesin..
Başta Ertunç kardeşimiz olmak üzere tüm müminlere rahmet etsin, derecelerini yüce eylesin..
kalanlara sabır , sekinet ihsan etsin.
Sevinç Aşar, Nizamettin Aşar ile birlikte.
Vatan bayrak sevgisiyle dolu canım kardeşim Mekanın cennet olsun .Rabbim seni şehitlik makamına erdirsin .



















































































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder