29 Aralık 2023 Cuma

TOKİ' de İstim...

 

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..

AKP'liler OKUmasın "TOKİ' de İstim..."

TOKİ' de İstim...

 

 

İktidarlar iş yaptıkça hata yapması, insanların hata bulması normal.

Yerinde otursa kimse bir şey demez.

Ancak iş yaparken de sadece "güven" yetmiyor.

İşi "ehline vermek" ve "Denetim" gerekli..

Hükümetin bence içerde iki önemli işi var.

Birisi; yollar..

İkincisi; bina açığını kapatacak faaliyetler..

Konuktan "konut" türetilmiş ama bizim insanımızın, kültürümüzün bu tür ihtiyacı karşılayan kelimesi "Ev'dir.

"Ev"lerin çeşitli şekilleri olabilir.

İmkanı geniş olanların az katlı ve gerçekten "ev" olan yapıları gibi artık özellikle şehirlere yığılmış, imkanı dar insanlar için oluşturulan apartman daireleri şeklindeki sosyal konutlara "ev" demek hiç de garip değil.

Hükümet önemli bir karar alarak hem "ev " açığını kapatmak hemde bu söktörde emek yoğun çalışıldığı için iş alanları oluşturmak, bu sahada girdi üreten sanayiciye nefes aldırmak üzere "ev" yapımına önem veriyor.

Güzel.

Bunuda Toplu Konut İdaresi denen TOKİ aracılığı ile yapıyor, yaptırıyor.

TOKİ büyük rekamlar yapmaya başlayıp, başındakilerin ikidebir gazete- dergi sayfalarında üçretli reklam cinsinden sözde beyanatları arka arkaya sıralanırken "eyvah " dedim.

Çünkü o bir kamu kuruluşu idi.

Yapacağı değil, yaptıkları ile ortada olmalıydı.

Milyonların "ev" açlığına rağmen reklama yönelik para savurmalar neyin nesiydi?...

Bu işin erbabı olanlar onradaki sıcak parayı görünce peşlerine düştüler. Beyzadeler de hiç bir dönem göremeyecekleri ilgi karşısında kendilerini "vay be.. ben ne imişim" diyerek anı değerlendirmiş, geleceğe dönük "hayaller" kurmuş olabilirler.

Nasıl olsa millet kesesinden..

......

Eryaman'da TOKİ'nin teşvik ve desteği ile binalar yükseliyor.. Dıştan baknca güzel..

Biraz içine girelim şu meselenin dedik.

Emlakçı ile konuşuyoruz..

"Ağbi yanlış yaptılar" diyor..

Peki yanlışı ne?

"Eryamanda önce bir banka kanalıyla başladılar.

Ve Silahlı Kuvetler mensuplarına yönelik bir ataktı.

Güzeldi ancak.

Çoğu ihtiyacı olmayan ve o an parası olanlar müracaat ettiler.

O an parası olmayan, peşinat yatıramayanlar hava aldı.

Esas ihtiyaç sahiplerine değil ranta yönelik bir oluşum oldu.Öte yandan kimi emlakçılar bir kaç milyar komusyon vererek doğacak hakları ve borcu noter sözleşmeleri ile üzerine aldılar.

Yani evler hemen devredilmiş oldu.

Gidin bakın. Bitmiş olanların çoğu kiralığı bırakın, boş ve satlık.Neden rant getirmesi için alanlara kamu arazileri ve imkanları adata peşkeş çekildi."

Peki ne olabilirdi diye soruyoruz?

Söylediği şu:

"En az 10 yıl, devir ve satış hakkı verilmese idi, böyle olmazdı.Gerçek ihtiyaç sahipleri istifade edebilirdi."

İyi ama, bu mülkiyet hakkına müdahale değil im?

"Mülkiyet hakkı !..

Arsa milletin..

Altyapı milletin..

Para milletin.

Ama o an parası olan ve ihtiyacı bulunmayanlara millet kesesinden vereceksin.Sınırlama koyunca da mülkiyet hakkı olacak.

Eğer garip gurbaya, evi olmayana verilse idi millet kesisinden de olsa kimse bir şey demez , içine kurt düşmezdi"..

Sohbet uzuyor..

"Göksu çevresi de iyi oluyor "diyoruz..

"Evet iyi oluyor!..

O bölgedeki arsaları %50 ile babayın oğluna verirdiniz..

Ama ne yaptılar imarlı, altyapılı arsayı %23 ile birilerine verdiler..

Adam batıyordu. Git bak.(.... ) yerdeki binaları yıllarca bitirememiş, icra dayanmıştı.

Gitti bir ortak aldı.TOKİ'den de destek..

Yaptıkları yerleri dar gelirliler için yapmıyorlar ki. Maliyetini hemen hemen peşin alıyorlar.Üç beş, on katına satıyorlar.

Zaten %50 ile kazanabilirdi.Bir de adama %27 cebine koyduuz.Adam uçtu.Fiyatları da uçurdu..

Milet körmü, bunları görmüyor mu? "

Evet birileri millet kesesinden uçuruluyor.

Her dönemdede yaşanan olaylar. Ancak , "AK iktidar" diye yola çıkanlar daha dikkatli olmaz mı?

Başbakan, sürekli uçuruluyor..

Allah aşkına!.. Birde yerdekilere baksa ya?

Ya da o kurumların internet sitesine girip, hangi firmaların reklamları kamu eliyle yapılıyor, kime ne imkanlar sunuluyor görse ..

İnşallah kangurular memleketine yaptığı çok ama çok verimli seyahatten dönecek ve bu konulara eğilecektir..

.......

Sincan Yenikent'te yoksul guruba sosyal evler yapılıyor..

Güzel.

Ancak katılım 450 milyon gelir sınırı ile sınırlanmış.

Eğer siz BAĞ-Kur ve SSK emeklisi iseniz bu sınırın altında geliriniz de olsa "ev "almak kurasına katılamıyorsunuz..

Geliriniz, 450 milyon üzeri mesala 500 milyon geliriniz olsa ama hiç eviniz yok, başka gelirinizde olmasa kuraya katılamıyorsunuz.

İyi bir adalet(!).

Peki bunu TOKİ'nin diğer faaliyetleri içinde uygulamıyor, evi olan ve çok daha yüksek elire sahip olanlara kamu kaynakları ile "imkan" veriyorsunuz?

Anlamış değilim.

Diğer yandan, TOKİ'nin Yenikent evleri için bastıılan broşürün alt köşelerinde "Eskıdji" logosunu görüyorsunuz.

Allah..Allah!..

Peki burada Dikran beyin işi ne?

Bu evleri almak için müracaat etmek üzere binlerce insan bir birini kırıyordu.

Kime ne reklamı yopıyorsunuz?.

Dikran bey, Kime, neyi satıyor?

Eğer hakikaten bir marntığı var ise , o firmalar gitsin Karaman'daki TOKİ'nin diktiği ve yakın zamanda örümceklere mesken olacak olan heyulelerini satsın, ya da Hakkari'dekileri..

Ama zaten almak için sıralar oluşturulan konutlarda kim neyi kaça satıyor, komisyonu ne?

Onu bunu bilmem, hesap kitaptanda anlamam.

Ancak TOKİ, istim vermeye başladı..

Hükümet edenlerin başları çok ağırıyacak gibi görülüyor.

Gelin güzel gayeler için güzel başlanan işleri berbat etmeyelim..

Milletin imkanlarını, hiç değilse "hak edene" sunalım..

5 KASIM 2005

 

https://www.facebook.com/notes/977495772735002/

RESMİ “RÜŞVET”, AB REFORMUNA UYMAK İÇİN Mİ?

 Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan


RESMİ “RÜŞVET”, AB REFORMUNA UYMAK İÇİN Mİ?

RESMİ “RÜŞVET”, AB REFORMUNA  UYMAK İÇİN Mİ?

                                                                        NECATİ ÇAVDAR... 3 ARALIK 2003

  

03 Aralık 2003 Çarşamba günü Anadolu Ajansı, MİLLETVEKİLLERİNE DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR DAĞITILDI “ şeklinde verdiği  haberde şöyle diyor: “

TBMM Başkanı Bülent Arınç, güçlü bir ülke için güçlü bir meclis gerektiğini belirterek, bunu gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini bildirdi.      Meclis'te ''AB Reformu'' çalışmaları kapsamında her milletvekiline bir dizüstü bilgisayar sağlanması projesi bugün hayata geçirilerek milletvekillerine bilgisayar dağıtımı yapıldı.”

TBMM  Başkanı gerçekten ilginç projelere imza atıyor.

TBMM Başkanı Arınç’a bu ilginç projeleri yapma imkanı veren yakın çevresindeki ekibini kutlamak gerek.

Her nedense, bu ekip her seferinde kendilerinin karlı  çıkacağı ama  binlerce çalışanın mağdur edileceği, yada onların sırtından uzuca getirilen projelerle  TBMM başkanı Arınç’ı kamuoyunun huzuruna çıkarıyor.

Bilebildiğimiz kadarı ile  TBMM Başkanı Arınç’ı şu parlak projelerle  kamuoyunun karşısına çıkardılar:

1.                  Milletvekili  lojmanları, vekillerin elinden alındı.

Ancak, hala yüksek meclis bürokratları oto ve lojman saltanatını sürdürmektedirler.

2.                  Personel servisleri “masraflı” gerekçesiyle kaldırıldı. Ama  TBMM’nin yüksek bürokratları makam servislerinden hala vaz geçmedi.

3.                  ''AB Reformu''  gibi yüce bir değere(!) ulaşmak adına her milletvekiline bir dizüstü bilgisayar dağıtıldı.

Ancak TBMM’nin  yüksek (!) bürokratlarına da  aynı bilgisayarın   dağıtılacağı haberleri kimi basın organlarında verildiği halde bu yüksek bürokratlara dağıtılması kimsenin dikkatini çekmedi.

Öte yandan dağıtılan  bilgisayarların  hangi kaynaktan sağlandığı çok güzel bir organize ile milletin gözünden kaçırıldı.

Bilindiği gibi  daha önce  vekiller ve TBMM personeli maaşlarını  farklı bankalardan alıyorlardı.Ancak  İş Bankası “Ben şunu veririm” dileyerek  eski yeni milletvekillerinin ve TBMM personelinin  maaşlarının bundan böyle kendi kanalları ile  ulaşması için Meclis yönetimli ile bir protokol imza etmiş.

Bu protokole göre, 550 Milletvekili ve üst düzey Meclis yöneticilerine( toplam 650 adet) diz üstü bilgisayar ikramında bulunmuşlar.Ve bu ikram TBMM tören salonunda yapılan törenlerle ve resmi  personel eliyle  sayın vekillere “AB Reformuna  erişmek adına”ulaştırıldı.

Elbette bu işte bankanın bir karı vardır. En azından reklam yapmışlardır.

Vekillerimize hayırlı olsun.Güle güle kullansınlar.

Fakat, toplamda milletvekillerinin maaşı tutarlarından daha fazla yekün teşkil eden personel maaşları karşılığında personele ne  ikram edilecek?

Bankanın bir karı varsa bunu personel servislerinin finansmanında kullanması belki düşünülebilir.

Ancak edindiğimiz bilgilere göre;  “AB Reformuna uymak” adına yapılan  ve  eski idrakimize göre resmen  rüşvet olarak sunulan bu ikramla yetinilerek, personel avuçlarını yalayacak.

Böylece  personel sırtından vekillerimize ikram sunan parlak fikirliler, Meclis Başkanı’na  çok güzel ve yıllarca hatırdan çıkmayacak bir icraata(!) imza attırmış olmakla kalacaklar.

Ve  rüşvetin her türünden uzak duran Arınç, eskilerin “rüşvet olarak” gördüğü bir  eylemi “AB reformlarına uymak” adına şirinleştirdiği için   uzun yıllar hayırla(!) yad edilecek..

Pes doğrusu. Millete rüşvetin  sesli ve  görüntülü sunumu ancak böyle olur. İlgilileri bu güzel teşebbüslerinden(!) dolayı kutlarken “e-meclis nasıl olur?” onu da başka bir yazımızda anlatırız.

 

 


AKP'liler OKUmasın... "YETİMHANEDE MİRAS MI VERİLİYOR?

 

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..

AKP'liler OKUmasın... "YETİMHANEDE MİRAS MI VERİLİYOR? "

..............

 

Ya Kerim...

Ey Kerim Allah nelere kadirsin..

...

Bu sütunları takip edenler bilir ki; biz kimi "iş" bilir  bürokratları aylardır yazıyoruz. Zira  her partinin atadığı,herkesim ve düşünceden hırsız, uğursuz çıkabilir.Adam AK parti döneminde bir yere geldi diye ak kaşık değil ya..

Birileri bu yazdıklarımı yeni zannedip, sağa sola saldıracak olursa onlara  da"hoşt" demek gerek...

Zira, "30.12.2004" da "2 KASIM 2002'YE DÖNÜP BAKINIZ" başlıklı bir yazı yazmışız..

Başbakan Tayyip  Erdoğan, partisinin yılın son  TBMM Grup Toplantısı'nın basına kapalı bölümündeki   " Diğer iktidarlar yolsuzluk nedeniyle gitti. Biz de aynı duruma düşmemeliyiz. Bu konuda dikkatli olmalıyız. İşi sıkı tutmalıyız. Hükümet olarak en hassas olduğumuz konuların başında yolsuzluklar geliyor... Daha önceki iktidarlar yolsuzluk nedeniyle gitti. Biz de aynı duruma düşmemek için dikkatli olmalıyız" diye konuşması gerçekten önemli. İnşallah havada kalmaz. Zira yolsuzluğun kendisi değil söylentisi bile iktidarları yiyor, bitiriyor.." demişiz.

"Yeni dostların konumları, kendilerini sunumları, yürüyüşleri, arabaları farklı...Onlara uymaya kalktın mı yandın.Para gerek.  Birde çocuğu çocuğu, eşi onlarla buluşturdun mu "yıkılası viranede evlad-ı iyal" derdi sizi alıp bir yerlere götürüverir."  diyerek kimi vekillerin, kimi bürokratların değişip, geliştiğini (!) söylemişiz..

Birde anlatım sunmuşuz: " Bizimkiler iktidara geldi....Gencecik danışmanlar... Öyle vekil danışmanları gibilerden değil. Daha üstekiler... Emin olun oturacak yerleri yoktu... Oran civarındaki  dairelerimden  bir kısmını onlara. sırf yardım olsun diye  bedava tahsis ettim.... Ama gel gör ki; ilk zamanlar, üçü beşi aynı yerde kalmalarına rağmen dairelerin   elektrik,  su , apartman aidatını karşılayamayan bu adamlar, bir süre sonra  yüz milyarlarca değeri olan daireler alarak taşındılar. Bu değirmenin suyu nerden geldi?... Nasıl bu noktaya geldiler?..  Bilemiyorum.. Hemen  kendilerine yeni yeni  dostlar edindiler.Ankara'yı bilmezler, imkanları yok, o nedenle kendilerine yardım olsun  diye  ev açtığımız insanlara bizlerin ulaşması bile mümkün değil." diyordu."

Ve  eklemişiz:"Bunları söylerken yanınızda başka şahitler, hatta Başbakan'ın yakınlarındaki insanlardan kişiler vardı. Bu tür  ileri geri konuşmalar artık  Ankara sokaklarında konuşuluyor..İş işten geçmeden  eski halinize dönünüz. Zira millet, sizi öyle bildi, öyle gördü ve o şekilde olurlar diye gönderdi.Esas işinize; işsiz, emekli, asgari ücretli ve çiftçinin yani milletin gündemine, millete  dönün.Huzuru bulun..Aksi halde huzurda bulamazsınız. Kendinizi bir daha Ankara'da da görmezsiniz..İsterseniz şöyle geriye, 2 Kasım 2002'ye dönüp bakınız."

Evet yeni İSKİ'ler ortaya çıkmadan birileri tez elden  kimilerinin cemazüyyelevellerine baksa iyi olur.

Değirmenin suyu nerden geliyor?

 

 

http://necaticavdar.blogcu.com/-/4588533


https://www.facebook.com/notes/1380846628973584/

AKP'liler OKUmasın... "İSKİ, UNUTULMAMALI"

 

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..

AKP'liler OKUmasın... "İSKİ, UNUTULMAMALI"

Necati Çavdar-3.3.2005

 

İSKİ, UNUTULMAMALI

(1)

 

Bilindiği gibi bir dönem SHP diye bir parti vardı.Başında da Erdal İnönü.

Bu partiye mensup insanlar, "yalan ,dolan, talan"  sloganları ile eski yönetimi devirerek  yerel yönetimler seçimlerinde adeta hemen her yerde yerel iktidar oldular. SHP kadroları  koltukları doldurdular..

Bir süre  sonra  İSKİ  sakandalı patlak verdi. Herkesin elinde , dilinde İSKİ..Ve adeta  yer yüzünde su yerine tüm musluklar,  rüzgarlar  kendi sesleri yerine  İSKİiiiiiiiiiiii diye ses verir oldu.

 İSKİ, ismini dağa taşa, sağır sultana duyurdular. Tabii ki İSKİ'nin çağrıştırdığı tüm olumsuz anlamları da..

Hiç kimse kalkıp da "Partinin o günkü lideri Erdal İnönü, bu işin içinde" demedi..

Hatta İSKİ'nin bir numaralı amiri olan zamanın  İstanbul Belediye Başkanı  Nurettin Sözen için de bir şey denmedi.Adam  şan ve şerefle şimdi parlamento  yerini  aldı.

Bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir" diye  bir darb- meselimiz var. Yapılmasından ziyade duyulması tehlikeli ..

Bir şey duyuldu mu artık onu kimse silemiyor. Koskoca parti ve onun lideri de silemedi. Bir çoğu  baldırı çıplak insanları millet bunlar daha dürüst, hiç değilse Allah korkusu var diye yerel de iktidar yaptı. Millet, başta Tayyip Erdoğanlar olmak üzere bir çok değeri  böylece tanımış oldu.

O hızla genelde de iktidara oturdular ki, bir 28 Şubat  dayatması alaşağı etti.Ama  yerelde o gün  bugün iktidar koltuğundakiler hala yerinde ve başarılı hizmetlere de imza atmaya devam ediyorlar..

Buraya nerden geldik?

 İSKİ'den ve İSKİ'nin başındaki bir  veya birkaç bürokratın yediği söylenen naneler yüzünden bir partinin başına gelenlerden....

Geçenlerde  "İş" bilir  bürokrata değinmiştim.İş bilenlerden biri  tutar, o yazıdan kast edilen 'benim' diyerek  bir arkadaşı;" Beni bilirsen sen bilirsin, başkası bilmez..Şöyle eder, böyle ederiz" gibilerden vızıldayarak en son  ağzındaki baklayı çıkarıyor. "Nasıl oluyor da AK Parti'nin bürokratı için bunları söylüyorsunuz"  diye sözde tehdit eder..

Burası mühim.

Oldu ki AK Parti, bir bürokratı  iş başına getirdi.O da elindeki imkanları  kendi ve çevresinin  "iş"lerinde kullanıyor. Buna kimse ses çıkarmamalı mı?

Hele hele onu oraya getiren AK partililer ya da yediği herzeleri duyanlar susmalı mı?

Susarsa ne olur?

 İSKİ'ler olur..

SHP'yi  koruyan, kollayan dinamikler mevcuttu.

Milletin iradesinin seçim sonuçları ile ortada olmasına rağmen,  içerde AK Parti iktidarının hala meşruiyetini  kabullenmeyen  çevrelerin varlığı unutulmamalı.

Zaten zaman ve zemin kolluyorlar.

Siyaseti önce bozup sonra dizerek şekillendirmek için gerek siyasal yelpazedeki hareketlilik gerekse  olabilecek değişiklikler için psikolojik ortamın oluşturulmasına yönelik  olarak kimi kasetler topluyor, kimi tökezlemesine bakıyor.Kimi telefon kayıtlarını gözden geçiriyor. "Özel yapım" ve "özel servis" edilen kasetler, cd'ler, filimler ortada gezmeye başladı bile..

Birde  "iş" bilir bürokratlar ortaya çıkarılırsa o zaman görürsünüz püsküllü belayı.

Ve milletin huzuruna gidererek "Alın size  istediğiniz, arzu ettiğiniz AK İktidar!"diyerek propaganda yaptıklarında,  "iş" bilir bürokratlar!

Ne  çok güvendiğiniz sizi oraya getiren etkililer, ne ortaklarınız kalır.Ya da  kimi  gelişen ve de değişerek  "eski gömlekleri" çıkarmayı marifet sayıp 'dem bu demdir' diyerek  "iş" bilir bürokrat haline gelenler, derhal saf değiştirerek yeni ağalarına  dosya üstüne dosya servisine başlarlar.

Bu geçmişte oldu gelecek de olacaktır..

Mühim olan sağlam durmak, hele hele namuslu olmaktır.. Yoksa oradaki makamların hiç biri  kimsenin babasının malı değil.

İnşallah milletin verdiğini millet alır.

Aksi halde  siyasilerin sıkıntısının ötesinde hem millet hem de ülke sıkıntıya girer.

Aman ha, iktidarın ucundan tutanlar size söylüyorum:

Yanınızdaki yörenizdekilere dikkat edin. Yoksa pandoranın kutusu açılınca sizler de şaşıracaksınız. Baksanıza yanınızdaki misafir(!) kuşlar uçuyor.Hangi  sözde şirketlerin iş tutmak için; nerelere kimleri getirdiklerini, bunların arksında kimlerin referansları olduğu, bunlara "iş" tutturmak için güya millet ve memleket hayrına  kimi projeleri göstermek arzu ile bakanları bile  "uçurduklarını" açıklarsa soğuk  terler  dökersiniz.Veya  adam, bu özel bürolardan proje takipçilerini ya da millete makamları kapatıp sadece ve sadece  "iş" adamları ile bunların  "iş" bilir" bürokratlarına açan yanınızdakini alır gider de bakar kalırsınız..

Bu hükümet, kim ne derse desin hala içerde meşruiyet problemi yaşıyor, dışarıdaki meşruiyeti ise ülke aleyhine vereceği tavizlere bağlı..

Ülkenin bir baştan bir başa soygun ve yolsuzluklardan yaşamasından  sonra  gelen bu iktidarın milletle irtibatı ama tek irtibatı ise dürüstlük, doğruluk.Tek sermayesi var oda doğruluk ve dürüstlük.

Bunun ötesi yok.

Hele hele pisliğe bulaşmış ya da bulaşma istidadı içendeki  Ak Parti bürokratlarını  koruma, pisliği halının altına süpürme gibi bir lüksü yok.

Eğer öyle yaparsa birisi gelir  o pisliklerle birlikte halıları  kaldırır da  halıları başlarına örtmüş bulurlar.. İSKİ'leri birileri unutmuş olabilir.  Fakat  milletin hafızasında  çağrışımları hala taze...

Yoksa iş bilirlik konusunda  bundan öncekilerden daha"iş"bilir olduklarını, olacaklarını kim söyleyebilir? 

https://www.facebook.com/notes/3497760310247267/

Anlayana "NEREYE GİDİYORLAR?"

 

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..

Anlayana "NEREYE GİDİYORLAR?"

NEREYE GİDİYORLAR?

İstanbul’da Ermeni konferansı.

İçerde;  farklı fikirlere tahammül yok.. Dışarıda, protestoculara..

Adı demokrasi.

 Türkiye’de şu an bir Ermeni problemi mi var ?

Ermeni problemi var ve bu gün Karabağ’da var.

Bu anlı şanlı  sözde akademisyenler, aydınlar!..

Neden aynı konferansı  Karabağ’da yapmıyor,  birilerinin  kendi yaşamadığı, hatta   uydurduğu hikayeleri İstanbul’da dinliyor da,  haydi Erzurumlu Müslüman’ın acıları sizi  sarmıyor, unuttunuz.  Karabağ’da  hala acılar içinde kıvranan mağdurları  neden  dinlemiyorsunuz?..

İstanbul’da oynanan tiyatroya  Başbakan da destek vermiş..

Durur mu  daha dün Mecliste  -bunların ölçüsüne göre “Monolog” şeklinde - Ermeni  paneli düzenleyen ve  Meclise diktirdiği, ateşi sönünce yüksek kazıktan ibaret kalacak olan,  şimdilik iki milyar masrafla yakılan ateşle, gerçekten demokrasi meşalesi  yaktığını  sanan  Bülent Arınç’da sözde konferansı  protesto edenleri ” bir avuç” diye nitelemiş.

Evet protesto edenler bir avuç  ve yürekleri çok büyük  insandı.

 Ya kanattığınız    vicdanlar?..

Onlar  milyonlardı.

 Siz artık milletten esen rüzgarlara kapalı ancak ABD’den AB’den esen rüzgara göre yön değiştirdiğiniz için  farkında değilsiniz.

Hatay’da  bilmem ne toplantısı  tertipliyorlar.

Öne iki “resmi sarıklı “dizmişler yanlarında  onlarca papaz ve kippalı hamam..

Neymiş?

Hatay medeniyetlerin buluşma yeri...

Evet.. Ama.. Hatay, medeniyetlerin dövüşme yeri  değil ki...

Neden gidip aynısını  Kudüs’te yapmıyorsunuz.?..

 Bağdat’ta yaparak “Ey zalimler ne yapıyorsunuz “demiyorsunuz?

Sahi, Hatay neden seçildi?..

Misak-ı Milli İçinde kaldığı halde bizden koparılan ancak, son katılan vatan parçası olduğu için mi? AB’de  nazlanan Fransız’a  rüşvet için mi seçildi...

Gerekçeniz ne?

Kime neyi ispat etmek için çırpınıyorsunuz?..

                  11

Halkın, birikimleri, malları  birilerine pazarlanıyor!..

 

“Satacağız da  satacağız “diyorlar.

”Hak, hukuk tanımadan illa da satacağız..

 

Nereden getirirseniz getirin. Kime hizmet ederseniz edin, gayeniz ne olursa olsun.

Yeter ki parayı verin alın gidin” demeye getiriyorlar.

Yanlarındaki  Karartıcılar..

 

Çantacılar..

O kuruluşlar özelleştiğinde   yeni sahipleri nezdinde beş para etmeyecek  

sözde “adamlar”, “tabi efendim ne yaparsınız doğru “diyebilir.

Ama millet sıkıntısını çeker..

 

Elin oğlu özelleştiriyor ancak kendi adamını veriyor.Daha iyi işletecek birilerine.. 

Ha çağırıp genel müdür olarak kuruluşun başına geçirmişsin Mustafa’yı ha, sahibi olarak ona 

emanet etmişsin.

Yabancıların yaptığı bu.

Ama sen ne yapıyorsun.

Paravan arkasında  başkalarına

  teslim ediyorsun milletin birikimlerini......

 

Gerçi oda başka bir şey..

Çünkü  çoğu tarikat eğitimi, erkanı aldığı söylenen  bir   guruh; hak  

hukuk, insan ve İslam hakları deyince kulaklarını sağır ediyor.

Sadece çıkarına, bu gün ne kadar 

götürürüm , yandaşlarımıza ne kıyak yaparız onun derdindeler.

Belki elin oğlu daha  bir ahlak

esasına, yasa  bağlığına sahiptir. Zira , İsrailli silah satıcısı-kumarhane işletmecisi 

Bay OFER’er belki hala Tevrat’a bağlıdır da bunlar gibi  Ramazan ayında insanları açlığa, 

 

üç aylarda  parasını ödediği suyunu keserek  susuzluğa, elektriğini keserek  karanlığa  belki 

 boğmazlar..

Kendi çıkarlarına, eş dost  yararına iktidar gücünü kullanıyoruz diyerek çeteciliğe 

soyunmazlar..

Belki  bay Ofer, yatğı iş ve işlemlerde  yasalara daha bir  saygılı olur.

Çünkü onların  hala unutmadıkları bir kitapları vardır

.

Bunlar; Kitab’ıda, inancıda  her kutsalı kendi işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. Kullanmaya devam ediyorlar... Ha  biz olanları duymadık diyebiliyorlar.

Kat kat örtüler örtükleri makamlarına, evlerine perdeleri geçerek, ulaşıp duyurduğunuzda da   kulaklarını tıkıyorlar.

Hakşinaslığı değil, tarikat birliğini, parti bağlarını öne çıkarıyorlar.

Haksızlıkları es geçerek zulmün devamını sağlıyorlar.

Başbakan, sürekli geziyor aşağıda ise adama iş buldukları  işe yaramaz takımı kendi işlerine bakıyor.

Gerçek bir İslam anlayışına sahip olsalar her halde  en ufak haksızlık karşısında  irkilir,  kendilerine çeki düzen verirlerdi.

Eskiden tasavvuf önderleri kendilerine verilenleri yanlarına bırakmaz, başaklarına ikram edermiş, kendi geçimlerini kendi emekleri ile sağlarmış.

Şimdikilerde kelpler  gibi ne gelirse yiyorlar.

Onun için onların şakirtleri de  kendi önlerine gelen kemikleri kemirmekle  meşgul, eğer yağlı kemik yoksa milletin işlerini güçlerini bıkıp kendilerinedaha yağlı kemik bulma peşindeler..

Dün “hırsız” diye  afişe ettiklerinin adamları ile  her an hem haller.

Yüzlerinin perdesi sıyrıldığı içinde hiç utanmadan  “Görüştük.. Konuştuk..Yaptık.. Devam edeceğiz” diyebiliyorlar.

Ben anlamıyorum.

Ama  bir yerlere gidiyorsunuz.

Daha önce yazmıştık:

İçerde kimi çevrelerce 

 zaten meşruiyetiniz yok.

Dışarıdaki desteğiniz ise  vereceğiniz ödünlere bağlı.

Milletle arasızdaki

tek bağ, hala dürüst olduğunuza inanması.

 

Bu gün diyorum ki, milletle aranızdaki bağ  çok hızlı bir şekilde kopuyor.

İş başına getirdiğiz işe, güce yaramaz  takımı ve kapıkulları sayesinde batıyorsunuz..

milletin 

birikimlerini ucuz pahalı  ne idiğü bilinmezlere pazarladığınız için batıyorsunuz.

Sizin batmanız 

bir şey değil de, sıkıntısını millet çekecek..

Zira zulümle kimse abat olmamıştır.

Ve zulmün  

sonu da yoktur. Millete zulmetmeyin, sağa sola yerleştirdiğiniz yeni yetmelere dilim 

varmıyor...”p..”lere  ortalığı bırakıp uzaylarda dolaşmayın ,milletten kaçmayın.milleti dinleyin..

Başvekil Konuşmuş:  “Ben, özgürlüklerin en geniş anlamda

yaşandığı bir Türkiye'de yasamak istiyorum” 

Bende istiyorum ama sizin idarenizde  hiçbir emare de görmüyorum...

 

İktidar gücünü yanlış yerlerde kullanarak,  karanlıklar içinde satılan kamu mallarından..

 Meydanlarda  biraz konuşacak olanların  ağzını kapattırıp, alanlardan  uzaklaştırdıklarınızdan.. 

Parasını ödediği halde suyunu, elektriğini  kestiğiniz/ kestirdiğiniz.. İnsanları aşsız ekmeksiz 

bıraktığınız/ bıraktırdığınızdan  olumlu bir  icraat göstermiyorsunuz.. Durup dururken boş yere 

 milleti üzüyor, fırsat  bekleyenlere koz veriyorsunuz..

Gidişatınız iyi değil, yönünüz yön değil..Tez elden aklınızı başınıza alın.İktidar gibi davranın..

İnşallah gideceğiniz yer  sadece Yüce Divan’la sınırlı olurda, millete birde yasınızı tutturmazsınız..

  Necati Çavdar –26.09.2005 

 https://www.facebook.com/notes/954600031616542/

Geçmişte

"Anayurt gazetesi nde yayınlanan KÖŞE YAZIlarımdan..


BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...