“Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!”
“İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..”
Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı.
O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.
“Türkler hiçbir şey almadan, bu kıymetli petrol yataklarını İngiltere’ye nasıl verir?” di.
Verdi.
“İngiliz , dostluğnu” alarak, yetmez mi?
İngilizler; sadece “dostluk değil” üstüne üstelik de birde “Şapka” verdiler..
25 Kasım 1925’te “Şapka İnkılâbı” yapılmıştı.
Şapkayı aldık, Musul’u verdik!
“Şapka” deyip geçmeyelim.önemli idi.
Şapka için ne canlar feda edildi.
Erzurumlu “Şalcı bacı olmak üzere” niceleri Darağaçlarında sallandırıldı.
Mahkum edildi.
Meşhur Hamidiye zırhlısıyla Rize dombardımana tutuldu.
“Atma hamidiye Atma“ ağıdı hala hafızalarda..
“Şapkayla Musul’un ne alakası var ?” diyenleri duyar gibi oluyorum.
Alakayı ben kurmuyorum ki..
“Halk”sız ve “Hak”sız bir iadare yapısıyla şeflik idaresi kuranlar, kendileri bağlantıyı kuruyor.
Ya da itiraf ediyor.
Biraz sakinleşip dinleyelim:
Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat’dan (Bozkurt) :
“Şapka giymek ne demek?
Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir?
Evet ve bunda hiç şüphe edilmemelidir…
Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yolları açıldı.”
....
“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki (şapka inkılâbı hususunda) fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’
“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını bir kaç defa eğerek beni taltif etti.”(Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155)
Oysa Musul.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin
İşgal altındaki İstanbulda çok zor şartlarda yeminle korunacağı belirtilen asgari vatan sınırlarının tespitini yaparak dahi kabul ettiği vatan tanımı içinde idi.
Bu durum ve tespiti lll. Meşrutiyet Meclis olarak Angara’da toplantılarına devam eden “Milli Meclis “ de “Misak-i Milli”yi aynen kabul etmiş, Dünya’ya “barış için olmazsa olmaz şart “ olarak ilan etmişti
Hatta.
Mustafa Kemal;
1923 yılında yaptığı konuşmada güney sınırlarımızı, Misak-i Milli sınırlarını şöyle tarif ediyordu:
“Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyinde Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”
İlginç değil mi?
Şimdi de Rus’un
Acemin ve de
Amerika’nın
Arka planda Alaman ve İngiliz’in, Hollandanın inemesziniz dediği RAKKA..
Giremezsiniz diyerek PKK’ya peşkeş çektikleri Münbiç, Misak-ı Milli dudutları dahilinde.
“Şapka”ya razı olanlar..
Miisk-ı Milli’ye, bağlı “Meclisi” yenileyip “kullar”dan oluşturduklar yapıya dönüştürerek Misak-I Milli’yi rafa kaldırdılar.
Hatta, Misak-ı Milli’yi kaleme alan ve canı pahasına savunan kahraman Milletvekil’ne “sen ne bilirsin diye çıkışması üzerine “ Misak-ı Milli’yi kaleme alan benim, nasıl bilmem cevabına “yazmakla halt etmişsin “çıkışı yapacaktır.
Ve
“Şapka ödülünü” alıp Misak-ı Milli’den vaz geçtiler.
“Şapka” geldi..
Musul- Kerkük ..
Münbiç, Rakka yani Halep gitti..
https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid02CkNq5Cns6k8Xbk3Qmot2fQSRRajzcPWQReT5yCSLNubNqGzWGQcHy4QjQLKJwSPCl
https://www.facebook.com/photo/?fbid=10155215049252700&set=a.10155215049192700
Necati Çavdar, “Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!” albümüne 10 yeni fotoğraf ekledi.
“Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!”
“İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..”
Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı.
O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.
Verdi.
“İngiliz , dostluğnu” alarak, yetmez mi?
İngilizler; sadece “dostluk değil” üstüne üstelik de birde “Şapka” verdiler..
25 Kasım 1925’te “Şapka İnkılâbı” yapılmıştı.
Şapkayı aldık, Musul’u verdik!
“Şapka” deyip geçmeyelim.önemli idi.
Şapka için ne canlar feda edildi.
Erzurumlu “Şalcı bacı olmak üzere” niceleri Darağaçlarında sallandırıldı.
Mahkum edildi.
Meşhur Hamidiye zırhlısıyla Rize dombardımana tutuldu.
“Atma hamidiye Atma“ ağıdı hala hafızalarda..
“Şapkayla Musul’un ne alakası var ?” diyenleri duyar gibi oluyorum.
Alakayı ben kurmuyorum ki..
“Halk”sız ve “Hak”sız bir iadare yapısıyla şeflik idaresi kuranlar, kendileri bağlantıyı kuruyor.
Ya da itiraf ediyor.
Biraz sakinleşip dinleyelim:
Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat’dan (Bozkurt) :
“Şapka giymek ne demek?
Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir?
Evet ve bunda hiç şüphe edilmemelidir…
Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yolları açıldı.”
....
“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki (şapka inkılâbı hususunda) fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’
“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını bir kaç defa eğerek beni taltif etti.”(Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155)
Oysa Musul.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin
İşgal altındaki İstanbulda çok zor şartlarda yeminle korunacağı belirtilen asgari vatan sınırlarının tespitini yaparak dahi kabul ettiği vatan tanımı içinde idi.
Bu durum ve tespiti lll. Meşrutiyet Meclis olarak Angara’da toplantılarına devam eden “Milli Meclis “ de “Misak-i Milli”yi aynen kabul etmiş, Dünya’ya “barış için olmazsa olmaz şart “ olarak ilan etmişti
Hatta.
Mustafa Kemal;
1923 yılında yaptığı konuşmada güney sınırlarımızı, Misak-i Milli sınırlarını şöyle tarif ediyordu:
“Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyinde Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”
İlginç değil mi?
Şimdi de Rus’un
Acemin ve de
Amerika’nın
Arka planda Alaman ve İngiliz’in, Hollandanın inemesziniz dediği RAKKA..
Giremezsiniz diyerek PKK’ya peşkeş çektikleri Münbiç, Misak-ı Milli dudutları dahilinde.
“Şapka”ya razı olanlar..
Miisk-ı Milli’ye, bağlı “Meclisi” yenileyip “kullar”dan oluşturduklar yapıya dönüştürerek Misak-I Milli’yi rafa kaldırdılar.
Hatta, Misak-ı Milli’yi kaleme alan ve canı pahasına savunan kahraman Milletvekil’ne “sen ne bilirsin diye çıkışması üzerine “ Misak-ı Milli’yi kaleme alan benim, nasıl bilmem cevabına “yazmakla halt etmişsin “çıkışı yapacaktır.
Ve
“Şapka ödülünü” alıp Misak-ı Milli’den vaz geçtiler.
“Şapka” geldi..
Musul- Kerkük ..
Münbiç, Rakka yani Halep gitti..
............
DEVLET VE HİLAFET, MERKEZİ OLAN SARAYLAR;
KUMARHANE
400 küsur maddeli Lozan, Milli Mücadeleyi yürüten kahramanların tasfiye edilerek kendi atadıkları kişilerden oluşan Meclis’de sadece iki satte kabul ettirilmesinin hemen akabinde
“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”in, “Başvekil İsmet”in ve diğer bütün bakanların imzaları i bulunan 27 Ağustos 1924 tarihli kararnama ile
“Memleket ekonomisinin kalkınmasını sağlayacak yabancı turistlerin rağbetlerini sağlayabilmek maksadıyla, içerisinde her türlü medenî ihtiyacı karşılayacak oyun ve dans salonları bulunan gazino ve müesseseler vücuda getirilmesi için” İstanbul Belediyesine yetki verilerek..
Devlet ve Hilafet, merkezi olan saraylar;
“oyun ve dans salonları”na dönüştürülüyordu
Ve “Kumarhane” yapılmak üzere “Mösyö Kohen” ve “Mario Serra” lara kiralandı.
Devlet ve Hilafet, merkezi olan sarayların kumarhaneye dönüştürülmesini
Gazeteler;
“Monte Carlo oluyoruz!
diyerek halka “yurta sulh, dünyada sulh “projesinin getirisini müjdeliyordu ...
.....................
Bak:
Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
Bereketli Hilal
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::
David Bizet, 5 yeni fotoğraf ekledi.
Dün, 02:23 ·
Mossoul, cette ville martyre qui n'aurait pas dû être irakienne
Après le conflit mondial, l'empire ottoman défait était conscient qu'il ne parviendrait pas à restaurer son prestige d'antan. Istanbul occupée par plus de 20.000 soldats français et britanniques, le parlement ottoman se réunit à Ankara et, face aux prétentions occidentales, le 12 février 1920 est proclamé un Pacte National, en turc Misak-ı Millî, dans lequel les Ottomans affirment leur volonté de conserver les région de Thrace occidentale (Grèce actuelle), Kars, Ardahan, Batumi (Géorgie actuelle), Chypre, Alep et Mossoul.
La signature du traité de Sèvres quelques mois plus tard au mois d’août de la même année remet en cause le pacte et est vécue comme une trahison. S'en suit une guerre civile entre les partisans de M. Kemal et ceux du Calife Mehmet VI, le tout sur fond d'invasion de l'Anatolie par les troupes françaises, britanniques, grecques et italiennes. Au bout d'un long conflit qui s'étala jusqu'en 1922, le sultanat fut abolie et, l'année suivante la République proclamée. S'en suivit le traité de Lausanne, de loin plus avantageux pour les Turcs que celui de Sèvres, mais qui doit être interprétée au regard des victoires turques sur chacun de leurs opposants et de certaines clauses humiliantes comme une victoire incomplète, voire une défaite sur le papier malgré la victoire militaire.
Même si le traité de Sèvres met fins aux prétentions Kurdes et Arméniennes dans leur volonté de créer un Etat, la République de Turquie n'obtient ni la Thrace occidentale qui finit dans le giron grec, ni Batumi qui devient soviétique, ni Chypre qui passe sous tutelle britannique, ni Alep qui se trouve sous le mandat français de Syrie.
Reste l'ancienne province ottomane de Mossoul dont le statut reste à déterminer. Celle-ci étant peuplée majoritairement de Kurdes, dans une moindre mesure de Turcs, mais aussi d'arabes le long de bande désertique, la région est le sujet des revendications turques et britanniques, lesquelles veulent l'annexer à l'Irak.
La Société des Nations est saisie de la "question de Mossoul" et plus largement de la frontière entre la Turquie et l'Irak. Le 30 septembre 1924, soit quelques mois après l'abolition du Califat qui survint le 3 mars, une commission est constituée. Elle regroupe des agents "neutres" et des experts chargés d'étudier les arguments des deux parties et de constater les réalités du terrain. Pour cela, ils n'hésitent pas à plonger dans les vieilles cartes et livres d'histoire médiévaux, arrivant à la conclusion qu'il n'y a pas un Irak mais deux Irak ('irâqeïn), un "'irâqu 'arabî" et un "'irâq 'ajamî", soit un Irak arabe et un Irak non-arabe. Les auteurs du rapport confirment que selon les géographes et historiens arabes médiévaux, la région de Mossoul est considérée comme faisant partie de la Jézira, et non pas de l'Irak. Sur le terrain, la présence ottomane effective depuis le XVIIe siècle a laissé des traces et bien que les Turcs ne sont pas majoritaires, les Arabes sont minoritaires et les Kurdes sont des Sunnites qui ont la même pratique religieuse/sociale que les Turcs. Quand au revendications, chacun prêche pour sa paroisse et les Arabes les plus nationalistes préfèrent voire Mossoul aux mains de Turcs plutôt qu'au sein d'un Irak sous tutelle Britannique.
Rendu le 16 juillet 1925, le rapport de la commission préconise "convaincue que les avantages du rattachement du pays contesté à l’Irak se changeraient alors en inconvénients politiques très graves, estime que, dans ces conditions, il serait plus avantageux pour ce territoire qu’il continuât à vivre sous la souveraineté de la Turquie".
Malgré cela, Mossoul passa sous la coupe britannique, incorporée dans un état tracé à la règle, indignant l'opinion publique turque et ouvrant la porte à un siècle "d’inconvénients politiques très graves".
Hasard ou coïncidence, le dernier acte du démembrement des territoires du Califat eut lieu à Mossoul, à l'endroit même au Abu Bakr Baghdadi proclama sa restauration.
Aujourd'hui Mossoul brûle, mais tout le monde s'en fiche, c'est les soldes.
Photo 1 : Carte de l'Empire Ottoman revendiqué par le Millî Misak
Photo 2 : Extrait du manuscrit de la proclamation du Millî Misak
Photo 3 : Carte ethnographique de la vilayet de Mossoul dessinée en 1925
Photo 4: Manifestation turque à Berlin en 1925
Photo 5 : Mossoul en ruine aujourd'hui
Çevirisine Bak
Otomatik alternatif metin yok.
Otomatik alternatif metin yok.
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava
Otomatik alternatif metin yok.
Görüntünün olası içeriği: açık hava
BeğenDaha fazla ifade gösterYorum YapPaylaş
190 190
55 paylaşım
19 Yorum
Yorumlar
Khalid Louguid
Khalid Louguid C'est toujours un plaisir de te lire David.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 7 · Dün, 02:28
David Bizet
David Bizet Plaisir réciproque Khalid
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 1 · Dün, 02:32
Necati Çavdar
Yanıt yaz...
Dosya Seç
Mohamed Bader
Mohamed Bader C'est l'histoire qui se répète , l'histoire imposée par les plus forts
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 2 · Dün, 02:32
Hakim Dezed
Hakim Dezed Un régal . BarakAllahoufik
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 02:38
Loubsir Abdouali
Loubsir Abdouali Merci pour ces informations akhi daoud
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 02:58
Bilal Uzun
Bilal Uzun Merci pour ce rappel historique mon frère
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 03:02
Som Ali
Som Ali https://youtu.be/zK6hegi_wHE
Épistémicides. L'impérialisme m'a TueR | Fatima Khemilat |…
Beğen · Yanıtla · Dün, 03:07
Ibrahim Al Warraq
Ibrahim Al Warraq Le sâhil al ayssar de mossoul, qui était supposé faire parti de la Turquie(3ième photo, majoritairement kurde mais aussi turkmène et arabe) et le sâhil al ayman(complètement en ruine aujourd'hui) sont deux endroits totalement différents, la dernière photo correspond au sâhil al ayman de Mossoul(à majorité arabe sunnite) et en tant que mossulien, je peux te dire que le sâhil al ayssar n'a pas du tout été touché par les frappes de la coalition ni par l'intervention des milices chiites extrémistes puisque le sâhil al ayssar a été libéré par les peshmergua, il y a casiment eu aucune perte civile parce qu'après tout les habitants du sâhil al ayssar ne sont pas "sunnites", les kurdes de Mossoul sont éloignés de l'islam(majorité) les turkmènes sont chiites et la minorité restante parmi les arabes sont sunnites, la cible dans cette intervention était la population arabo-sunnite(du sâhil al Ayman
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 1 · Dün, 03:35 · Düzenlendi
Fadwa Abdel
Fadwa Abdel
Arapça'dan çevrildi
Mtnạn L'bydy
Aslına Bak
Beğen · Yanıtla · 1 · Dün, 03:52 · Düzenlendi
Fissoul Amiral
Fissoul Amiral
Fransızca'dan çevrildi
Teşekkür ederim
Aslına Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 04:22
Ibrahima Ouedraogo
Ibrahima Ouedraogo Kadré Sawadogo cet article t'interessera.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 06:14
Mehmet Nomal
Mehmet Nomal Intéressant !
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 09:09
Uğur Eroğul
Uğur Eroğul Analyse pertinent Davut Pacha
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 1 · Dün, 11:57
Süleyman Talha
Süleyman Talha Juste pour info, Chypre était déjà Britannique bien avant la première guerre mondiale.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 12:11
David Bizet
David Bizet Non, les britanniques avaient "loué" l'île qui était juridiquement possession ottomane
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 12:40
Süleyman Talha
Süleyman Talha Juste mais ce sont les Britanniques qui administraient l'île.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 13:04
Taoufik Taoufizz Izmar
Taoufik Taoufizz Izmar J'aime ta rigueur david
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 15:18
Necati Çavdar
Yanıt yaz...
Dosya Seç
Sofiane Bardi
Sofiane Bardi Baraka Allah oufik akhi David. Je partage ton post
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · Dün, 12:24
Oguzhan Yildiz
Oguzhan Yildiz Quel plaisir de te lire mon frère, qu'Allah (cc) te préserve.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 1 · Dün, 12:49
Careme Moise
Careme Moise .
Beğen · Yanıtla · Dün, 13:42
Fouad Foukahy
Fouad Foukahy
Fransızca'dan çevrildi
Paylaşım için teşekkürler
Aslına Bak
Beğen · Yanıtla · 23 saat
Ertac Sucu
Ertac Sucu Mr david bize , je rejoins pas vos propos , la ville de moussoul ainsi que Alep etais des conquête ottomane , et les pleuple vivant dans ses ville ne sont pas turc , il y'a des turkmène en minorité ramène par l empire pour turkiser la region . Mustafa ...Daha Fazlasını Gör
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 22 saat · Düzenlendi
Hasan Snz
Hasan Snz Le mythe du "Grand Grand Grand Mustafa Kemal" qui a sauvé l'humanité, lol.
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 5 saat
Ertac Sucu
Ertac Sucu Non pas du tout , le muytes de mustafa kemal un vrai social nationaliste qui a redonner la fierté turc , respectueusement Hassan
Çevirisine Bak
Beğen · Yanıtla · 4 saat
Necati Çavdar
Yanıt yaz...
Dosya Seç
Necati Çavdar
Necati Çavdar Bin yıllık medeniyet imha edilip, MUSUL kurtarıldı..
Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
...............
Bereketli Hilal
Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
Ebedi Dosluk! adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL NECATİ ÇAVDAR
NECATİCAVDAR.BLOGCU.COM








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder