4 Şubat 2023 Cumartesi

18 Nisan 1999 seçimleri konusunda Recai Kutan ile röportaj - Necati Çavdar

 


RECAİ KUTAN:

 

KARARI  AZİZ MİLLET VERECEK

 

    Akit - Sayın Kutan, siz 18 Nisan günü seçim sonuçlarının  nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

 

-         18 Nisan akşamı  sandıklar FP lehine patlayacak. Her türlü tertip ve gayrete rağmen  seçimlerden FP birinci parti olarak çıkacak. Bakın artık FP barajı aşamaz, FP oy kaybediyor demelerine ve DSP yi suni şekilde  sürekli şişirerek birinci parti olacak demelerine rağmen şimdi DSP l.parti, FP 2. Parti diyorlar.Aslında FP l. Parti demeye dilleri varmıyor

  Ama halkımız bunlara itibar etmiyor.Eskidende etmemişti,şimdide etmedi. 1960 dan sonra,l980 den sonra ki direkt  yönlendirme ve diğer seçimlerdeki basının istedikleri halkımız tarafından dikkate alınmamıştır.Her şeye rağmen 1950 de halkımız Menderesi desteklemiştir,l960 dan sonra ihtilalcilerin ve basının yönlendirmelerine itibar etmeyerek AP’yi işbaşına getirmiştir.1980 den sonra ihtilal lideri bizzat çıkıp  General Sunalp’ın partisinin desteklenmesi istenmiştir.Ama milletimiz  rahmetli Özal’ın partisini desteklemiştir.Onu iktidara getirmiştir.Milletimiz çeşitli yönölendirmelere itibar etmez, feraseti ile  en doğru şekilde hareket ederek tercihini yapar. Bu seçimlerde de bu açıkça görüleçek  FP hertürlü engellere ve yönlendirmelere rağmen birinci parti olacaktır.

 

-         Siz mühendissiniz. Bazı liderler gibi  abartılı da konuşmadığınız da biliniyor.18 Nisanda sandıktan FP % kaçla çıkar ?

-         Biz daha evel % 30 diyorduk.Ancak mühendis mantığı ile hareket ederek %30 un biraz altında olacağını düşünüyoruz.

 

-         Efendim net bir rakam  almak istersek?

-         % 27 alırız.Ama yerel yönetimlerde bu rakamın daha fazla olacağını hep beraber göreceğiz.

 

-         Artık seçim  kampanyasının sonuna geliyoruz  partiler için bir değerlendirme yapacak olursanız?

-         Biliyorsunuz DSP çok aşırı derecede şişirilmişti. Şimdi havası indi.APO’nun  Türkiye’ye getirilmesini DSP ye puan getirmek için malzeme yapılmak istendi.Ancak aziz milletimiz APO’nun getirilmesini çok iyi biliyor ve bunlara itibar etmedi.Fazla bir etkisi olmadı.DYP de rüzgarı yakaladı filan dendi ama öyle bir rüzgar görülmedi.ANAP hepten perişan.CHP barajdan kurtulma mücadelesi veriyor.FP ipi en önde göğüsleyecek olan partidir.

-         Sizin bir sözünüz tam anlaşılamadı. “Devri sabık yaratmayacağız” gibi.Ancak o sözlerinizi dikkatle okuyunca hesap soracağız manası çıkıyor.Bu konuda net tavrınız nedir?

-         Evet bu sözlerimiz yanlış anlaşıldı. Ne demek devri sabık yaratmayacağız.Tabii ki hesap sorulacaktır.Devri sabık yaratmayacağız diye ilk defa DP dedi.Bu şu demekti.Biz iktidara gelince hiçbir şeyden hesap sormayacağız.Her şeyi sineye çekeceğiz.Bu yanlış olmuştur.Bu konuda DP yanlış yapmıştır.CHP nin 40 yıllarda ki baskıları herkesçe biliniyor.Ama bunun yanında başka şeylerde var.Talanlar ,adam kayırmalar ,rüşvetler...Kambur Niyazi’nin (İnönü’nün adı yolsuzluklarla  beraber anılan kardeşi)marifetleri herkesin diline düşmüştü.DP bunlardan hesap sormamakla yanlış yapmıştır.Biz bu yanlışı yapmayacağız.Milletin hakkını yiyen ve yedirenlerden mutlaka hesap sorulacaktır.

Bu şöyle olacak.İhaleye fesat karıştırmaktan meclis kararı ile düşürülmüş hükümet orta yerde. Çetelerle ilişkileri ,bir kısım yerlere peşkeşleri ve talanları herkesin ağzında.Bu ilişkileri neticesi ile yargıda bir kısım insanlar hesap veriyor.Peki  bunlara meydan veren siyasiler nerde? İşte biz bunları da yargıya göndererek hesap vermelerini sağlayacağız. Bunlardan  bu şekilde hesap sorulacaktır.

 

-         Biliyorsunuz biz Sovyet tehdidi karşısında bunalınca NATO’ya girmek istedik. Bize şu şartlarınızı bize benzetin  ondan sonra dendi. Biz de öyle yaptık ama 60 darbesiyle bu yapı bozuldu. Bu gün dünyanın geldiği bu noktada Türkiye’nin  içinde bulunmak isteği batı göz önüne alınırsa Türkiye içeride kendi kendine kapalı ve bir  kısım oluşumları bastırmak için malum durumu devam ettirebilir mi?

-         Artık dünya globalleşti deniyor.Bu eğer doğru ise ki öyle görünüyor.Artık Türkiye bunun dışında kalamaz.İçine kapanarak dünyaya sırt dönemez.İçerde insanları ile barışık olacak ,dışarıda münasebet kurdukları ile barışık olacak.Siz gözünüzü bunlara yumamazsınız.Türkiye içerde de insan hakları ve özgürlükleri en iyi şekilde uygulamakla karşı karşıyadır.Baskıcı idare daha fazla süremez.

-         Biz iktidarda iken hem ABD hem de diğer münasebette bulunduğumuz ülkelerle gayet iyi ilişkilerimiz vardı. Ama biz malum sebeplerle iktidardan ayrılınca aynı iyi münasebetleri  Mesut Yılmaz ve Ecevit’in uyguladıkları politikalarla sürdüremediler. Hem içerde hem de dışarıda büyük sıkıntıya soktular.

Kosova’da bir dram yaşanıyor.Bosna’ya duyulan ilginin aynısı gösterilemedi..

............................///////////////////............................

NOT:

Antalya'dan Konya'ya Recai Kutan,  Yanında Abdullah gül olduğu halde aynı uçak da gelerek röportaj yaptım.

Hem röportajın başlangıcı hem de  sonu ilginç oldu ve    17 Nisan l999 da  Akit'de İNADINA FP Manşeti ile yayınlandı

Röportaj resimlerini o zaman şow tv de çalışan Fehmi Çalmuk çekmişti..

Resimler Onda kaldı..Kim bilir nerdedir?

Fehmi,  o zamanlar Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olacağını bilebilir miydi?

…………

 http://www.benimblog.com/NecatiCavdar/54859/KUTAN.html


Verdik!” “Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!” “İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..” Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı. O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.

 

“Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!”

“Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!”

Necati Çavdar

“İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..”
Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı.
O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.
“Türkler hiçbir şey almadan, bu kıymetli petrol yataklarını İngiltere’ye nasıl verir?” di.
Verdi.
“İngiliz , dostluğnu” alarak, yetmez mi?
İngilizler; sadece “dostluk değil” üstüne üstelik de birde “Şapka” verdiler..
25 Kasım 1925’te “Şapka İnkılâbı” yapılmıştı.
Şapkayı aldık, Musul’u verdik! 
“Şapka” deyip geçmeyelim.önemli idi.
Şapka için ne canlar feda edildi.

Erzurumlu “Şalcı bacı olmak üzere” niceleri Darağaçlarında sallandırıldı.
Mahkum edildi.
Meşhur Hamidiye zırhlısıyla Rize dombardımana tutuldu.
“Atma hamidiye Atma“ ağıdı hala hafızalarda..
“Şapkayla Musul’un ne alakası var ?” diyenleri duyar gibi oluyorum.
Alakayı ben kurmuyorum ki.. 
“Halk”sız ve “Hak”sız bir iadare yapısıyla şeflik idaresi kuranlar, kendileri bağlantıyı kuruyor.
Ya da itiraf ediyor.
Biraz sakinleşip dinleyelim:

Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat’dan (Bozkurt) :
“Şapka giymek ne demek? 
Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir?
Evet ve bunda hiç şüphe edilmemelidir… 
Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yolları açıldı.”
....
“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki (şapka inkılâbı hususunda) fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’
“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını bir kaç defa eğerek beni taltif etti.”(Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155)
Oysa Musul.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin
İşgal altındaki İstanbulda çok zor şartlarda yeminle korunacağı belirtilen asgari vatan sınırlarının tespitini yaparak dahi kabul ettiği vatan tanımı içinde idi.

Bu durum ve tespiti lll. Meşrutiyet Meclis olarak Angara’da toplantılarına devam eden “Milli Meclis “ de “Misak-i Milli”yi aynen kabul etmiş, Dünya’ya “barış için olmazsa olmaz şart “ olarak ilan etmişti
Hatta.
Mustafa Kemal;
1923 yılında yaptığı konuşmada güney sınırlarımızı, Misak-i Milli sınırlarını şöyle tarif ediyordu:
“Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyinde Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”
İlginç değil mi?
Şimdi de Rus’un
Acemin ve de 
Amerika’nın
Arka planda Alaman ve İngiliz’in, Hollandanın inemesziniz dediği RAKKA..
Giremezsiniz diyerek PKK’ya peşkeş çektikleri Münbiç, Misak-ı Milli dudutları dahilinde.
“Şapka”ya razı olanlar..
Miisk-ı Milli’ye, bağlı “Meclisi” yenileyip “kullar”dan oluşturduklar yapıya dönüştürerek Misak-I Milli’yi rafa kaldırdılar.
Hatta, Misak-ı Milli’yi kaleme alan ve canı pahasına savunan kahraman Milletvekil’ne “sen ne bilirsin diye çıkışması üzerine “ Misak-ı Milli’yi kaleme alan benim, nasıl bilmem cevabına “yazmakla halt etmişsin “çıkışı yapacaktır.
Ve 
“Şapka ödülünü” alıp Misak-ı Milli’den vaz geçtiler.
“Şapka” geldi..
Musul- Kerkük ..
Münbiç, Rakka yani Halep gitti..
............
DEVLET VE HİLAFET, MERKEZİ OLAN SARAYLAR; 
KUMARHANE

400 küsur maddeli Lozan, Milli Mücadeleyi yürüten kahramanların tasfiye edilerek kendi atadıkları kişilerden oluşan Meclis’de sadece iki satte kabul ettirilmesinin hemen akabinde
“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”in, “Başvekil İsmet”in ve diğer bütün bakanların imzaları i bulunan 27 Ağustos 1924 tarihli kararnama ile 
“Memleket ekonomisinin kalkınmasını sağlayacak yabancı turistlerin rağbetlerini sağlayabilmek maksadıyla, içerisinde her türlü medenî ihtiyacı karşılayacak oyun ve dans salonları bulunan gazino ve müesseseler vücuda getirilmesi için” İstanbul Belediyesine yetki verilerek..
Devlet ve Hilafet, merkezi olan saraylar;
“oyun ve dans salonları”na dönüştürülüyordu
Ve “Kumarhane” yapılmak üzere “Mösyö Kohen” ve “Mario Serra” lara kiralandı.
Devlet ve Hilafet, merkezi olan sarayların kumarhaneye dönüştürülmesini
Gazeteler;
“Monte Carlo oluyoruz! 
diyerek halka “yurta sulh, dünyada sulh “projesinin getirisini müjdeliyordu ... 
.....................
Bak:

Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
http://necaticavdar.blogcu.com/ebedi-dosluk-adina-teslim-edilen-vatan-musul/16903282

Bereketli Hilal

http://mevhaz.blogcu.com/necati-cavdar/469107


Necati Çavdar 1.12.2004

 

BEREKETLİ HİLAL

 

Bu günkü Filistin ve İsrail işgalindeki  topraklarından yukarı çıkın. Lübnan’dan geçin  Hatay, hata Adana’mızın büyük bölümünden sağa dönün Maraş’ın büyük bir kısmını kapsayacak şekilde Gaziantep, Kilis, Urfa, Diyarbakır,Batman Mardin’den  Dicle ve Fırat’ı takip ederek aşağıya sarkın  ve Basra körfezine ulaşın.

Yani  Akdeniz’i takip ederek Sina’dan  Elaziz’e oradan Dicle ve Fırat’ın  suladığı bereketli ovaları takip ederek  Basra körfezine çizilen  yay  tarih boyu bir çok milletlerin ele geçirmeye çalıştığı BEREKETLİ HİLAL’i oluşturur.

Buraya tarihte  “Bereketli Hilal” denmiştir.Ve medeniyetler burada kurulmuş. Medeniyetler burada yok olmuş ya da yok edilmiştir.

Ancak bu Bereketli Hilal’de  Tevrat’ı milli kitap,  dini deevrensellikten uzaklaştırıp millileştirerek diğer kavimleri dindaş kabul etmeyen Yahudilerin hep gözü olmuş. Zaman zaman yerleşmişler ancak sürekli  bir yönetim kurmamışlardır.Gerek Harran gerekse UR’dan çıktıklarından beri akılları  bu bölgededir.

Osmanlı’nın   dünya hakimiyetinden uzaklaştığı,yerine yerli bir gücün geçemediği bir ortamda kısmen Filistin toraklarını işgal ederek suni bir devlet kurmuşlarsa da akılları fikirleri İsrail’le sınırlı olmayıp ilk fırsatta  tüm bereketli Hillal’e çöreklenmektir.

Yahudilerin ilgisi Babil’den bu yana o bölgededir.

Bu Bereketli Hilal’i ele geçirmeden  ‘’Siyon  mabedini’’yeniden  ihya etmelerinin mümkünü yok diye düşünürler ve  bölgeyi milli tanrılarının kendilerine  -Arzı mevut- vaat ettiği ve ele geçirmeleri  gereken   topraklar olarak görürler.

Peki başkan  Bush , burayı ne  olarak görür?

Açın  Kitab-ı Mukaddes’ten Ahit’in baş kısmına bakın.

Orada göreceksiniz ki Cennet olarak  vasıflandırılan yer;  Mezopotamya’dır. Ve Dicle ile Fırat’ın cennete akan iki ırmak olarak bahsediliyor. Mezopotamya’nın güneyi asrın başında bizden koparılarak suni bir  şekilde sınırlanan ve de bu gün uluslararası arenada çıkar masalarında kaç parçaya bölünmesi gerektiği tartışılan  Irak bölgesinde kalırken kuzeyinin bizim ülkemiz olduğu unutulmamalı..

Mademki  Bush ve adamlarının inançları gereği ve kutsal kitaplarında cennet bu bölgedir.. O halde cennet, ellerinde güç varken ve fırsatta bu fırsatken temizlenmeli ve oraya yerleşilmelidir.

Şu anda adamların Irak’da yapıtlıkları imkanları olsa  yangınlaştıracakları, bin bir kılıfa sarılarak sürdürdükleri   çaba bunun için.

Bölgeyi Şeytan'dan, yani kendi gibi düşünmeyen unsurlardan temizleyip  el koymak.

Böylece  yer yüzünde cennet oluşturmak.

 Bush efendi hedefine varmak için  silahları konuştururken   başakları da  bu hedefe varmak için paralar saçmakta ve Bereketli Hillal’e yerleşme gayreti içindeler.

Zaman zaman  Bereketli hilalle gerek ekonomik gerekse dini inançları nedeniyle yerleşmek ve ele geçirmek isteyenlerin  gayeleri birlikteliği mümkün kılıyor.Bilinmelidir ki gerek Bush’un gerekse İsrail ilin bölgeye hakim olma amacı çok farklı ancak şu anda çıkarları aynıdır.

Bunları neden yazıyorum.

Türkiye’de toprak alanların ne kadarı nereden almış?..

Türkiye’de yabancıların toprak  satın aldığı  bölgeye ve   satılan toprağın metrekare olarak miktarına    şöyle bir göz gezdirmekte fayda var..

Elimdeki liste bizi  yanlışa  götürmüyorsa ülkemin bir bölümünde yapılan toprak satışlarının dağılımı şöyle:
Hatay’da 2.088 kişi 3.415 parça toprak satın almış.Ve bu toprakların miktarı 120 milyon 676 bin 669 metrekare.

Kilis ilimizden  228 kişi 603 parça toprak almış, toplam miktar  54 milyon 940 bin metrekare

Gaziantep’ten 212 kişi 971 parça toprak satın almış, bunların toplamı 23 milyon metrekareyi geçiyor.

Mardin’den 230 kişi  359 parça toprak almış toplamı 50 milyon metrekare

Adana’dan 180 kişi 266 parça toprak almış miktarı 3 milyon metrekareyi geçiyor.

Kahramanmaraş’tan 26 kişi 64 parça toprak almış toplamı 350 bin metrekare  civarında.

Diyarbakır’dan 4 işi 14 parça toprak almış miktarı 324 bin metrekareyi buluyor.

Elimdeki listeye şöyle bir göz attığımızda en çok Bereketli Hilal içinde kalan bölgeden  yabancılar toprak almış.

Yabancılara toprak satışı diğer bölgelerde en fazla  beş milyon metrekare ile İstanbul  bölgesi  geliyor ki  rakamlara bakıldığında en büyük ilginin yine Bereketli Hilal’e olduğu gün gibi aşikar.

Bereketli Hilal’in ne olduğu ve ülkemizi nasıl ilgilendirdiğini  düşünüyorsanız  Genelkurmayın 1950lerde  bastırdığı Türkiye Ortadoğu ülkelerini ilgilendiren konuların işlendiği  kitapçıktaki  Arz-ı mevuut haritasına baksınlar.

Yine  Bereketli Hilal’e İsrail ilgisi için İnkılap yayınlarından çıkan  İmail Raci  el-Faruki ve Luis Lamia el –Faruki’nin birlikte hazırladıkları İslam Kültür Atlası isimli  kitabın 61. sayfasına baksınlar ve konuları gözden geçirsinler.

ABD Başkanı Bush’un bunca masraf ve kana rağmen hala bölgeyi taş taş üstünde bırakmamacasına ele geçirme  aşkını Kitabı mukaddesin  Ahit bölümünde bulabilirler.

Türkiye’nin  yıllardır  neden hep bu bölgede birileri ile  maddi ve manevi kayıplara neden olan savaş vermek mecburiyetinde bırakıldığını düşünmeyenler için  sivri sinek saz..

 

.......000000000000000000000000000..........................

 


............
http://www.haberturk.com/gundem/haber/1255811-yildiz-sarayi-kumarhaneye-iste-boyle-donustu

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::

/////////////////////////////////////////////////////














//////////////////////////////////////////////////////////////

David Bizet,

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

 

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Otomatik alternatif metin yok.

 

David Bizet5 yeni fotoğraf ekledi.

Dün, 02:23 · 

Mossoul, cette ville martyre qui n'aurait pas dû être irakienne

Après le conflit mondial, l'empire ottoman défait était conscient qu'il ne parviendrait pas à restaurer son prestige d'antan. Istanbul occupée par plus de 20.000 soldats français et britanniques, le parlement ottoman se réunit à Ankara et, face aux prétentions occidentales, le 12 février 1920 est proclamé un Pacte National, en turc Misak-ı Millî, dans lequel les Ottomans affirment leur volonté de conserver les région de Thrace occidentale (Grèce actuelle), Kars, Ardahan, Batumi (Géorgie actuelle), Chypre, Alep et Mossoul.

La signature du traité de Sèvres quelques mois plus tard au mois d’août de la même année remet en cause le pacte et est vécue comme une trahison. S'en suit une guerre civile entre les partisans de M. Kemal et ceux du Calife Mehmet VI, le tout sur fond d'invasion de l'Anatolie par les troupes françaises, britanniques, grecques et italiennes. Au bout d'un long conflit qui s'étala jusqu'en 1922, le sultanat fut abolie et, l'année suivante la République proclamée. S'en suivit le traité de Lausanne, de loin plus avantageux pour les Turcs que celui de Sèvres, mais qui doit être interprétée au regard des victoires turques sur chacun de leurs opposants et de certaines clauses humiliantes comme une victoire incomplète, voire une défaite sur le papier malgré la victoire militaire.

Même si le traité de Sèvres met fins aux prétentions Kurdes et Arméniennes dans leur volonté de créer un Etat, la République de Turquie n'obtient ni la Thrace occidentale qui finit dans le giron grec, ni Batumi qui devient soviétique, ni Chypre qui passe sous tutelle britannique, ni Alep qui se trouve sous le mandat français de Syrie.

Reste l'ancienne province ottomane de Mossoul dont le statut reste à déterminer. Celle-ci étant peuplée majoritairement de Kurdes, dans une moindre mesure de Turcs, mais aussi d'arabes le long de bande désertique, la région est le sujet des revendications turques et britanniques, lesquelles veulent l'annexer à l'Irak.

La Société des Nations est saisie de la "question de Mossoul" et plus largement de la frontière entre la Turquie et l'Irak. Le 30 septembre 1924, soit quelques mois après l'abolition du Califat qui survint le 3 mars, une commission est constituée. Elle regroupe des agents "neutres" et des experts chargés d'étudier les arguments des deux parties et de constater les réalités du terrain. Pour cela, ils n'hésitent pas à plonger dans les vieilles cartes et livres d'histoire médiévaux, arrivant à la conclusion qu'il n'y a pas un Irak mais deux Irak ('irâqeïn), un "'irâqu 'arabî" et un "'irâq 'ajamî", soit un Irak arabe et un Irak non-arabe. Les auteurs du rapport confirment que selon les géographes et historiens arabes médiévaux, la région de Mossoul est considérée comme faisant partie de la Jézira, et non pas de l'Irak. Sur le terrain, la présence ottomane effective depuis le XVIIe siècle a laissé des traces et bien que les Turcs ne sont pas majoritaires, les Arabes sont minoritaires et les Kurdes sont des Sunnites qui ont la même pratique religieuse/sociale que les Turcs. Quand au revendications, chacun prêche pour sa paroisse et les Arabes les plus nationalistes préfèrent voire Mossoul aux mains de Turcs plutôt qu'au sein d'un Irak sous tutelle Britannique.

Rendu le 16 juillet 1925, le rapport de la commission préconise "convaincue que les avantages du rattachement du pays contesté à l’Irak se changeraient alors en inconvénients politiques très graves, estime que, dans ces conditions, il serait plus avantageux pour ce territoire qu’il continuât à vivre sous la souveraineté de la Turquie".

Malgré cela, Mossoul passa sous la coupe britannique, incorporée dans un état tracé à la règle, indignant l'opinion publique turque et ouvrant la porte à un siècle "d’inconvénients politiques très graves".

Hasard ou coïncidence, le dernier acte du démembrement des territoires du Califat eut lieu à Mossoul, à l'endroit même au Abu Bakr Baghdadi proclama sa restauration.

Aujourd'hui Mossoul brûle, mais tout le monde s'en fiche, c'est les soldes.

Photo 1 : Carte de l'Empire Ottoman revendiqué par le Millî Misak
Photo 2 : Extrait du manuscrit de la proclamation du Millî Misak
Photo 3 : Carte ethnographique de la vilayet de Mossoul dessinée en 1925 
Photo 4: Manifestation turque à Berlin en 1925
Photo 5 : Mossoul en ruine aujourd'hui

Musul, bu şehir ıraklı olamaz.

Dünya Savaşı ' ndan sonra, Osmanlı imparatorluğu eski prestij geri parviendrait fark etti. İstanbul ' un meşgul 20.000 ' den fazla Fransız ve ingiliz parlamentosu, Ankara ' da bir araya gelir ve batılı bilmezler karşı karşıya, 12 Şubat 1920 ulusal bir anlaşma ilan eder, Türkçe-- ı milli Osmanlı 'nın bölge, Batı Thrace' nın bölge iddia (Yunanistan), Kars, Ardahan, batumi (Gürcistan), Kıbrıs, Halep ve Musul.

Bir kaç ay sonra Sevr Antlaşması ' nın imzası aynı yılın ağustos ayında anlaşmayı çünkü ve ihanet olarak yaşanmış. Bay. ' in destekçileri arasında bir iç savaş var. Kemal ve Halife Mehmet 'in insanlar, Anadolu' nun istila, ingiliz, Yunan ve italyan birlikleri tarafından Anadolu. 1922 ' e kadar uzun bir çatışmanın ardından sultanlığı cezası ve bir sonraki cumhuriyet ilan edildi. Lozan ' ın tedavi tedavi, uzak bu daha iyi bir şekilde uygun, ancak Türk ve bazı küçük düşürücü hükümleri bakışı, hatta bir yenilgi gibi, Askeri Zafer rağmen.

Sevr Antlaşması, Kürt bilmezler ve kuvvetleri bir devlet yaratmak için koyar, Türkiye Cumhuriyeti ve Batı Thrace ' nın alır alır, Yunan Sovyet, Sovyet ve kıbrıs altında altında. İngiliz, Suriye ' nin Fransız izin altında bulunan ingiliz değil.

Kal ' da kalan eski Osmanlı bölgesi kaldı. Bu bu çoğu kürt kalabalık ama aynı zamanda çöl uzun Türk ve ingiliz iddia ırak ' a iltica etmek istiyorlar.

Milletler toplumu, Musul ' un soru ve Türkiye ile ırak arasındaki sınırı el. 30 Eylül 1924 'de 3 Mart' ta hilafet kaldırılmasına bir kaç ay sonra bir komisyon oluştu. Her iki tarafın değiştirge incelemek ve saha gerçeklik göz önünde. için tarafsız ajanlar ve uzmanlar araya. Bunun için, eski kart ve tarihi tarih kitapları ' na dalış. ırak ' ta değil, iki ırak ' ta, bir de " İrâqu ' Arabî " ve " bir " Irak ' ajami, Arap ırak ve Arap olmayan bir ırak. Rapor yazarlar göre coğrafyacılar ve Arap tarihçi Musul bölgesi, ırak 'tan değil de jezira' nın bir parçası olarak kabul edildi. Arazi burada, Osmanlı burada yüzyıldan beri iz bıraktı ve iyi çoğunluk değil, Araplar azınlık ve Kürt azınlık ve Kürt aynı din / Sosyal Pratik '. Iddia, herkes için vaaz verdiklerini ve en milliyetçi araplar ingiliz vesayet çok yerine Türk ellerine tercih tercih ediyor.

16 Temmuz 1925 ' de, Komisyon ' un rapor göre ırak ' a karşı olan ülke başlattı avantajları çok ciddi siyasi dezavantajları değişeceğini ve bu şartlar altında daha uygun olacağını düşünüyor. Bu topraklar Türkiye ' nin egemenlik altında yaşamaya devam ediyor ".

Buna rağmen, Musul ingiliz kupası ' nın altına girdi, kural bir devlet içinde takip, Türk halk görüşünü indignant ve bir yüzyılda "çok politik çok".

Tesadüf ya da tesadüf, son bölgeleri son hareket Musul 'da yer alan Abu' da, Ebu Bekir Bağdadi yemek yurttaşlar.

Bugün Musul yanar, ama kimse ne, indirim olur.

Fotoğraf 1: Osmanlı imparatorluğu ' nun iddia iddia
Fotoğraf 2: Milli Mišák Bildirgesi ' ni alıntı
Fotoğraf 3: Musul kartı kartı kartı 1925 yılında
Fotoğraf 4: Türk protesto Berlin ' de 1925
Fotoğraf 5: Musul bugün harabe

 · 

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

Top of Form

BeğenDaha fazla ifade göster

Yorum YapPaylaş

Khalid Louguid

Khalid Louguid C'est toujours un plaisir de te lire David.

Seni okumak hep bir zevk David

David Bizet

David Bizet Plaisir réciproque Khalid

Karşılıklı keyif Khalid

Necati Çavdar

Mohamed Bader C'est l'histoire qui se répète , l'histoire imposée par les plus forts

Bu bir tarih. En güçlü olan tarih.

Hakim Dezed

Hakim Dezed Un régal . BarakAllahoufik

Doya doya. Barakallahoufik

Loubsir Abdouali

Loubsir Abdouali Merci pour ces informations akhi daoud

Bu bilgi için teşekkürler akhi Davud

Bilal Uzun

Bilal Uzun Merci pour ce rappel historique mon frère

Bu tarihi hatırlama için teşekkür ederim kardeşim

Som Ali

Som Ali https://youtu.be/zK6hegi_wHE

https://external.fada1-6.fna.fbcdn.net/safe_image.php?d=AQCoUri71a9tIOGy&w=160&h=160&url=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FzK6hegi_wHE%2Fmaxresdefault.jpg&cfs=1&upscale=1&sx=547&sy=0&sw=874&sh=874&_nc_hash=AQDT-X4Fy0WyTJNI

 

Épistémicides. L'impérialisme m'a TueR | Fatima Khemilat |…

YOUTUBE.COM

Ibrahim Al Warraq

Ibrahim Al Warraq Le sâhil al ayssar de mossoul, qui était supposé faire parti de la Turquie(3ième photo, majoritairement kurde mais aussi turkmène et arabe) et le sâhil al ayman(complètement en ruine aujourd'hui) sont deux endroits totalement différents, la dernière photo correspond au sâhil al ayman de Mossoul(à majorité arabe sunnite) et en tant que mossulien, je peux te dire que le sâhil al ayssar n'a pas du tout été touché par les frappes de la coalition ni par l'intervention des milices chiites extrémistes puisque le sâhil al ayssar a été libéré par les peshmergua, il y a casiment eu aucune perte civile parce qu'après tout les habitants du sâhil al ayssar ne sont pas "sunnites", les kurdes de Mossoul sont éloignés de l'islam(majorité) les turkmènes sont chiites et la minorité restante parmi les arabes sont sunnites, la cible dans cette intervention était la population arabo-sunnite(du sâhil al Ayman

Onu ' un al al aysar ' un, Türkiye ' nin bir parçası olması gerekiyordu (3 bakmaya, çoğunlukla, çoğunlukla ve Arap ve Arap) ve sahil al eymen (bugün tamamen harabe) birbirinden tamamen farklı yerler, son Fotoğraf sahil al Eymen 'un ( ( çoğunluk çoğunluk çoğunluk ) ve mossulien olarak, seni al aysar' nin koalisyon vur veya radikal milis müdahale müdahale her Sahil al aysar serbest tarafından serbest ', Sivil ' var, çünkü sonra al sonra sonra al al "Sünni" değil, Musul Kürt uzak. Türkmenler ' ler Şiiler ve azınlık arasında kalan araplar sünni, bu müdahale hedef arap-Sünni nüfus (sahil al eymen)

Otomatik Olarak Çevrildi

Fadwa Abdel

Fadwa Abdel

إمتنان العبيدي

Mtnạn L'bydy

Fissoul Amiral

Fissoul Amiral

Fransızca'dan çevrildi

Teşekkür ederimAslına Bak

Ibrahima Ouedraogo

Ibrahima Ouedraogo Kadré Sawadogo cet article t'interessera.

Kadré Sawadogo bu yazı seni ilginç.

Mehmet Nomal

Mehmet Nomal

Fransızca'dan çevrildi

Uğur Eroğul

Uğur Eroğul

Fransızca'dan çevrildi

Davut Paşa ile ilgili analizAslına Bak

Süleyman Talha

Süleyman Talha

Fransızca'dan çevrildi

Haberin olsun, Kıbrıs Birinci Dünya Savaşı 'ndan çok daha önce ingiliz' di.Aslına Bak

David Bizet

David Bizet

Fransızca'dan çevrildi

Hayır, ingiliz ' ler, Osmanlı elinde olan adayı vardı.Aslına Bak

Süleyman Talha

Süleyman Talha

Fransızca'dan çevrildi

Sadece ingilizler adayı ;.Aslına Bak

Taoufik Taoufizz Izmar

Taoufik Taoufizz Izmar

Fransızca'dan çevrildi

Gerekiyor hoşuma gitti David.Aslına Bak

Necati Çavdar

 

Sofiane Bardi

Sofiane Bardi

Fransızca'dan çevrildi

Allah baraka allah david davut. Post paylaşıyorumAslına Bak

Oguzhan Yildiz

Oguzhan Yildiz

Fransızca'dan çevrildi

Ne mutlu sana kardeşim, Allah ' ın (cc) seni maaşallah.Aslına Bak

Careme Moise

Careme Moise .

Fouad Foukahy

Fouad Foukahy

Fransızca'dan çevrildi

Paylaşım için teşekkürlerAslına Bak

Ertac Sucu

Ertac Sucu

 

 Mr david bize , je rejoins pas vos propos , la ville de moussoul ainsi que Alep etais des conquête ottomane , et les pleuple vivant dans ses ville ne sont pas turc , il y'a des turkmène en minorité ramène par l empire pour turkiser la region . Mustafa kemal pendant sa guerre d indépendantce a créer le plus grand pays europeen et la fait accepter au accort de Lausanne , et c est la première fois que dans l histoire les impérialiste au recu un revers de la sorte , ::: JE CITE LE GRAND ET UNIQUE KEMAL :il appartient au peuple de moussoul , Kirkouk et Alep de trouver leur indentiter il sont pas des notre et nous avons aucune enbition sur ses ville , en temp que turc nous devont nous tourner vers l Azerbaïdjan et le Turkménistan . GAZI MUSTAFA KEMAL 1926

Bay David Bize, senin şehri, moussoul şehri ve Halep ' in Osmanlı fethi olduğu ve onun yaşayan geçirdi Türk değil, azınlık türkmen var. - Evet. Mustafa Kemal Savaşı sırasında d ' indépendantce daha en büyük ülke oluşturmak ve onu kabul ' a kabul etti ve c ', ilk kez bu l l bir backhand anlaşıldı ::: Ve Tek Kemal: O ' in halkına ait, Kerkük ve Halep ' i bulmak bizim bir değil, bizim ve ve onun yok yok, Türk ' ün temp gereken ve l doğru gereken. Gazi Mustafa Kemal 1926

Hasan Snz

Hasan Snz Le mythe du "Grand Grand Grand Mustafa Kemal" qui a sauvé l'humanité, lol.

" Büyük Büyük Mustafa Kemal ' i kurtaran büyük büyük Mustafa Kemal

Ertac Sucu

Ertac Sucu Non pas du tout , le muytes de mustafa kemal un vrai social nationaliste qui a redonner la fierté turc , respectueusement Hassan

Hayır, hiç de değil, Mustafa Kemal ' in muytes gerçek bir sosyal sosyal olan Türk gururu, saygıyla hasan

Necati Çavdar

Yanıt yaz...



 

 

Necati Çavdar

Necati Çavdar Bin yıllık medeniyet imha edilip, MUSUL kurtarıldı..

Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
http://necaticavdar.blogcu.com/ebedi-dosluk.../16903282

...............
Bereketli Hilal 
http://mevhaz.blogcu.com/necati-cavdar/469107

Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL

Ebedi Dosluk! adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL NECATİ   ÇAVDAR

NECATİCAVDAR.BLOGCU.COM

 

 

 

/////////////////////////////////////////////////
////////////////////////////////////////////

 

 


Necati ÇAVDAR

 

 

 

 

Bereketli Hilal

 

 

 

 

 

 

   

   Bu günkü Filistin ve İsrail işgalindeki  topraklardan yukarı çıkın. Lübnan’dan geçin  Hatay,  hatta Adana’dan  sağa dönün Maraş’ın büyük bir kısmını kapsayacak şekilde Gaziantep, Kilis, Urfa, Diyarbakır, Batman, Mardin’den  Dicle ve Fırat’ı takip ederek aşağıya sarkın  ve Basra körfezine ulaşın.

   Yani  Akdeniz’i takip ederek Sina’dan  Elazığ’’e oradan Dicle ve Fırat’ın  suladığı bereketli ovaları takip ederek  Basra körfezine çizilen  yay,  tarih boyu birçok milletlerin ele geçirmeye çalıştığı BEREKETLİ HİLAL’i oluşturur.

Medeniyetler, burada kurulmuş....

 Medeniyetler, burada yok olmuş ya da yok edilmiştir.

   Ancak Tevrat’ı milli kitap,  dini de evrensellikten uzaklaştırıp millileştirerek diğer kavimleri dindaş kabul etmeyen Yahudilerin, Bereketli Hilal’de  hep gözü olmuştur. Yahudiler, Bereketli Hilal’in tamamına olmasa bile  belirli bölümlerine zaman zaman yerleşmişler ancak sürekli  bir yönetim kurmamışlardır. Gerek  şu anda bizim olan Harran gerekse Irak dediğimiz ve İngiliz oyunları ile elimizden çıkan daha 70 yıl önceki  toprağımız olan coğrafyadaki  UR’dan (BABİL)çıktıklarından beri akılları  bu bölgededir.

   Osmanlının   dünya hakimiyetinden uzaklaştığı, yerine yerli bir gücün geçemediği bir ortamda; Filistin toraklarını işgal ederek, bölgeyi kontrol edecek çıban başı şeklinde oluşturulan  suni bir devlet kurmuşlarsa da akılları fikirleri İsrail’le sınırlı olmayıp ilk fırsatta  tüm Bereketli Hillal’e çöreklenmektir.

   Yahudilerin ilgisi Babil’den bu yana o bölgededir.

    “Bereketli Hilal”i ele geçirmeden “ Siyon  mabedini yeniden  ihya etmelerinin mümkünü yok” diye düşünürler ve  bölgeyi milli tanrılarının kendilerine  “vaat ettiği -Arz-ı Mev’ud- topraklar” olarak  görürler. Bu nedenle de kısaca “Nil’den Fırat’a” diye tarif edilen coğrafyayı her türlü imkan kullanılarak  ele geçirmeleri mutlak hak ve tanrılarının buyruğu  olarak hep akılda tutarlar. Yani “Nil’den Fırat’a “kadar diye tarif edilen Mısır’dan Asur memleketine kadar olan yer   “Bereketli Hilal”dir.

   Peki başkan  Bush , burayı ne  olarak görür?

   Açın  Kitab-ı Mukaddes’ten Ahit’in baş kısmına bakın.

   Orada göreceksiniz ki Cennet olarak  vasıflandırılan yer;  Mezopotamya’dır. Zira Ahit’de  Dicle ile Fırat, “cennete akan iki ırmak” olarak bahsediliyor.

 Mezopotamya’nın güneyi asrın başında bizden koparılarak suni bir  şekilde sınırlanan ve de bu gün uluslararası arenada çıkar masalarında kaç parçaya bölünmesi gerektiği tartışılan  Irak bölgesinde kalırken kuzeyinin bizim ülkemiz olduğu unutulmamalı..

   Mademki  Bush ve adamlarının inançları gereği ve kutsal kitaplarında “cennet”bu bölgedir. O halde “cennet”, ellerinde güç varken ve fırsatta bu fırsatken temizlenmeli ve oraya yerleşilmelidir.

   Şu anda adamların Filistin’de,  Irak’da yaptıkları, imkanları olsa  yangınlaştıracakları, bin bir kılıfa sarılarak sürdürdükleri çaba bunun için.

   Bölgeyi “Şeytan”dan, yani kendi gibi düşünmeyen unsurlardan temizleyip  el koymak.

   Böylece  yer yüzünde “cennet “lerini oluşturmak.

    Bush, hedefine varmak için  silahları konuştururken   başkaları da  bu hedefe varmak için paralar saçarak Bereketli Hilal’e yerleşme gayreti içindeler.

   Zaman zaman  Bereketli Hilal’e gerek ekonomik gerekse dini inançları nedeniyle yerleşmek ve ele geçirmek isteyenlerin uzak -  yakın  gayeleri, birlikteliği mümkün kılıyor. Bilinmelidir ki gerek Bush’un gerekse İsrail’in bölgeye hakim olma amacı çok farklı ancak şu anda çıkarları aynıdır.

   Bu gün İsrail diye şekillendirilen ve Osmanlı’dan gasp edilerek suni ve terörist metotlarla yuvalandırılan İsrail’in, kendisini oraya çöreklendirenler adına  yaptıkları vahşetin sınırı “Arz-ı Mev’ud”kadardır.

   Sayısız Birleşmiş Milletler kararına ve birçok Arap ülkesinin  kabul ettiği gibi “İsrail, 1967 sınırlarına çekilsin, barış sağlansın” taleplerine   İsrail’in direnmesi, işgal ettiği topraklardan çekilmemesi, en ufak karşı direnişe kanla cevap vermesi bundandır.

   Bereketli Hilal’in ne olduğu ve ülkemizi nasıl ilgilendirdiğini  düşünenler Genelkurmayın 1950’lerde  bastırdığı Türkiye ve Ortadoğu ülkelerini ilgilendiren konuların işlendiği  kitapçıktaki  “Arz-ı Mev’ud” haritasına baksınlar.Hem  Osmanlı gittikten sonra  bölgede yaşananları  sözde uluslararası gücün, İngiliz’in “size büyük Arap imparatorluğu vereceğiz” diye kandırarak Osmanlıyı böldükten sonra, kırpıp kırpıp devletçikler oluşturarak başlarına kuklalar yerleştirmesini hatırlasınlar.. Hem  de Osmanlı7ın bölgeden uzaklaştığı günden bu yana   bölgede yaşananlara bakarak “devletin ebedi olmasını” düşündüğünü söyleyen “derinler” ve “ebet müddet “ ülküsüne inanmış  “derin millet”  fertleri  dönüp dönüp “Arz-ı Mev’ud” haritasına  baksınlar.

   Yine  Bereketli Hilal’e, İsrail ilgisi için; İnkılap yayınlarından çıkan  İmail Raci  el-Faruki ve Luis Lamia el Faruki’nin birlikte hazırladıkları İslam Kültür Atlası isimli  kitabın 61. sayfasına baksınlar.

ABD Başkanı Bush’un bunca masraf ve kana rağmen hala bölgeyi taş taş üstünde bırakmamacasına ele geçirme  aşkını Kitab-ı Mukaddes’in  Ahit bölümünde bulabilirler

   Ve Batı dediğimiz, kimilerinin “dünya” olarak yuvarladığı, güce dayalı sistem empoze eden  küresel eşkıyanın; coğrafyamıza kanlı bir hançer gibi sapladığı İsrail’in nihai hedefine varmak için insanlık dışı metotları kullanması inançlarının temelini teşkil eden kitaplarında yatan  sözde “Azr-ı Mev’ud” emri ve  bu emre bağlılıklarının gereğidir.

   “Batı” diye tabir edilen güç, “demokrasi” kavramını “olmazsa olmaz “olarak niteleyip dünyayı o mihver üstünde gezdiriyorlardı.

Ancak aynı batı, işine geldiği zaman “demokrasi” filan dememiş diktatörlüklerle kol kola girmiş, emrine amade saltanatların  koruyucu kalkanları olmuş, olmaya da  devam ediyor.  Filistin’de halk iradesiyle bir yönetim oluştu. Ama  korumasız köyün kabadayıları, “kabullenmeyiz” diye diretiyor. Filistin demokrasinin güçlendirilmesi bir tarafa Filistinli seçilmişler, bu gün onların Ortadoğu’daki maşaları İsrail, eliyle esir..

   Filistin, gerek İsrail’e karşı verdiği  mücadele azmi gerekse demokratik seçimleri, kurduğu parlamento ve hükümeti ile  Batı’nın yüzündeki  demokrasi   şalını da indiriverdi.

   50 yıldır Filistin’de yaşanan dramı görmezlikten gelenler, anlamayanlar, anlamak istemeyenler elbette var.

   Osmanlının paylaşımı sırasında Mondros Ateşkes belgesine aykırı bir  şekilde neden  Adana’nın, Maraş’ın, Urfa’nın, Gaziantep’in işgal edildiğini, Musul ve Kekkük’ün elimizden çıkarıldığını  yarım asra yakındır  Türkiye’nin  neden hep bu bölgede birileri ile  maddi ve manevi kayıplara sebep olan “savaş” vermek mecburiyetinde bırakıldığını düşünmeyenler için  sivri sinek saz..

   Fakat, tüm olumsuzluklara rağmen  nasıl ki ABD’nin Irak’ta giriştiği “demokrasi ve özgürlük” harekatının hangi anlama geldiğini insanlığın vicdanlı olanları anladılarsa;

 “Yaz Yağmurları Operasyonu” ile  sanki Filistin’e gül dermek için giden bir askeri (!) için bütün Filistinlileri esir sayan, “İki asker(!)” için de  Lübnan da insan, hayvan ve bitki ne varsa çiğneyerek, yok ederek kainata, insan oğlunun ürettiği tüm değerleri yerle bir ederek medeniyete savaş  açan İsrail’ in vahşetine de içleri burkularak  şahit oluyor..

   Yaşananlar,  İsrail kavramının arkasındaki asıl gücü ve “Bereketli Hilal’i ele geçirmek isteyenleri de ele veriyor, bu yöndeki sarsılmaz iştahlarını ortaya koyuyor. 

 

necaticavdar@gmail.com

 

http://mevhaz.blogcu.com/necati-cavdar/469107

//////////////////////////////////////////////////
///////////////////////////////////////

 

Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL

Ebedi Dosluk! adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL

NECATİ   ÇAVDAR

26 Şubat 2003

 

“ŞARKIN SUKUNU” VE

“EBEDİ DOSTLUK” ADINA TESLİM EDİLEN MUSUL

 

 

Lozan  Antlaşması ;

 

“Bir taraftan, Britanyaİmpratorluğu,Fransa,İtalya,Japonya,Ynanistan,Romanya,Sırp-Hırvat- Isloven devleti ,

Ve diğer taraftan ,

Türkiye,

1914                       senesinden beri Şark’ın sükununu ihlal eden hali harbe kati surette hateme vermek arzuyu mütakabiliyle mütehassis olarak,

Ve kendi milletlerinin müşterek refah ve saadeti için elzem olan dostane ve ticari münasebatı beyinlerinde yeniden tesis etmek emelinde bulunarak,

Ve bu münasebatın Devletlerin istiklal ve hakimiyetine hürmet esasına  müstenit olması vücubunu mülahaze ederek, bu hususta  bir muahade aktine  karar vermişler...”  (1)diyerek  başlıyor..

Ancak, yüz yıl boyunca meydana gelen olaylar, Birinci Dünya savaşının galiplere ve özellikle İngiltere öncülüğünde oluşturulan paylaşımın Şarkta sukun sağlamadığı, İngiltere’nin rolünü üstlenen ABD düzenlemelerinin de işe yaramadığı ortada.

İşte İran – İrak harbine ve  Körfez krizi nedeniyle yapılan ABD müdahalesine rağmen hala  devam eden Irak sorunu..

İşte Kıbrıs,

Lübnan harbi.

Bitmez tükenmez Filistin sorunu..

Ve yeni bir asrın başında yeni yeni paylaşım savaşlarına sahne olan bölgede   sözde  sulh ve sukunu sağlamak adına düzen kuranlar ne sulh  nede sukunu sağladılar.

Öte yandan Lozan antlaşmasının esasını oluşturan gayelerden biri de  yukarıda görüldüğü gibi ticaretin serbestliği idi.Ancak yine yaşayarak gördük ki başta Türkiye olmak üzere  çeşitli ülkelere uygulanan  ”ambargolar” hem komşu ülkeler arasındaki ticareti engelledi, hem de  “ambargo” uygulanan ülkeleri perişan etti..

Yine ana gayelerden olan “Devletlerin istiklal ve hakimiyetine hürmet esası”  yaşamakta olduğumuz  hadiselerle  hemen hemen geçersiz kaldığı görülmektedir.

Belki  birilerinin çıkarları için Türk, Arap ve Kürt milletinin  arasına bitmez tükenmez kinler ekecek olan günümüzün sıcak gelişmeleri karşısında, birileri ders alır, yada hatırlar diye Musul – Kerkük meselesine değineceğim.

 

 

EBEDİ DOSTLUK ADINA TESLİM EDİLEN MUSUL

1918 Mondros Mütareke’ne göre,  ülkelerin silahlı kuvvetlerinin bulunduğu yerler hala o ülkenin  toprağıdır. Sınırlarda o sınırlardır.

Ancak gelin görün ki  atılan imzalara rağmen  varılmak istenen hedefler farklı oynanan oyunlar başkadır.

İşte Irak da oynana oyunlardan bir enstantaneyi  birilikte izleyelim.

BAŞKENTİ BİLE İŞGAL ALTINDAKİ İSTANBUL HÜKÜMETİ:

“MUSUL’UN ELİMİZDE KALMASI İCAP ETMEKTEDİR.”

Mütarekede, 6. Ordu Komutanı Ali İhsan  Paşa Irak’da ki ordulara komuta etmektedir.

Mütarekeden sonra  İngilizler Musul’a 20 km kadar ilerlediler.

İngilizler, Irak hududunun  idari huduttan daha ilerde gösteren Berlin’de basılmış  bir haritaya dayanarak, bir çok isteklerde bulunuyor ve  bölgede  Kürt ve Ermeni  hareketi uyandırmak istiyorlardı.

2 Kasım 1918 Tarihinde General  Cassel,  “Musul’u işgal etmek üzere emir aldığını”  6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa’ya bildirir.

Paşa, durumu İstanbul’daki işgal altındaki  Genel Karargah’a  bildirir.

3 Kasım’daki Ali İhsan Paşa’ya  İstanbul’dan (Başkenti bile işgal altında olan  Osmanlı hükümetinden) gelen emirde;  

“Musul’un elimizde kalması icap etmektedir. Fiilen taarruz edilinceye kadar kalmakta ısrar edilmesi, taarruz edildiği takdirde ise silahla çatışmaya girilmeyerek, Musul’un kuzeyine çekilmesi” talimatı veriliyordu.

HEDEF MUSUL

Ancak  bölgede hiçbir kargaşa  ve çatışma olmadığı halde İngilizler, Mondros Mütarekesinin 7. maddesinde belirtilen “stratejik noktaların  işgal edileceği” maddesine  ve 16. maddesindeki  “Iraktaki kuvvetlerin teslim edileceğine “ yönelik ibarelere dayanarak  Osmanlı birliklerinin teslim edilmesini  isteyerek  Musul’u işgal  için harekete geçti.

 

7. Kasım 1918 de  Irak İngiliz komutanı General  Marshall, Ali İhsan  Paşa ile görüşerek  ne yapacağını sorar. Bölgede  özellikle gönüllülerden oluşan önemli bir kuvvet olan “Dicle Gurubu” daha önce yapılan hatalar nedeniyle  İngilizlere esir düştüğünden Musul’u savunacak yeterli bir kuvvet de yoktur.

 Bu  şartlar altındaki; “İlla Musul vilayetini  teslim et” diye bastıran İngiliz’lere  “Son zamanda bir birleri ile ebedi dost olmaları gereken iki milletin arasında tekrar  savaşın başlamasını arzu etmem, protesto eder çekilirim”(2) cevabını  veren   Ali İhsan Paşa,   “elde kalan birliklerin  silahları ile  çekilmeleri, depolarda ki  yiyecek ve silahların İngilizlere teslimi, bırakılacak memurların İngiliz  siyasi memurlarına karşı  sorumlu olmaları”   şeklindeki anlaşma ile  Musul vilayet merkezinden   çıkmaya karar verdi.

Askeri birliğimizin çekilmesinin yanında   hala hukuken Osmanlı vilayeti olan Musul’da İngilizler, “ Musul Valisinin kendilerine teslimi, bir başka valinin yerine atanmasını ve  diğer memurların  İngiliz siyasi memurlarına itaat etmeleri konusunda emir verilmesini” istedi.

MUSULDA BAYRAK  HUKUKSUZ OLARAK İNDİRİLDİ

Ali İhsan Paşa, İngiliz işgaline  ilerde hukuki zemin sağlayacak olan  böyle bir emre “yetkili olmadığını” söyledi. Ancak General Marshall, 8 Kasım 1918 de  Musul boşaltılmadığı takdirde mütarekenamenin 16 .  maddesinin tatbik edileceğini  bildirerek 9 Kasım’da ilk İngiliz müfrezesi  MUSUL’A  girerek Hükümet Konağındaki Türk bayrağını indirip İngiliz bayrağını çekti.Böylece diğer  zorla işgal edilen bölgelerle aynı statüde olan Musul  hükümet merkezindeki  Türk  Bayrağı  tıpkı Yunanın İzmir’de yaptığı gibi gönderden indirilerek yerine İşgal ordusunun yani İngiliz bayrağı çekildi.

Ali İhsan Paşa Musul’u bıraktığı zaman, İşgal altındaki  İstanbul Hükümeti’nden  “Musul’un  boşaltılmasını” isteyen emri aldı.

İngilizler,  Musul’a yerleşince  bu defa  hiçbir kurşun atmadan “Son zamanda bir birleri ile ebedi dost olmaları gereken iki milletin arasında tekrar  savaşın başlamasını arzu etmem, protesto eder çekilirim” diyerek İngilize  Musul’u  bırakan    “Ali İhsan Paşa’nın teslimini, askerlerin, jandarmanın ve bölgedeki halkın elindeki silahların toplanmasını ve kendi arzularına  uygun memur tayini yapılmasını” istediler.

İşte İngiliz oyunu:

ÖNCE GÖRKEMLİ TÖREN SONRA SÜRGÜN: 

Osmanlı,  bu gelişmeler karşısında bölgede  aslında çok zayıf kalan 6. orduyu kolordu seviyesine indirdi ve   Ali İhsan Paşa komutayı 13 Kolordu Komutan Vekilliğine atanan  Albay Cevdet Bey’e teslim etti.

İngilizler bu defa  “kendilerine  teslim edilmesini” istedikleri  Ali İhsan  Paşa’yı İstanbul’a götürmek üzere  Halep’ten  Re’süleayn’a İngiliz muhafızlarının koruma yaptığı özel bir tren gönderdiler. Ali İhsan Paşa’yı özel  İngiliz korumalarla İstanbul’a taşıyan tren 2 Mart 1919 günü Haydarpaşa İstasyonuna vardığında Ali İhsan Paşa tutuklanarak Malta   adasına sürgüne gönderildi.  Böylece  İngilzler kendisini görkemli törenlerle Musul’dan uğurladıkları  ve MUSUL’U “EBEDİ DOSTLUK ADINA” TESLİM EDEN  Ali İhsan Paşa’yı MALTA’YA  sürdü.

 

İngilizler Musul vilayet merkezini işgalle yetinmeyerek  Musul’un Kuzeyine  ilerlemeye başladılar. Osmanlı  Milli Savunma Bakanlığı (Harbiye  Nezareti)  İngilizlerin,  “mütareke” şartlarına uymayarak kuzeye doğru ilerlemeleri karşısında   doğrudan İngiliz Generali Milne’ye müracaat etti, O’da “Suriye Orduları Başkomutanı  Allenbey’in emirlerinin yerine getirilmesini” istedi.

İSTİKLAL  KIVILCIMI HER YERDE

Görüşmeler devam ederken tüm Anadolu’da olduğu gibi Musul vilayetimizde de  kurtuluş hareketleri  başladığından  hiç bir hak ve hukuka  hatta kendi imzaladıkları  Mondros mütarekesine aykırı olan İngiliz istekleri  hukuki bir  temele bağlanmadığından suya düştü.

12 Ocak1921  günü Meclis (Meclisi Mebusan)   işgal altındaki İstanbul’da toplandı.

”Vatan  ve milletin çıkarlarına aykırı olarak  genel savaşa katılmakla uğradığımız felaket herkesin gözü önündedir... On dört aydır savaşı bıraktığımız halde ülkemizin bazı bölgelerinin işgal olunması, memlekette moral durumun  geri dönmesine engel olmaktadır. Yasama ve yürütme Kurullarının  devletin, haklarını ve çıkarlarını korumakla beraberlik içinde  bulunarak, milletimizin  şerefini koruyacak bir barışın sağlanacağını ve işgal altındaki yerlerin kurtulacağını umuyorum. Bunun için her türlü ayrılmadan, bölünmeden kaçınılarak bütün  milli istek ve  çabaların  vatanın kurtuluşu yolunda birleştirilmesi gerekir...”  diye başlayan Padişah’ın açış nutkunu Meclise  Padişah  rahatsız olduğu için onun adına  İç işleri Bakanı Damat  Şerif Paşa okuyor.

Başta Padişah olmak üzere   “her türlü ayrılmadan, bölünmeden kaçınılarak bütün  milli istek ve  çabaların  vatanın kurtuluşu yolunda birleştirilmesi gerekir”  düşüncesinde birleşen tüm milletvekillerinin  duygu ve düşüncelerine tercüman olarak 17 Şubat  1920’de  Edirne Milletvekili Şeref bey “ Türk milleti ya bu Ahdin şartlarını yerine getirecek yada bu yolda silinip gidecek, fakat esir olmayacaktır.” diye başlayan önergeyi  Meclise sundu ve oy birliği ile kabul edilen   metin Misak-ı Milli ile diye anıldı.  “Osmanlı  Devleti 30 Ekim 19187 günü Mütarekenin yapıldığı sırada ordularının işgali altında kalan, Arap çoğunluğun  kaderi halklarının özgürce verecekleri oylara göre belirtileceğinden , sözü edilen mütareke hattı içinde ve dışında, dini, soyu, istekleri bir olan  ve birbirlerine saygı ve fedakarlık duyguları taşıyan, siyasal ve sosyal hakları ile  çevre kurallarına uymuş bulunan,  Osmanlı İslam çoğunluğunun  oturduğu bölgelerin  tümü ‘Fiilen ve hükmen ve hiçbir sebeple ayrılmaz bir bütündür.’...” şeklinde  ki  kesin hükümlerle  Misak - ı Milli  ile Musul vilayeti, ayrılmaz vatan toprağı olarak tüm dünyaya ilan edildi.

 

Musul sorunu  İstiklal Harbi süresince  devam ederek,  1923 yılına  Lozan Konferansına kadar sürdü.

 Fakat, Musul halkı  İngiliz idaresinden memnun kalmadı.

1920                        Revandiz’de İngilizlere karşı ayaklanmalar oldu.

O dönemde  asayişi  sağlamak üzere Osmanlıya ait  Elcezire’de  zayıf bir  tümen bulunuyordu. Ancak bölgedeki  asayişe kafi gelmiyordu.

Cephe komutanı Revandizlilerin istekleri üzerine ancak küçük bir birlik (bölük) gönderebildi.

1921 Ağustosunda Binbaşı Şükrü bey Süleymaniye Komutanlığına getirildi.

MAŞA BULUNDU: KÜRDÜSTAN HÜKÜMDARI ŞEYH MAHMUT

Küçük bir Osmanlı birliğinin İngilizlere karşı ayaklanan halka yardıma gelmesi karşısında Revandiz’den çekilen İngilizler bölgede sadece askeri güç ile tutunamayacaklarını anladıkları için  siyasi oyunlara başvurma yolunu seçtiler ve  Hindistan’a sürdükleri  Şeyh Mahmut’u  getirerek ona ikinci kez “Kürdistan Hükümdarlığını”verdiler. Böylece  bölgede halk tabanı bulamayan İngilizler   şavaşarak bölgeyi el geçirmenin mümkün olmadığını anladıkları için   maşa  kullanarak  bölgeye hakim olmaya çalıştılarsa da İngiliz yönetimine ve maşalarına  karşı  ayaklanma devam etti.

MİLLİ KUVETLER MUSUL’DA

 

1921                       ilkbaharında  Antep Milli  Kuvvetleri Komutanı Özdemir bey,  28 subay, Aneze ve diğer aşiretlerin verdiği gönüllüler ile Antep savaşında Fransızlardan Osmanlı tarafına kaçan Cezayir ve Tunuslu Müslüman askerlerden oluşan küçük bir  kuvvet ile Diyarbakır üzerinden Musul’a gönderildi.

Özdemir bey 22 Haziran 1922’ günü Revandiz’e vardı. Özdemir bey, Revandiz’de büyük törenlerle karşılandı. Fakat az bir kuvvet ile gelmesi, düzenli ordu bekleyen halkın  Özdemir bey komutasında  bol miktarda Arap  gönüllüden oluşması  halkın moralini bozdu.Bir yandan da İran’da bulunan ve Türk idaresine karşı olan aşiretlerle de mücadele etmek zorunda kaldı.

O dönemde  Ordular bütün gücü ile  Yunanlıların saldırısına karışı  Batı Anadolu’da  çarpışıyordu .İki kare bir araya getirildiğinde yunanlıların üzeremize saldırılmasındaki  asıl maksatlardan birinin Musul vilayetini gözüne kestirmiş olan İngilizlerin kuvvetlerimizi Batı Anadolu’da tutarak   Irakta  düzenleme yapmaları için nefes aldıkları ortaya çıkmaktadır. Böylece Boğazlar ve Musul’un emniyetini sağlıyorlardı.

 

İngilizlere karşı  Musul vilayetinde yer yer ayaklanmalar sürdü. İngilizler Vilson prensiplerinde yer bulan, “her halkın istediği idareyi özgür iradesi ile belirleme” ilkesini  yerine getirmedikleri gibi, Irak’a ( Bu günkü orta ve  güney Irak’a) kral yaptıkları  Faysal’la işbirliği içine girmeleri için yerli aşiretlere büyük oranda  rüşvet mukabilinden yardım yaptılar. Böylece yerel aşiretlerin isteği  ve İngilizlerin desteği ile Irak’a kukla kral yaptıkları  Faysal eliyle Musul’u işgal etmek  gayesiyle   bir çok tertiplere girdiler.

Bunun için  Özdemir beye veriler talimat, “Milli Misak  sınırları içinde  bulunan bölgenin  Faysal tarafından işgalini önlemek, halkı Türk hükümetine bağlamak, Faysal’ın İngiliz aleti olduğunu açıklamaktı.”

AĞUSTOS’TA ÇİFTE ZAFER

Özdemir bey, Süleymaniye bölgesi ile irtibat  kurmak için 31 Ağustos 1922 de Banya’da üç bin kişilik İngiliz kuvvetine karşı taarruz ederek onları bozguna uğrattı. İngilizler bir çok esir verdikten sonra top, silah ve diğer harp araçlarını bırakarak Kerkük’e kaçtı.

Böylece  İngilizlerin desteğindeki Yunanlılara karşı badıcephesindeki 30 Ağustos 1922  Büyük taarruz  başarısından bir gün sonra Doğu cepnhesinde de İngilizler yenilmişti.

Böylece  İngilizlerin  Kürdüstan Hükümdarı yaptıkları şeyh Mahmut ile doğrudan temas sağlandı.

Şeyh Mahmut,bu defa  Türk hükümeti büyük birlikler gönderirse (İngilizlere karşı  )Türklere katılacağına söz verdi.

Türk birlikleri  batı cephesinden  gönderilemeyeceği için, Doğudan kaydırılacaktı. Doğu cephesi komutanı  yeni birlikler gelene kadar  Özdemir bey’den savunmada kalması sağlık verdi. Çok uzun bir zaman diliminde ancak Musul  bölgesinde  1500 kişilik kuvvet toplanabildi.

İngilizler 1922 Aralık ayında üstün teknoloji ve teçhizat ile donatılmış  kuvvetler ve uçaklar desteğinde  taarruza geçtilerse de Barzan ve Zeber aşiretlerinin yardımıyla tekrar yenilgiye uğradılar.

Bu defa İngilizler 8. Nisan  1923 de iki tugay, 16 top, 400 kişilik Nasturi ve iki bin kişilik aşiret kuvvetleri  ile  taarruz ettiler. Özdemir bey kuzeye çekilmeye, sonra İran’ın Uşno kasabasına oradan da Türkiye çekildi.

Önemli bir kuvvet ve tedbir alınamadığından sonuç İngilizlerin üstünlüğü ile sona erdi.

Bu arada Devam eden Lozan konferansın da İngilizsler Musul meselesini mutölaka kendi anaxralarında sonvradan düzenlemek için bastırdılar ve Lozan Antlaşmasınnı  3. Maddesine konu  şöyle girdi:

“Türkiye  ile  Irak arasında ki  hudut dokuz ay  zarfında Türkiye ile  Büyük Britanya  arasında  sureti  muslihanede tayin edilecektir.

Tayin olunan   müddet zarfında iki Hükümet arasında ihtilaf husule gelemediği  takdirde, ihtilaf Cemiyeti Akvam  meclisine arzolunacaktır”

Ayrıca, yeni bir anlaşmaya kadar üzerinde bulunulan topraklardan baka yeni toprak kazanmaya yönelik askeri harekat yapamayacağını  iki taraf kabul ettiklerini anlaşma metnine kaydettiler.

Böylece 5 Haziran 1926 tarihinde  Türkiye, İngiltere ve  Irak Hükümetleri arasında imzalanan antlaşma ile  Türkiye, Musul vilayetini  bırakıyor.Ancak bu antlaşmanın  14 . maddesi ile  Irak petrollerinden pay almaya devam ediyordu.

İLLA  PETROL

Birazda bu günlerde  kuyuların başındaki “nöbetçi değişiminin” yaşanacağı söylenen petrole bakalım.

 

Zamanında  bölgenin petrol bakımından zenginliğini, başta İngiltere olmak üzere dünya devi  ülkelerin burada gözlerinin olduğunu bilerek ve tüm uluslar arası sözleşmelerde  özel mülkiyete dokunulmamasını  düşünen Abdülhamit, Musul ve Kerkük’ün petrol bölgelerini  tıpkı aynı korku  ve  tedbir ile  Filistin’de yaptığı gibi  kendi şahsi  mülkiyetine geçirmişti.

Ancak  Abdulhamit’e düşman kesilen İttihatçı   Hükümet  kısır düşünce ve yanlış politikaları  sonucu Abdulhamit’in bu pratik ve ileri görüşünü yansıtan çözümünü  bölgeyi  şahsi mülkü haline getiren tapuların iptali ile son vermişti.

5 Haziran 1926  tarihli  antlaşmanın Irak petrolleri ile ilgili olarak 14. Maddesi (3) aynen şöyle:

“ Her iki memleket arasında menafi müşterek sahasını  tevsi etmek  maksadı ile Irak  Hükümeti iş bu muahedenin  mevkii  meriyete vazı tarihinden  itibaren  yirmi beş sene  müddetle berveçhi zir alacağı aidatın  yüzde onunu Türkiye Hükümetine  tesviye  edecektir.

A)                               14 Mart  1925  tarihli İmtiyaz mukavelenamasinin  onuncu maddesi  mucibince ^^ Türkiş petroleüm kanpani^^den,

B)                               Balada  muharrer imtiyaz  mukalevesinin altınrcı maddesi mucibince petrol ihraç edebilecek olan  şirketlerden ve eşhastan,

S)    Balada  zikredilen imtiyaznamenin 33ncü maddesi mucibince teşekkül  edebilecek muavin  şirketlerden,”

Yukarda  TBMM tutanak dergisinin 1941 tarihinde bastırılmış olan sayısından aynen aldığımız antlaşma maddesine göre,

Türkiye  ırak petrollerinin tümü için gerek  devletin, gerek şirketlerin gerekse taşaron ve şahısların elde ettiği paydan yirmi beş yıl süre ile  yüzde on alır.

Peki almış mıdır?

Kimi biraz aldı diyor Kimi  almadı. Kimide 500 bin sterlin aldı.Bir daha bütçe gelirlerinde gösterilmesine rağmen  vaz geçti diyor.

Ancak yaptığımız araştırmadan bu konuda sıhhatli bir bilginin bulunmadığı, Hatta dış işlerinde ilgili dairenin bihaber olduğu, yeni yeni İngiliz  arşiv belgelerinden araştırılmak üzere personel gönderilerek sonucun ortaya çıkarılacağı söyleniyor.

Doğrusu ağlayacak halimize ağlayanın olmadığı ortada..

Ayrıca Irak’ta petrol gelirlerinin  artış kaydettiği dönemde ise hiç para gelmediği yada istenmediği kesinlik kazanıyor..

 

KAYNAKLAR:

........

1- TBMM Kavanin Mecmuası1-942-Cilt: 2

2-Fahri Belen: “Türk Kurtuluş Savaşı”

3-TBMM Kavanin Mecmuası-1941-Cilt:4

 

(Not:  Tam tarihini hatırlamıyorum ancak Mart 2003 de Vakit Gazetesi’nde yayınlandı.  Necati Çavdar)

                                 

 

 

Mustafa İsmet İnönü, itiraf ediyor:

 

Bir bütün olan  coğrafyayı parçalayan, bu gün hala açılar çektiğimiz sınırlara milleti hapseden ve   dünya görüşü olarak da belli kalıplara zorlayan Lozan’da alınan kararla,

Türkiye’de  hala yansıtılanların birbirinin zıddı olduğunu, sonunda İngilizler ne istemişse onun gerçekleştiğini, uluslararası antlaşmalarda atılan imzanın, içeride halka tam tersi anlam verircesine konuşulduğunu, halktan gizlendiğini   sonradan  “Milli Şef “ olacak oaln Lozan imzacısı Mustafa  İsmet İnönü’nün açık itirafından da  öğreniyoruz..

 1969’da, Seha Meray,  Lozan Tutanakları’ diye bir çalışma yapar. İnönü ,  Yazdığı Önsöz’deki değerlendirmesi ile İngiltere karşısındaki durumumuzu ortaya koymaktadır.

İnönü şöyle diyecektir:
 ”Lozan Muahedesi imparatorluğun tasfiye edildiği muahededir…

Yenilgi kesin idi ve galipler sulh masalarına tam hakimiyetle oturdular…

Müttefiklerimiz olan İmparatorluklar, sadece, aldıkları muahede projelerini görmek ve imzalayacaklarını söylemek hakkı ile konferansa girdiler.”

 

 (Kaynak; Lozan Barış Konferansı, Paris Devlet Basımevi, 1923, Çev. Seha L. Meray, A.Ü. S. B. F. Yayınları, Ankara 1969, Önsöz: İsmet İnönü. Kaynağın yayınlandığı eser; “Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu, S.673) - See more at: http://www.canmehmet.com/#sthash.w0Ibs5Pw.dpuf

//////////////////////////////////////////////////////////////////
Cevat Paşa ve 
MUSUL NASIL ELDEN ÇIKTI?

Lozan'da Irak hududu çizilmemişti.Musul meselesi çözülenmemişti.
6 Ağustos 1924 İngiltere Musul sorununu Milletler Cemiyetine götürdü. Türkiye bu Cemiyete üye bile değildi. Cemiyet tamamen İngiltere'nin kontrolündeydi.

7 Ağustos'ta Hakkari bölgesinde Nesturi ayaklanması çıktı.Türk ordusunda bazı subaylar devletlerine ihanet ederek İngiliz safına geçti. 

20 Eylül 1924'te Milletler Cemiyeti Musul Meselesini görüşmeye başladı. Türkiye Musul'un geleceğini Musul'da yaşayanlara sorulmasını Halk oylaması (referandum) yapılmasını istedi. İngiltere bunu şiddetle ret etti yine aynı gün (20 Eylül 1924) Türkiye'nin plebisit önerisini kabul etmeyen İngiltere Milletler Cemiyetinde sorunun çözümü için Macar, İsveç ve Belçikalı üyeden oluşan bir komisyon kurdurdu.
29 Ekim 1925 Musul'da İngiliz ve Türk askerleri arasında çatışma çıktı. Milletler Cemiyeti Bürüksel'de toplandı. Hakkariyi Irak'tan ayıran bugünkü sınırı çizdi. Bu sınıra Bürüksel Hattı adı verildi.
27 Ocak 1925'te Üçlü Komisyon halkın Nabzını tutmak için Musl'a gitti. Halk Türkiye'yi mi yoksa Irak'a mı katılmak istiyordu bunu rapor edecekti. Heyete Cevad Paşa da eşlik ediyordu. İngilizler Cevad Paşa'yı enterne etmek istiyorlardı ancak Halk onu görmek için sokaklara dökülmüştü. Onun ve Türkiye lehine coşkulu kitlesel gösteriler yapıyorlardı.Bundan endişelenen İngiltere Komisyon üyelerini Musul şehirinden alel acele çıkararak Süleymaniye'ye götürdüler.
13 Şubat 1925 Komisyon üyeleri Irak 'ta çalışmalarını sürdürüken Türkiye'de Şeyh Sait ayaklanması çıktı                                                                          https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10154211581293006&set=a.10150177532383006.331420.731898005&type=3&theater

http://necaticavdar.blogcu.com/ebedi-dosluk-adina-teslim-edilen-vatan-musul/16903282

 

//////////////////////////////////////

 

LİBYA


David Bizet

6 Temmuz, 21:03 · 

La Libye, six ans après l'intervention Sarkozyste. Un gouvernement légitime à Tripoli en conflit avec celui de Haftar, ancien agent Américain : le désordre.

Libya, altı müdahale altı yıl sonra. Hafter ' de meşru bir hükümet, eski Amerikan ajanı karışıklık.

 · 

Bu çeviriye puan ver

Otomatik alternatif metin yok.

 

Top of Form

Beğen

Yorum Yap

Paylaş

3636

2 paylaşım

Yorumlar

Makah Hakam

Makah Hakam Voilà comment au nom de la liberté du peuple on arrive à réduire à néant un pays. Aller demander si le peuple est content de ce qui lui arrive. Certes il lui disait dictateur mais il me semble que ce pays se portait bien en ayant Khaddafi en tête. Et la liste peut se suivre non loin l'Irak, l'Egytpe qui est sous l'emprise de l'armée. Alors qu'elle avait élu DEMOCRATIQUEMENT son président. Tout cela est bien nauséabond la soif de richesse de l'être humain le rend capable de toute inhumanité

Işte halkın özgürlüğü adına bir ülkeyi azaltmak. Gidip, insanların başına gelen şeyden memnun olup olmadığını sor. Ona diktatör derdi. Ama bana göre bu ülke çok iyi giyiyordu. Ve liste ırak 'tan ırak' a hayır. Ordu etkisi. Başkan ' ı demokratik olarak seçilmiş. Bütün bunlar çok kötü kokuyor. insan olmak susadım.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 6 Temmuz, 22:17

15 Yanıtı Gizle

 

Amir Gahzi

Amir Gahzi il semble il semble ... en Syrie on a laissé Assad au pouvoir et on en est à 200 000 morts civiles .... en Libye il y a de l'instabilité mais pas de massacre de civile comparable à la Syrie (moins de 10 000 miliciens tués en tout et pour tout ). Pas sur que les clans libyens persécutés par Kadhafi (c'est à dire tous sauf sa tribu) regrettent leurs libertés totales de gouverner leurs villes et villages qu'ils ont depuis la mort du régime ...et puis laisser les Kadhafis réprimaient les libyens de Bengazhi auraient fait couler plus de sang

Görünüşe göre Suriye ' de... Assad ' ı ele ' ve 200 sivil öldü. Libya ' da dengesizlik var ama suriye gibi sivil katliam yok. 10 ' den fazla milis var. Libya tarafından eziyet eziyet tarafından eziyet. Onun hariç. Diyet öldü...... ve sonra réprimaient réprimaient...... Daha fazla kan akışına.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

3

 · 6 Temmuz, 23:19 · Düzenlendi

Amir Gahzi

Amir Gahzi Et la Libye n'est pas détruite contrairement à la Syrie , ses grandes villes sont largement intactes mis à part Syrte

Ve Libya, Suriye ' nin aksine büyük şehirler sağlam yerde.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

3

 · 6 Temmuz, 23:18

Makah Hakam

Makah Hakam

Fransızca'dan çevrildi

Çünkü İmhasından ' i değildi, o yüzden onu terk etti. Ancak, Assad 'ın, Avrupa' nın çıkarlarını hizmet daha ilgi çekici olduğu için gitmeden değil. Neden Fransa ' da Libya ' da insan hakları isim, insan hakları vb değil de Suriye ' de. İmhasından kendi halkını bomba ya da kendi halkını öldürdü, değil mi? O zaman neden ikiyüzlülük oynamak istiyorsun? Eğer Avrupa insan haklarını o kadar çok yani ki ihtiyacı olan şeye müdahale. Suriye, Filistin, Myanmar (Burma) 1 Afrika. Hayır, sadece ülkenin kâr uzaylılarla yok ettiği zaman dévaste. Libya ' yı idare eden kişi, kâr insanlar??Aslına Bak

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 23:31

Wadie Laarissi

Wadie Laarissi

Fransızca'dan çevrildi

Kaddafi herkesi öldürmek üzereydi, iyi ki müdahale edildi! Libya ' ya gelince, soru " müdahale etmek " değildi?",?"... ama arap ne oldu?"...?"... Araplar, maghrébins, Afrika?????? Neden hep yabancı güç? Eğer bir gün izlanda veya irlanda ' da bir sorun varsa?!?! Nijerya ya da Cezayir ' e müdahale bir emin olabilirsiniz...... AMA ONLAR MALİ ' ye müdahale etmeye tereddüt. Kongo, Kongo, centrafrique gibi.Aslına Bak

Beğen

 · Yanıtla · 

3

 · 7 Temmuz, 00:15

Oum Soumi

Oum Soumi Wadie Laarissi https://www.facebook.com/images/emoji.php/v9/e40/1/16/LIKE.png(y)

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 7 Temmuz, 00:48

Amir Gahzi

Amir Gahzi Makah Hakam " Kaddafi avait il lancé des bombes ou tué son propre peuple ???" va voir ce qu'il avait fait à Misrata et ce que Saif Al Islam son fils promettait de faire à Benghazi . Je défend pas l'intervention Française , mais louer Kadhafi au nom d'un anti-impérialisme alors que lui meme l'étais à sa manière ... les profits d'aujourd'hui profitent aux clans locaux qui ont récupérer chacun leurs parts du pétrole et aux occidentaux , avant c'était à kadhafi et aux occidentaux

Makah hakam " imhasından " ya bomba attı ya da kendi halkını öldürdü???" git ' e ne yaptığını ve saif al islam ' ı Bingazi ' ye söz söz verdi. Fransız müdahale savunuyor...... Ama Kaddafi ' ye karşı bir anti-emperyalizme olarak kiralamak...... kendi şekilde kar. Eskiden Kaddafi ve Batılı ' '.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 7 Temmuz, 01:47

Amir Gahzi

Amir Gahzi Wadie Laarissi "Pourquoi c'est toujours des puissances étrangères extra-continentaux qui interviennent ?!" parce que vous avez choisi de vous soumettre économiquement à ces derniers et que vous avez sauvegarder les frontières coloniales qui sont parfaites pour manipuler des populations ainsi divisés , les controler , les monter les unes contre les autres etc . Les arabes n'ont qu'a s'unir si ils veulent un Etat fort sans intervention étrangère

Wadie Laarissi " neden her zaman ekstra yabancı güç müdahale?!" çünkü siz ekonomik ekonomik tercih ve koloni sınır manipüle için mükemmel olan koloni sınırlarını yedeklemek. Onları kontrol etmek, birbirleriyle yukarı. Araplar, dış müdahale olmadan güçlü bir devlet istiyorlar.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 7 Temmuz, 01:51

Wadie Laarissi

Wadie Laarissi Amir Gahzi Mon cher ami, l'Empire Ottoman, c'est fini depuis longtemps, il est temps de tourner la page et de penser à l'avenir. Les États-nations du monde majoritairement musulman doivent se libérer et apprendre à coopérer et à entretenir des relation...Daha Fazlasını Gör

Amir Gahzi canım arkadaşım, Osmanlı imparatorluğu uzun zamandır bitti, artık sayfayı dönüp geleceği düşünmek için. Çoğu Müslüman dünya milletler serbest ve işbirliği yapmak ve işbirliği yapmak ve bu durum diplomatik, ticari, askeri, bilim, bilim, vb. Eğer Batılı ülkeler bunu başarılı, biz de yapabiliriz!

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 02:06

Makah Hakam

Makah Hakam oui là tu as rasion, je ne voi spas pourquoi les pays arabes ne coopère pas ensemble. Comme tu l'as si bien dit "ils n'ont qu'à s'unir". Après la politique interne des pays arabes je ne la connais pas parfaitement. Je dit juste malgré le fait que je n'approuve pas le côté dictateur de Kaddafi, son peuple vvait bien avant l'intervention. Après moi c'est vrai que je m'occupe plus de la Turquie, ma patrie, j'ai pu voir avec fierté que le 15 juillet ils n'ont pas laissé le coupr d'état, on est content de notre président. c'est vrai que c'est au peuple lui-même de faire ses revndications.

Evet, sen neden. Neden Arap ülkelerin birlikte iş birliği bir spas. O kadar iyi var ki ". ". Arap ülkeleri ' nin iç politik sonra ". ". onu mükemmel. Ben sadece imhasından ' un diktatör tarafını katılıyorum rağmen halkının müdahale çok daha iyi olduğunu söylüyorum. Benden sonra sonra daha çok Türkiye ' yi,, gurur gurur ile 15 Temmuz ' da devlet coupr izin ', biz mutluyuz. Evet, insanların kendi revndications yaptığı doğru.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 7 Temmuz, 08:17

Makah Hakam

Makah Hakam

Fransızca'dan çevrildi

Amir gahzi seni istiyorum ya da ekonomik olarak değil, hiçbir şeyden korkma, eğer para yemi olursa, c TTAslına Bak

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 08:18

Makah Hakam

Makah Hakam Amir Gahzi moi encore je reparle de mon pays, mais le 15 juillet état une des dernières (je l'espère) tentatives de renversement de pouvoir. Si tu savais tout ce qui était fait avant, et encore, en tant que citoyen on a certaines ifos qui ne sont pas dévoilées au nom du secret national. Mais quand tu regardes dans le fond, le financement, les aides logistiques etc, elle ne viennent pas de la Turquie même. C'est juste qu'i y a des traîtres et ceux qui les aident

Amir gahzi ben yine tekrar tekrar ama 15 Temmuz ' da son bir biri (umarım) güç devirmek girişimleri. Daha önce yapılan her şeyi biliyordum ve bir vatandaş olarak ulusal sır olarak ortaya kim bazı ifos var. Ama dibe bak, finansman, lojistik vs. Türkiye ' den bile gelmiyor. Sadece vatan hainleri ve onlara yardım edenler var.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 08:20

Amir Gahzi

Amir Gahzi Wadie Laarissi c'est pas une coopération qu'il faut mais une unification , sinon avec les dictateurs fantoches qu'on se trainent ça ne marchera jamais (au mieux une coquille vide comme la ligue arabe).Faut virer les frontières coloniales sinon on restera divisés et faibles c'est tout, et un etat Arabe unifié du Maroc jusqu'a l'Irak (voir musulman jusqu'a l'Indonesie) . Si les Américains , les chinois ou les russes s'étaient divisés en de multiples etat fantoche comme le sont les pays arabes , c'est pays ne seraient pas des grandes puissances

Wadie Laarissi bu bir işbirliği değil ama birleşme lazım, yoksa ile ile ile asla işe yaramaz (en iyi ' Arap ligi gibi). Koloni sınırlarını kovmak lazım yoksa ayrılığa ve zayıf kalacağız. ve bir arap devleti ırak ' a kadar ırak ' a kadar ırak (Müslüman ' a kadar müslüman). Eğer Amerikalılar, Çinliler ya da Ruslar Arap ülkeleri gibi bir kukla ayrılığa bu ülke büyük güçlere sahip olamaz.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 12:40 · Düzenlendi

Wadie Laarissi

Wadie Laarissi Amir Gahzi Bon je répète, parce qu'apparemment tu lis des phrases en omettant certains mots... "Les États-nations du monde majoritairement musulman doivent SE LIBÉRER et apprendre à coopérer...". Les dictateurs fantoches comme tu dis, n'ont pas été choisi par les peuples arabes, ce sont des pantins au service des grandes puissances (États-Unis, Russie, etc.). Et c'est là tout le problème ! Tant qu'il n'y a pas de démocratie dans ces pays, il n'y aura jamais de dirigeants qui appliquent une politique voulue par ces peuples et dans l'intérêt de ces peuples. Frontières ou pas de frontières, ça n'a pas d'importance, le monde arabe et le monde musulman sera toujours composé de plusieurs peuples ayant des langues différentes, des cultures différentes, des origines différentes, etc. car c'est Dieu qui l'a voulu ainsi ! D'ailleurs l'Empire Ottoman est tombé parce que les arabes ne voulaient plus être dirigés par les turcs. Et c'est normal ! C'est leur droit ! Chaque peuple doit être souverain sur sa terre. Regarde les pays européens, il y a eu la première guerre mondiale et la 2ème guerre mondiale, jamais on n'aurait cru qu'un jour ils créeraient l'Union Européenne et qu'ils vivraient en paix durant plus de 50 ans, c'était impensable et inimaginable car ils se sont toujours fait la guerre depuis des milliers d'années et pourtant c'est arrivé, il n'y a plus de frontières physiques entre eux, ils ont créé l'espace Schengen, ils ont même constitué une monnaie unique et une alliance militaire: l'OTAN.

Çeviri yok

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 13:40 · Düzenlendi

Amir Gahzi

Amir Gahzi Wadie Laarissi Et aujourd'hui l'UE est bloqué et ça devient aussi une coquille vide .Le nationalisme est un concept étranger à l'Islam , les arabes ne se sont pas révoltés contre l'empire Ottoman parce qu'ils voulaient etre libre mais parce qu'ils ont...Daha Fazlasını Gör

Wadie Laarissi bugün de ab bloke ve bu da boş bir kabuk oluyor. Milliyetçilik, islam 'a yabancı bir konsept. Ama Araplar Osmanlı imparatorluğu' na karşı isyan. Çünkü Franco tarafından manipüle. Araplar. Müslüman dünyası birçok halklar oluşur ama bir devlet şart birleştiren. Aksi halde bu insanlar dış işkence ya da dış güçler ile vassaux. Bu islami bir zorunda. Açıkçası, Müslüman daha kötü olur. Aptal gibi bakımı, sınır sınır müslüman varın, Müslüman lazım seçim yok yok. Büyük Güçler ' in köleleri. Büyük güçler acımasız her (Amerika ' lı 1860 ' lerde) 90 ' lerde, Rusya ' ya kadar.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 13:45

Amir Gahzi

Amir Gahzi Wadie Laarissi De toute façon le jour où les musulmans auront marre de se faire persécuter ils se dirigeront vers le panalislamisme , en attendant on va très certainement se faire encore massacrer avant de comprendre la necessité de s'unir politiquement sur la base de l'Islam comme du temps des premiers califats

Wadie Laarissi Allah ' ın işkence gün gün nerede bıktım bıktım doğru doğru yöneteceği, bu arada mutlaka mutlaka katletmek git anlamak önce önce anlamak Ilk califats zaman gibi

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 13:47

Necati Çavdar

Yanıt yaz...



 

 

Salem Bin Sayyid

Salem Bin Sayyid

الله يعين حفتر

Allah yardım yardım

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 22:21

Habib Attifa

Habib Attifa La balkanisation En marche, pour revoir use nouvelle frontiere sicot-piket

Balkanisation çalışıyor, yeni sınırı sınırı güle

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 23:44

Azzedine Benstiti

Azzedine Benstiti tout est fait pour nous dire que si vous avez des dictateurs garder les si non si s'a vous prend l'envie de les changer votre situation elle sera pire qu'avant

Her şey yapıyor. Eğer diktatörlerin varsa onları tutmak tutmak.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 23:47

David Bizet

David Bizet Non, mais c'était au peuple lui meme de régler cette situation

Hayır, ama bu durumu var.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 23:51

Makah Hakam

Makah Hakam oui, mais ça ce n'est pas le peuple qui en a décider c'est les pays extérieurs. Sinon comme je le disais plus haut les Syriens ne veulent plus d'Assad, pourtant il est bien protég. Où est l'europe pour aider les habitants au nom de leur liberté

Evet, ama bu insanlar, dış dünya için karar vermek zorunda değil. Dediğim gibi, Suriyeli daha fazla assad ' ı istemiyor, yine de iyi elekt. Avrupa ' nın özgürlüğü adına insanlara yardım etmek için.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 6 Temmuz, 23:56

Necati Çavdar

Yanıt yaz...



 

 

Karim Salem

Karim Salem Les lybiens sont maîtres de leurs destin c'est à eux de choisir comme des grands

Libyalı ' lar kendi kader usta. Onlar büyük.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 00:07

Oum Soumi

Oum Soumi Qu'Allah assiste les lybiens et que Haftar connaisse une mort aussi ignominieuse que celle de Kadhafi !

Allah Libyalı 'ye yardım etsin ve hafter' nin de ölü gibi bir ölümü tanıdığım!

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 00:11

يحيى حميدي

يحيى حميدي Ça va se régler à l'ancienne avec les armes. Il n'y aura aucun accord politique. C'est le plus fort sur le terrain qui imposera le règlement du conflit.

Bu eski silahlarla var. Politik bir anlaşma olmayacak. Bu, savaş kurallarını gösterecektir en güçlü yer.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 7 Temmuz, 09:39

Mohamed Boutnef

Mohamed Boutnef Pourquoi toujours impliquer un homme souvent sous fond de haine sociopolitique ? La France y est allée (avec la Grande Bretagne) sur mandat de l'assemblée générale de l'onu (cas unique) et sur appel au secours des révolutionnaires libyens encerclés à B...Daha Fazlasını Gör

Neden her zaman bir adamı bu kadar nefret dolu bir nefret içine dahil? Fransa, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 'na ve Libya' ye sarıldı ve tripoli canavarı tarafından hazırlanan bir soykırım tehdidi altında. Ve Flight bölge parçasıdır korkunç korkunç etkisiz etkisiz. Bu. Amerikan görevinin ötesine gitmeye karar veren Amerikalılar..

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 8 Temmuz, 15:02

Necati Çavdar

Yorum yaz...



 

 

 

//////////////////////////////

 

SURİYE::

https://scontent.fada1-6.fna.fbcdn.net/v/t1.0-1/p50x50/11902322_108655652820790_4699442710241461949_n.jpg?oh=8e5cbf515ec7450141fa09961949d218&oe=59D02BD4

 

David Bizet2 yeni fotoğraf ekledi.

4 Temmuz, 15:09 · 

En 1919, dans le cadre de la conférence de paix de Versailles, une commission chargée de rédiger un rapport pour établir au mieux la partition de l'empire ottoman en respectant les volontés des autochtones fut constituée.

Ce fut la célèbre commission King-Crane, qui rendit son rapport au mois d'août de la même année.

Dans cette unique occasion où la parole fut donnée à l'opinion Arabe pour son éventuelle autodétermination, la commission qui avait réalisé plus de 3.000 entrevues avec des notables locaux dans plus de 300 villes et villages, de Bir Sib' (Bir Sheeva) à Damas, en passant par Jérusalem et Alep, conclua que les populations locales voulurent à l'unanimité d'un pays unifié, le pays de Shâm.

La suite on la connaît : la commission ne fut pas suivie, la France inventa le Liban et la Syrie, tandis que les britanniques inventèrent la Palestine (la Palestine dans sa forme actuelle n'existait pas avant), et la Jordanie.

Entités étatiques qui ne manquèrent pas de se diviser, de se faire piller, et d'être la risée du monde.

Merci beaucoup les nationalistes.

1919 yılında, Versailles Barış Konferansı 'nın bir parçası olarak Osmanlı imparatorluğu' nun disk saygı yerli saygı.

Aynı yılın ağustos ayında raporunu veren ünlü king-Crane Komisyon.

Kendi kaderini tayin ettiği bu tek fırsat 300 şehir ve köy 3.000 ' den fazla şehir ve köy yerel daha. Şam ' da, Kudüs ' te, Kudüs ve Halep ' in Birleşik Devletleri ' ne istemiş.

Bundan sonra, komisyon takip. Fransa, Lübnan ve Suriye 'yi icat etti. İngilizler Filistin' i yarattılar.

Bölmek, piller ve dünyanın maskara olmak.

Milliyetçi çok teşekkür ederim.

 · 

Bu çeviriye puan ver

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: yazı

 

Top of Form

Beğen

Yorum Yap

Paylaş

7272

6 paylaşım

Yorumlar

Makah Hakam

Makah Hakam oui triste fin d'un empire !

Evet, bir imparatorluğun hazin sonu!

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:11

إمتنان العبيدي

إمتنان العبيدي Fadwa Abdel

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:18

Khalid Bagha

Khalid Bagha C'est un peu ce que veulent les séparatistes saharaouis et leurs mentors ..créer un état fantoche et artificiel. . Sous la seule condition que celui ci fut colonisé par un autre pays que la France. .

Ayrılıkçı saharaouis ve akıl akıl istedikleri şey.... Sahte ve yapay bir durum yaratmak. Fransa ' dan başka bir ülke tarafından koloni. - Evet.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:19

Malik De Livry

Malik De Livry C'est pas pareil:
- ici les peuples veulent rester ensemble dans un pays nommé Sham
- pour les sahraoui, ils veulent leur independance non parce qu'il ont ete colonise par l'espagne (et non la france) mais parce que l ''empire marocain'' n'a pas tjrs ete aussi etendu (cf post de David Bizet sur la question + histoire + ...)

Aynı şey değil.
- Burada insanlar sham adında bir ülkede birlikte kalmak istiyor.
- sahralı için, ispanya 'ya edeceksiniz için değil, ispanya' ya edeceksiniz için hayır. + Tarih +...)

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:24

David Bizet

David Bizet C'est pas une majorité de sahrawi qui demande l'indépendance

Bağımsız sor çoğunluk değil.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 4 Temmuz, 16:33 · Düzenlendi

Malik De Livry

Malik De Livry

Fransızca'dan çevrildi

Buraya göç eden Fas onları mı hesap? Cezayir ' de olanlar mı? Eğer çoğunluk orada değilse, neden keşke referendum?Aslına Bak

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:29

Khalid Bagha

Khalid Bagha Malik De Livry la question du Sahara est une supercherie. . Et tous les sahraouis ne sont pas séparatistes. . Et puis l'idée même de cette fikra (pensée ) émane d'un groupe d'étudiants marocain. .soutenu et aidé par des pays étrangers à la solde du marxisme. .

Malik De Livry sahra meselesi hileyi. Ve tüm sahra ayrılıkçı değildir. . SONRA DA BU FİKRA (düşünce) bir faslı öğrenci grubu tarafından bu. Yabancı para yabancı ülkeler tarafından desteklenen ve yardımcı. - Evet.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:30

Malik De Livry

Malik De Livry Khalid Bagha je mettai juste en avant les points de difference sur ce sujet ''sensible''. 
Apres, le mieux, en verité, ca serait pas de sauter ttes les frontiere maghrebine? La aussi, y'a debat...

Khalid Bagha ben sadece mettai sadece aradaki farkı ' ' ' hassas ' '
Daha sonra, en iyi kısmı maghrébine sınırı havaya değil mi? Bunu da tartışma.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 16:31

Khalid Bagha

Khalid Bagha Malik De Livry l'ancien chef du polisario mohamed abdelaziz Allah y rahmo. .n'est même pas issue du Sahara occupé par l'Espagne. .et son père est un officier des forces armées royale. . Cherche donc l'erreur. ..

Malik De Livry eski reis Muhammed Muhammed Muhammed Allah ' a orada. İspanya 'nın işgal ettiği Sahra' bile çıkış. Ve Babası Kraliyet Ordusu ' nun bir subayı. . Bu hatayı bir ara.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

3

 · 4 Temmuz, 16:33 · Düzenlendi

Khalid Bagha

Khalid Bagha Malik De Livry pour créer un grand maghreb. .évitons de créer de nouveaux état fantoches. .ce serait un bon début..

Malik De Livry büyük bir fas yaratmak için. Yeni bir devlet devleti yaratmak istemeyiz. Iyi bir başlangıç olur.

Otomatik Olarak Çevrildi

Beğen

 · Yanıtla · 

2

 · 4 Temmuz, 16:36

Necati Çavdar

Yanıt yaz...



 

 

Lui Bro

Lui Bro Karima

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 4 Temmuz, 17:15

Salim Djiar

Salim Djiar i

Beğen

 · Yanıtla · 4 Temmuz, 18:16

Bottom of Form

 

BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...