12 Ocak 2022 Çarşamba

Reha Denemeç: “TÜRKİYE, DEMOKRASİYE DIŞ MÜDAHALE SONUCU GEÇTİ… TÜRKİYE HALA NORMAL BİR ÜLKE DEĞİL.

 https://www.facebook.com/notes/776902549758916/



Reha Denemeç: “TÜRKİYE, DEMOKRASİYE DIŞ MÜDAHALE SONUCU GEÇTİ… TÜRKİYE HALA NORMAL BİR ÜLKE DEĞİL. ”

Reha Denemeç: “TÜRKİYE, DEMOKRASİYE DIŞ MÜDAHALE SONUCU GEÇTİ… TÜRKİYE HALA NORMAL BİR ÜLKE DEĞİL.

 

 

SERVER VAKFI tarafından her hafta düzenlenen ÇARŞAMBA SOHBETLERİ’ne misafir olan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara  Milletvekili  REHA DENEMEÇ, Cumhuriyetin Başlangıcından Bugüne   Türkiye’ye Ekonomik, Siyasal Ve Sosyal Bakış” adıyla sunum yaptı.

 

Kimilerinin söylediği gibi Türkiye’nin 1923 de birden bire ortaya çıkan bir devlet ve 1923’ün de öncesi olmayan bir tarih olmadığını söyleyen Reha Denemeç, “ Türkiye Osmanlının devamıdır. Türkiye’yi kuranlar da Osmanlının paşalarıdır. Bunların kafalarında bazı düşünceler var. O nedenle 1923 den sonra yapılanlar Osmanlıda yapılmak istenip de yapılamayan bazı değişikliklerdir.. ” dedi..

 

Konuşmasının sonunda dinleyicilerden gelen günlük olaylar hakkındaki soruları da cevaplayan Denemeç, yoğun ilgi ile dinlenen konuşmasına şöyle devam etti:

 

-       Osmanlı çok milliyetti ve yerinden yönetim ağırlıklı bir yapıda  idi. 1789 Fransız ihtilalinden  çok fazla etkilenen Osmanlı  paşaları, Cumhuriyeti kurarken Osmanlı tecrübesindeki aksaklıkları bildiklerinden  devleti kurarken;

Merkezi yapı

 ve

Türklük kavramlarını öne çıkardılar.

 

-       Osmanlının son zamanlarında etkili olan İttihat Terakki’de “Doğru olanı biz biliriz. Biz yaparız” düşüncesi hâkim. Her ne kadar 1. Dünya savaşı sonunda İttihat Terakkinin tavanı tasfiye ediliyorsa da bu düşünce Cumhuriyeti kuran kadrolarda devam ediyor. O nedenle yapılan değişiklikler tabandan gelen ve onun isteğine uygun değişiklikler değil tavandaki elitis kadronun düşünüp uyguladığı değişikliklerdir.

TAKRİR-İ SÜKÛN VE DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ

-       Bu değişiklikler demokrasi içinde uygulaması mümkün olmayan değişikliklerdir. Takrir-i Sükûn yasası ile memleket  “dikensiz gül bahçesi” ne dönüştürülüp, değişiklikler uygulandı. 

Dönemin karakteri de mühimdir. O dönemi değerlendirirken bu günün düşünceleri ile bakmamak gerek. O dönemde sadece bize de tek parti zihniyeti yok. Almanya’da Hitler…İtalya’da Mussolini..Portekiz de Salazar  dikta yönetimleri var.

 

TÜRKİYE BATININ DAYATMASI SONUCU “BATI TİPİ DEMOKRASİYE” GEÇTİ.

-        Türkiye, ll. Dünya Savaşı sonrasında “ya doğu yada Batı bloku” tercihi ile karşı karşıya kaldı. Türkiye, - Rusya ile yapılan savaşlar ve Rusya’nın toprak talebi karşısında -  Batı Blokunu seçti. Batı blokunda kendi yapısına uygun yapılanmayı dayattı.

Türkiye Batının dayatması yani dış müdahale sonucu “Batı tipi demokrasiye” geçti.

EN BÜYÜK ÇATLAMA EZAN’LA

-       CHP de de Demokrat Partide de (DP) ekonomi, devletin elinde idi. Fakat CHP çok katı DP, güler yüzlü yönetim uyguladı.

NATO’ya geçilince NATO ordularının silah ve sistemi yeni. Bizdeki sitem ve silahlar 1.dünya savaşından kalma. Genç subaylar, değişimin CHP ile değil DP ile olacağını düşünerek DP’yi destekliyorlar. Fakat DP’ye oy verenler halkın %75’ini oluşturan köylü ve esnaflar oluyor. Başta CHP’ye muhalif olan Ordu mensupları ve aydınlar, yaşantıları itibari ile kendilerine DP’ye oy veren halk kesimlerini değil CHP’yi yakın gördüklerinden “DP’de köylü ve esnaf takımı var” diye  “mecburen” DP’ye uzak duruyorlar. DP’nin yaptığı birçok yeniliği benimsemekle birlikte en büyük çatlama Ezan’la gerçekleşiyor. Ezan’ın aslına döndürülmesini “Cumhuriyetin kazanımlarından geriye gitme” şeklinde algı gelişiyor.

 

VESAYET SİSTEMİNİ YARGIDA DEVAM ETTİRİYORLAR.

-       Rejimin yerli yerinde kalması için 1960 darbesine kadar yeterli tedbirler yok. Vesayet rejiminin tedbirleri 1960 darbesinden sonra alınıyor. ANAYASA MAHKEMESİ, YARGITAY, DANIŞTAY, MGK gibi kurumlar ve en özenlisi Cumhurbaşkanlığı…

Yassıada mahkemelerinde “Sizi buraya tıkan kuvvet, böyle istedi” diye karar verenler, YARGITAY, DANIŞTAY’ya  başkan ve üye oluyorlar. Vesayet sistemini yargıda devam ettiriyorlar.

Vesayet sistemi “OBA” yöntemi denen Ordu-Bürokrasi ve Aydınlar üzerinden kuruluyor. Bu nedenledir ki DP tabanından gelen AP, çok istemesine rağmen hapiste olan DP yöneticilerini kurtaramıyor.

1980 darbesiyle Cumhurbaşkanlığı çok daha güçlü hale getiriliyor.

HSYK’da beş kişi atıyorlar tüm yargıya hakim oluyorlar.. Bu beş kişi YARGITAY – DANIŞTAY’daki hâkimleri belirliyordu. Onlar onları seçiyor, onlarda onları.Kapalı devre sistem devam ediyordu.

 Siyasi kadrolar, güçlü olunca darbeler olamıyor veya etkisi azaltılıyor. Mesela 1971 muhtırasından sonra sivil siyasete yönelen Ecevit, muhtıraya karşı çıktı. Faruk Gürler, cumhurbaşkanı olarak dayatıldı. Siyasetçiler birleşip, Faruk Gürleri değil  Fahri Korutürk’ü köşke çıkardılar.. Faruk Gürler, Cumhurbaşkanı olamadı.. Fakat bağzı şeyler değişmiyor, aile boyu sürüyor. Fahri Korutürk bir İttihatçı ailenin çocuğu idi. Oğlu Osman Korutürk, bu gün CHP’de milletvekili..

 -       Koalisyonlar döneminde ekonomi dibe vuruyor. 1970li yılarda da böyle idi. Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonraki 1990’lı yıllarda da böyle oldu.

-       Kore, 1960 da bizden çok geride idi. İhracat ağırlıklı ekonomi modelini seçti. Biz ithal ikamesi modelini seçtik. Kore, 1980 de bizimle eşit hale geldi. Bu gün bizden çok ilerde.

 -       AKP olarak değişim yapmakta çok zorlandık. Çünkü İttihatçı geçmiş,  CHP’de hayat buldu.

  Daha önce kimin ne üreteceğine ne satacağına  “Devlet” karar veriyordu. 24 Ocak 1979 ve 1984 den sonra alınan kararlarla Türkiye ihracat öncelikli modele geçti.

 

ÖZAL’IN  ÜÇ ÖZGÜRLÜK MODELİ

-       Özal’ın  üç özgürlük diye tarif ettiği model önemlidir.

 

Teşebbüs hürriyeti

Fikir hürriyeti

Din ve vicdan hürriyeti.

Aradan 25 yıl geçti ancak yeni yeni oraya varmak üzereyiz. Özal’ın modeli ekonomide tuttu. Ancak demokraside yeni yeni oraya varmak üzereyiz.

 

2002 NİN RÖVANŞINI ALAMADILAR

-       Vesayetçi sitem;

1950 nin rövanşını 1960 darbesiyle

DP’nin devamı olan AP’nin yüksek oyla 1965’de iktidar olmasının rövanşını 1971 muhtırasıyla

Ecevit’in sivil söylemlerle yükselmesinin, 1974’ün rövanşını 1980 darbesiyle

Erbakan’ın en yüksek oy almasıyla 1995’in rövanşını 28 Şubat’la aldılar. 2002nin rövanşını  - 27 Nisan bildirisine karşı, 28 Nisanda Çemil Çiçek çıkıp konuştu..-

almaya kalktılar, başaramadılar.

Başarılı olduğu dönemler hep zayıf hükümetler dönemidir. Vesayet sistemi güçlü hükümetleri sevmiyor.

 

AKPARTİ,  5 YIL GİDEMEZ DİYE DÜŞÜNDÜLER

1997 de Tayip Erdoğan’ın sisteme ne kadar yük getireceğini görüp, tedbir alanlar, AK Parti’nin 5 yıl iktidarda kalacağını düşünemediler. Çünkü önümüzde bozuk bir ekonomi.  AB, Kıbrıs, Irak gibi devasa problemler vardı. AK Parti bu problemlerle baş edemez ve 5 yıl dayanamadan gider diye düşündüler. Ve bu problemlerim sorumluğuna Tayip beyi de ortak etmek üzere anayasal değişikliğe imkân verdiler. Aksi halde sitemin dışındaki Tayip Erdoğan, halkın gözünde ümit olarak duracaktı. Sisteme bütünleşmiş edilerek Tayip beyinde başarısızlığa ortak olmasını arzu ettiler.

Öyle olmadı.

Bu defa da rahip öldürülmesi, Zirve kitapevi ve Danıştay baskını ile Cumhurbaşkanlığı seçimini önlemeye kalktılar. O da olmayınca 367 barajını kurup Anayasa mahkemesi kararı ile CHP’ye güç transferi yapmak istediler.

 

NECDET SEZER’İN VETOSU

Eğer Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı seçim kanununu veto etmeseydi, beş yıl sonra Cumhurbaşkanını halk seçecek idi. Fakat kanun veto edilince referanduma gitmek gerekti.  

 

AK PARTİ’Yİ SİTEM, KABUL ETTİ.

-       12 Eylül referandumu, vesayetçi sistemin son halkasının kırılmasıdır.

-       Artık, Ak Parti şeriatın odağı diye eleştirilmiyor. AK Parti’yi sitem kabul etti. Gelinen noktada keskinlikler azaltıldı.

-       Kapatma davası, ekonominin çarklarını durdurdu. GMH’da 37,5 milyar dolar kaybımız var.

 

Denemeç, konuşmasının sonunda dinleyicilerden gelen günlük olaylar hakkındaki soruları da şöyle cevapladı.

 

 

AK PARTİNİN DP VE AP’DEN FARKI NE?

-       DP ve AP’de tavan taban farkı vardı.  Cumhurbaşkanı, hala tornacılık yapan bir tonton dedenin oğlu.. o nedenle AK Parti’de taban - tavan  farkı yok..

 

GENEL KURMAYBAŞKANININ DİLLE İLGİLİ SİYASİ AÇIKLAMASI, DOĞRUMU?

- Genelkurmay başkanının dil ile ilgili açıklamasının sorulması üzerine -   Genel Kurmay başkanının şahsi fikri olabilir ama o üniforma ile açıklama yapamaz. Türkiye hala normal bir ülke değil. Genelkurmay Başkanı, ılımlı bir genelkurmay başkanıdır.

 

AK PARTİNİN BAŞARISI  NE?

-       AK Partinin başarısı:

Cumhurbaşkanı seçimi

Yargıda vesayetin kalkması

Ekonomide gelişme

 

EKENOMİK KRİZ VAR MI?

-       Ekonomide dışarda olumsuz gelişme var. Türkiye’de korkulacak sıkıntı yok. Türkiye ekonomisi büyümede %4’ün üzerine çıkacak.

      

BM VE DÜNYA BANKASI, ll .DÜNYA SAVAŞI SONRASI DÜZENİN KURULUŞLARI DEDİNİZ.BU DEVAM EDEBİLİR Mİ?

 

-       ll. Dünya savaşı sonrasında BM ve Dünya bankası gibi kurumlar kurularak dünya sistemi kontrol ediliyor. Dünya bankası ile sömürüyor.IMF'nin yeşil ışık yakmadığı ülkelere diğer bankalarda yüksek faizle para veriyor. Sisteme hakim olanlar kazanıyor.  Öte yandanda ürettikleri malları yüksek değerden satıyorlardı..Fakat Çin, Hindistan ve Venezüella gibi ülkelerin gelişmesiyle, bu sitemin böyle gitmeyeceği görülüyor.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ?

-       Başkanlık sitemi iyidir. Daha değişik  gerekçelerimiz var. Fakat u sistemde koalisyon olmaz.

 

ULUDERE ve DTP?

-       Uludere hadisesini kullanıyorlar.

PKK, Kürt halkının problemimi çözeceğim diye ortaya çıktı. BDP, onun siyasi uzantısı. Fakat aldıkları oy itibari (%5,5-6) ile görülüyor ki o problemi çözecek güçte değiller. Problemleri, Türkiye’de olduğu gibi  bölgede de birinci parti olan AK Parti çözer.. Onlar problemlerden besleniyor. Parti kapatmayı zorlaştıran kanuna “evet” demediler. Partimiz kapanasında bundan çıkar sağlayalım diyorlar. Partilerinin kapatılması için her çabayı gösteriyorlar.

 

NEDEN AK PARTİDE KADIN İL BAŞKANI YOK?

-       AK Partide kadın il başkanı yok. (Bir ara Artvin’de vardı) Kadınların çocuklarla ilgilenmeleri, zanlarının çoğunu alıyor. Ev  sorumlulukları ağır.  Siyasetin - özellikle zaman ayıra gibi-  temposu onları yoruyor. O nedenle kadınalar siyasete üç sıfır geriden başlıyor.  Kadınların siyasete daha çok yer alması gerek..

 

YARGILAMALARDAN SONUÇ ALINACAK MI?

-       Başbakan, tutuklanmalar “uzun” dedi. Tolon içeri alındı. Uzun tutukluluk olmamalı. Davalarda süreler uzun, hızlanmalı, bir noktaya varılmalı.

 

ÜÇRET ADALETSİZLİĞİ İÇİN NE DİYORSUNUZ?

-Ücret adaletsizliği. Bunun farkındayız. Bu günden yarına çözülecek mesele değil. Ücretlerde tabana çok tavana az zam yaparak gelir adaletsizliğini gidermeye çalışıyoruz.

 

AB.

AB'de bazı ülkeler ekeomik olarak düşüşdeler. Bunların yükselme ihtimali yok.. Bazıları ile beş yıl bazıları iele 10 yılsonra aynı düzeyde kesişeceğiz.

Fakat..

Avrupa birliği hala  büyük ekonomi.

Türkiyenin teknoloji ve diğer konularda AB'den öğreneceği ve alacağı çok şey var.

AB normlarına ulaşır ve ekenomimiz büyürse AB, içinde olmaskda olur. Ancak kendimiz için AB satandardını uygulamamız gerek..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...