https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/10156019311062700
Ankara
Herkese Açık ile paylaşılıyor
İngilizler,
Aralık 1917 de Kudüs'ü İŞGAL etti.....
Kudüs Mutasarrıfı İzzet Bey, Belediye Başkanına İngilizlere verilmek üzere
“İngiliz Kumandanlığı’na
Her milletçe kutsal sayılan Kudüs’teki yerleşim yerlerine iki günden beri obüsler
düşmektedir. Osmanlı Hükümeti sırf dinî mekanların zarar görmemesi için kasabadan çekilmiş ve
Kamame (Kutsal Kabir Kilisesi), Mescid-i Aksa gibi dinî mekanların korunmasına memurlar görevlendirmiştir.
Tarafınızdan dahi bu yolda muamele edileceği ümidiyle bu belgeyi Belediye Reisi Vekili Hüseyinzâde
Hüseyin Bey eliyle gönderiyorum efendim.
Kudüs Müstakil Mutasarrıfı
İzzet 8/9.12.33”
"…" diye bir nota vermesiyle Türkler, 8/9 Aralık gecesi Kudüs'ü boşalttı.
Yukarıdaki mektup yazıldıktan sadece iki gün sonra, 11 Aralık 1917'de İngiliz General Edmund Allenby,"Haçlı Savaşları'nın artık nihayete erdiğini" söyleyerek
Kanunî surları yaptırırken üzerine “Lâ ilâhe illâllah, İbrahim halilullah” yani “Allah’tan başka ilâh yoktur, İbrahim de onun dostudur” yazan bir kitabe koydurarak Kudüs’ün sadece Müslümanlar’a değil, her üç semavî dine ait olduğunu ifade dildiği kitabe koydurttuğu;
Haçlıların Yafa Kapısı, bizim "dost" yani “Babu’l-Halil” , “Hazreti İbrahim Kapısı”
dediğimiz kapıdan muzaffer bir edayla Kudüs'e girerek kenti işgal etti.
Böylece 401 sene boyunca idaremiz altındaki Kudüs'e Hıristiyanlar, 730 yıl sonra döndü.
Dönemin İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Kudüs'ün ele geçirilmesini "İngiliz halkına verilmiş bir Noel hediyesi" olarak nitelendirdi.
Bakan tarafından Avam kamarasında Kudüs'ün işgalinin Resmi duyurusunun ardından Westminster Katedrali’nin büyük çanı üç yıl aradan sonra çalmaya başlamıştı. Paris’te Notre Dame Katedrali’nde özel bir tören
düzenlenmişti. Duyurunun ardından İngiliz Savaş Kabinesi, Allenby’e gönderdiği telgrafta Kudüss işgalinin dünya çapında tarihî bir anlamı olan ve İngiliz ve Müttefik halklarına büyük bir sevinç yaşatan hadise diye bahsediliyordu.
Kudüs’ün Kudüs’ün işgali üzerine Roma’da 15.000 öğrenci dâhil 35.000 kişi St. Onoforio Tasso Türbesi’ne yürümüştü. Aynı yerde 16. yüzyılda “Kudüs Kurtarıldı” diye yazan şair Torquato Tasso’nun da mezarı vardı. Bu sırada Roma’daki yüzlerce çan çalmış ve Kardinal Lega, kalabalığa hitap etmiş ve kalabalığı kutsamıştı. Papa, savaşa katılan ülkelerdeki tüm papazlara bir genelge göndererek, hernhangi bir Hıristiyan devletin Kudüs’ün geri alınması girişiminde Türklere yardım etmesi halinde aforoz edileceğini bildirmişti
Müttefik olarak birlikte savaştığımız Alamanlar dahil Haçlı dünyası, Selâhaddin Eyyubî’den bu yana Müslümanlar’ın hâkimiyetinde olan Kudüs’ün yeniden Hristiyanlar’ın eline geçtiği için işgalini SEVİNÇle karşıladı..
İngiliz İstihbarat Bakanlığı , Filistin'den gönderdiği bir kutlama telgrafında "Güney Filistin harekatında önemli rol oynamış komutanlardan ikisinin Haçlı Seferleri'nde savaşmış şövalyelerin soyundan geldiklerini" öne sürerek yeni işgalcileri "Tapınak Şovelyeleri" konumuna çıkarıyordu.
Kudüs'ün "fethinden" birkaç ay sonra İngiliz İstihbarat Bakanlığı, "Yeni Haçlılar: Filistin Cephesinde İngiliz Güçleri" başlıklı 40 dakikalık bir belgesel hazırlayıp İşgale Haçlı Ruhu ile girişildiğini, savaşın Haç- Hilal kavgası olduğunu ilan ediyordu.
Sadece bumu?
Tabii ki hayır..
Şam'a giren Fransız komutan Henri Gouraud'nun Selahaddin Eyyubi'nin mezarını tekmeleyerek, "Haçlı Seferleri şimdi sona erdi! Uyan, Selahaddin, geri geldik! Burada bulunmam, Haç'ın Hilal karşısındaki zaferini kutsuyor!" diye havlayacaktı..
1917'deki İngiliz İşgali, öncesi yayınlanan Balfour Deklarasyonu'nuda
Bu günkü Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasına İngiliz hükümetinin destek vereceğini ilan edilmişti.
Haçllılar - İngilizler bu projeyi, Yahudilere olan sevgileri veya onları çok düşünmeleri nedeniyle yapmadı. Aksine, Siyonizmin en güçlü destekçileri arasında, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Arthour Balfour da dahil, en hararetli Yahudi karşıtları da yer alıyordu.
Siyonizmin desteklenmesindeki temel sebep;
İsa'nın Yeniden Doğuşu beklentisinin gerçekleşmesi açısından İsrail bir sıçrama tahtasıydı.
Dün öyle idi bu günde aynı..
Hedefin gerçekleşmesi için olayların hızlandırılması.. Bunun içinde yapay olarak oluşturulan döfakta İsrail denen olgunun kullanılması..
bundan tam 100 yıl önceki işgalle haçlı - siyonist işbirliği ve hedefi ortak hale geliyordu.
"Şarkıın sukunu" için oluşturulduğu baş tarafına derç edilen Lozan antlaşmasıyla resmen bölgeden Osamanlı/ Türkler uzaklaştırıldı.
Bizde kendimizi o alanlara kapattık..
İngiliz bölgenin en kanlı terörüstlerine yapay oluşum olarak döfakta olarak bölgeyi 1948 de Siyonistlere bıraktı..
İsrail İsmiyle , bizden işgal edilen çogunluğu müslüman olan topraklarda suni yapı hayata geçirildi.
O gün bu gün bir çok devlet, bu suni oluşuma razı olmayıp tanımayarak DEVLET olmasını engelledi.
Ancak
1949 da terörüst yapı İsrail'i resmen tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye oldu.
" Milli Şef" İnönü'nün ve CHP hükümetinin imzasıyla.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder