21 Kasım 2021 Pazar

USA'nın Mümtaz "misafiri" Fethullah bey, CİA- MOSSAD elinde esirdir. 21 Kasım 2016 --- Ne demişiz ne demişler Tarih: 18 Haziran 2010

 

21 Kasım 2017 
Herkese Açık ile paylaşılıyor
Herkese Açık
Ne demişiz
ne demişler
Tarih:
18 Haziran 2010 18:51
Buyurun..
USA'nın Mümtaz "misafiri" Fethullah bey, CİA- MOSSAD elinde esirdir.
21 Kasım 2016, 22:20
USA'nın Mümtaz "misafiri" Fethullah bey, CİA- MOSSAD elinde esirdir.
Esirlerin söz veya eylemleri hür kişileri bağlamaz.
Hele Müslüman'ı hiç ama hiç bağlamaz.
Esirler kendi iradelerine göre hareket edemeyeceklerinden onların söz ve eylemleri ile amel edilemez.
Uyulmaz.
Uygulanamaz.
Fethullah beye, Allahdan hürrüyet ve vatan cüda olmaktan kurtulmasını dilerim..
...........
Demiştik de;
kimi AKP’liler dahil “dinden çıkmakla” itahm edilmiştik.
/////////////////////////////
liberal-izmirliler ›
Re: FW: FETHULLAH GULEN HOCAEFENDI MANEVI GUCUYLE UYARIYOR!
18 Haziran 2010 18:51 tarihinde Necati Çavdar <necati...@gmail.com> yazdı:
zırva tevil götürmez.
ABD'nin "mümtaz misafiri" Fethullah beyin iyi yaptığına iyi dediğimiz gibi beğenmediklerimizi de eleştiririz.
Hem neden elştirilmesin ki? Yanlışlardan azade birimidir.O'da günahı ve sevabıyla "kul"değil mi?
Ülkemde kendisine yönelik zalimlerin zulmüne göüğüs germedi.Gidip gerekirse hapse girmeyi göze alamadı. Belki bir yoldur. Her babayiğit o işi yapamaz.
"Türkiyemde, vatanımda sıkıntı içindeyim. ABD'ye o yüzden gelmek zorunda kaldım" deme yerine "yalanı" seçerek "SAĞLIK nedeniyle buradayım" diyen/ dedirten kişi orada "ESİR"dir....
Ve esirlerin yaptığı /yaptırıldığı işler "YOK" hükmündedir.
O ndenle yaptığı açıklamalar.. Eylemler vs. "akıl sahiplerini " ve kısmende olsa tüm "hür" kişileri bağlamaz. Onların söz, amel ve fetvaları ile hareket edilemez.
Dünya jandarması hegoman güç - anglo -sakson imparatorluğu (ABD-ingiltere)- elinde gönüllü "esaret"te olan Fethullah bey için; Rabbimden en kısa zamanda "hürriyet", " akıl sağlığı" ve "dost doğru istikamet" diler ve dilenirim..
..........
Fethullah beyin hizmet tarzı farklı olabilir. Ama "mavi Marmara"nın gönül yolcularına "İsrail Otoritesi izni"sözleri doğru değil. Gerçi söylese ne söylemese ne. Zira "gönüllü esaret" de " olsa "eirlerin" söz ve eylemleri Müslümanları bağlamaz. Tıpkı İngiliz İşgalindeki İstanbulda "oturtulan" ve sıfatı " islam halifesi" olan kişinin "fetva" ve "eylemlerinin " müslümanları bağlamadığı gibi. Ancak Şarkın şanlı Sultanı Selahattin gibi hür insanların sözleri bizi bağlar..
Tıpkı 28 Şubat zalimlerinin "vatan cüda" yaptıkları Fethullah beyin " dostu"Tagorcu "Ecevit'in zulümlerine karşı çıktığımız gibi.. Zulüm nereden ve kimden gelirsegelsin karşıyız. Zulme destek olanlara da..
Böyle okuna böyle biline
//////////////////////////////////////// Recep Tayyip Erdoğan - Fethullah Gülen savaşında son "darbe"
Necati Çavdar
Dec 17, 2014
Deli Mustafa ve.. “Deli” dedik de Kimi akıllıların yanlarında “Devletle..Ticaretle, para ,pul ile işi olmayan biri yani “deli”lerden olması gerek.. Tıpkı zamanında Özal rahmetliye; suikastlar olacağını haber vererek “Allah’ın ipine sarıl”diye mektup yazarak uyaran Akçakocalı “deli” Mustafa gibi.. Bizimde zaman zaman dertleşebileceğimiz Gırşeherli, bi “deli “Mustafa’mız var.. Malum Tayyip Erdoğan ve Fethullah gülen beylerin karşılıklı darbe teşebbüsleri sürüyor.. Ortalık toz duman .. İnsanın yanında bazen “Deli”lerin olması hoş.. Bundan 5-6 sene önce idi.. Kavga değil, sonradan” ne istediniz de vermedik” itirafının yapılacağı “ortaklık” kuzu kuzu giderken … Birkaç sefer söyledi de gülüp geçtim. Bir gün Maltepe yönünden Kızılay’a doğru gidiyoruz.. Bizim “Deli “ Mustafa anlatıyor anlatıyor.. Ve ekliyor “işte bunları yazsana”.. Tamam yazalım. Âmâ senin anlatımınla açık ve net olarak. Öyle gizli kapaklı işte yokum ”diyorum.. Fakat O, kendi adıyla yazılmasına da yanaşmıyor.. “Yaşatmazlar”, gerçi şimdi de “yaşatmıyor, süründürüyorlar ya” .. Ama sen yaz.. Başkaları da yazmıyor. Sen de yazamazsın .Fakat bunlar olacak. Göreceksiniz “diyor.. Birilerini “Günümüzün Belam”ı olarak niteliyor.. Kendine has ifadeleri ile olayları yorumlarken “Bak göreceksin. Önce Kemalistler-“ata”istlerle savaşacaklar.. Kemalistler-“ata”istlerin güvendiği dağlara kar yağacak. Onlar sinecekler.. Sonra ise iki “dinci” (dini ticari, siyasi ve güç olarak kullananlar) gurup savaşacak.. Gülen, zamanın Belam’ı.. Allah, bunların a.. koyacak..” Haşa ne biçim söz diyoruz.. O da “tamamda başka türlü de anlatılamaz ki.. Allah, kendini kullanmaya kalkanları perişan edecek.. Perişan olacaklar.. Meydan; normal dindarlara, inananlara. Temiz Müslümanlara kalacak..”” diyordu.. Sen ciddi şeyler söylüyorsun. Bu laflar az uz yenilir yutulur cinsten değil.. “Belam” meselesinin kaynağı ne ? diye sorduğumuzda elindeki tabi yazı ile kaleme alınmış el yazısıyla yazılan kitapçık da kırmızıyla çizilmiş satırları gösteriyordu.. “Biz okuyamıyoruz. Ver de bi kopya alalım değimiz de “okursunuz okursunuz…! Âmâ vermem” diyerek okuduğu kitapçığı ceket cebine indiriyordu.. Acaba şu yaşananlar, bizim “Deli Mustafa”nın söyledikleri cinsten şeyler miydi ki..!!!! Ve … İki yorum sunacağım..
/////////////////////////
Gazetevatan.com » Yazarlar » Öcalan’ı verdiler, Gülen’i aldılar, Erdoğan’ı hapsettiler! Öcalan’ı verdiler, Gülen’i aldılar, Erdoğan’ı hapsettiler! http://www.gazetevatan.com/huseyin-yayman-707263-yazar.../ Bugün yaşananları anlayabilmek için 15 yıl geriye gitmek gerekiyor. Aksi takdirde kısır döngüden çıkamayız. ‘28 Şubat bin yıl sürecek’ denilen günlerde zamanlaması manidar gelişmeler oldu. Bu olaylara siz tesadüf de diyebilirsiniz. Ancak her tecrübeli Türkiye vatandaşı baktığında ‘vay be’ diyecektir. Bakın 1999 kışında neler yaşanmış... - 15 Şubat 1999 Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildi. - 22 Mart 1999 Fethullah Gülen ABD’ye gitti . - 26 Mart 1999 Tayyip Erdoğan Pınarhisar cezaevine girdi. Türkiye ilginç bir paranteze sokuluyordu. Bu kadar tesadüfün üst üste gelmesi ancak filmlerde olabilirdi. Bir de ülkemizde yaşanabilirdi. Öcalan’ın ABD tarafından Türkiye’ye verilmesini dönemin Başbakanı Bülent Ecevit “Öcalan’ı neden verdiler anlamadım” demişti. Öcalan’ın ülkeye getirilmesi Bülent Ecevit’e seçim kazandırıp başbakan yaptı. Fakat aynı dönemde ilginç bir gelişme daha oldu. Öcalan’ı Kenya’dan alıp Ecevit’e teslim eden ABD bunun karşılığında Gülen’i istedi. Öcalan-Gülen takası mı yapıldı? Sonuçları üzerinden bir okuma yapıldığında ABD’nin Öcalan’la Gülen’i takas ettiği görülüyor. Öcalan’ın teslim edilmesinden yaklaşık bir ay sonra Fethullah Gülen istihbarat oyunlarıyla korkutuldu ve ABD’ye gitmesi sağlandı. Gülen’in neden başka bir ülke değil de ABD’yi tercih ettiği üzerinde dikkatlice düşünmek gerekiyor. Gülen’in ülkeden ayrılmasından dört gün sonra başka bir gelişme daha oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı okuduğu şiir yüzünden Pınarhisar cezaevine girdi. Sanki bir görünmez el ülkeyi yeniden dizayn ediyordu. Bu dizayn ilk meyvesini 18 Nisan 1999 seçimlerinde verdi. DSP birinci parti oldu ve hükümeti kurma görevini aldı. Ecevit başbakanlık görevini aldı ama ortada hala cevaplanmayan sorular var. Gülen’in bizzat şahsına dua ettiği Ecevit, Gülen’in ABD’ye gitmesi konusunda hiçbir açıklamada bulunmadı. Öcalan’ı teslim eden ABD, acaba Gülen’i neden kabul etti. Amacı neydi? Bilmiyoruz. Ancak bazı akıl yürütmelerde bulunabiliyoruz. 1999 komplosu aydınlanır mı? İşte önceki gün yaşanan olayları doğru analiz edebilmek için 1999 Şubat soğuğunun aydınlanması gerekiyor. Aksi halde yapılan tüm yorumlar eksik kalacaktır. Türkiye’nin iktidarı ve muhalefetiyle ağaca değil, ormana bakması gerekiyor. Ülkede iktidar değişikliklerine neden olan bu olayların arka planında kim var ve bu güçlerin amacı ne? Meseleye Gülen-Erdoğan ilişkisi üzerinden bakanlara ise şu hatırlatmada bulunmak isterim. Aslında bu ilişkinin gizemi Erdoğan’ın şu cümlesinde saklı ‘Ne istediler de vermedik.’ Gerçekten de Gülen, Erdoğan’dan ne istedi. Erdoğan bu talebe neden olumsuz cevap verdi ve ‘kazan-kazan koalisyonu’ niçin bozuldu? Son tahlilde politik bir parti gibi davranmak isteyen ve iktidara talip olan bir ‘dini/sivil hareket’ var. Sorun tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Bir gönüllüler hareketi neden bu kadar mülki idarede, yargıda, emniyette, askeriyede örgütlenir. Amacı ne olabilir? Kendilerine rakip olarak gördükleri yapıları neden tek tek tasfiye etmek isterler. Önce bu sorulara cevap verin, sonra 14 Aralık operasyonunu konuşalım... Gülen hareketinin sadece Ahmet Şık’tan değil, Hanefi Avcı, Türkan Saylan, Soner Yalçın, Kuddusi Özkır, Nedim Şener, Tuncay Özkan ve ismini burada sayamayacağımız sayıda insandan ‘haklarını helal etmelerini’ istemeleri lazım. Özellikle de hayatlarını ve geleceklerini çaldıkları askerlerden. Gülen hareketinin isimlerle sınırlı bir özür değil, topyekün bir özeleştiri vermesi gerekiyor. ///////////////// 14 Aralık sonrası Obama'ya Erdoğan çağrısı http://www.internethaber.com/14-aralik-sonrasi-obamaya...
14 Aralık Cemaat Operasyonu sonrası ABD gazetesi Wall Street Journal'dan Barack Obama'ya çağrı geldi:
Devreye gir!
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal-WSJ, 14 Aralık cemaat operasyonuna ilişkin ilginç detayların olduğu bir baş yazı yayınladı.
Operasyon için "Türkiye'nin Cumhurbaşkanı ülkesini otoriterliğe bir adım daha yaklaştırdı" yorumunda bulunan gazete,ABD Başkanı Barack Obama'ya da Türkiye karşıtı kampanya çağrısı yaptı.
"Belki de Obama'nın bu yakın dostunu yetki istismarları konusunda kamuoyu önünde uyarma zamanı gelmiştir." "Gözaltına alınanlar arasında Hizmet hareketine yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca da vardı" denen yazıda gözaltı gerekçesinin 'devletin egemenliğini baskı ve cebir yoluyla ele geçirmek' olduğunun altı çizildi. PARANOYAKÇA GELEBİLİR AMA...
Fethullah Gülen önderliğindeki Hizmet hareketinin bir zamanlar Erdoğan'ın yakın müttefiki olduğu söylenen yazıda, iki grubun 'ülkedeki laik elitleri saf dışı bırakmak için zamanında çok sayıda kişiye dayanaksız suçlamalar yönelttiği' vurgusu da yer alıyor. Bir yıl önce kamuoyunun öğrendiği yolsuzluk sorulturmasıyla Gülen hareketi ve hükümet arasındaki iplerin koptuğu ifade edilen yazı şöyle devam ediyor: "Erdoğan tüm iddiaları reddetti ve binlerce yargı ve emniyet yetkilisinin atamansı süreci başladı... Son gözaltılar ise yolsuzluk operasyonunun yıldönümünden hemen önce gerçekleşti. Erdoğan 'İhanetlerin peşinden gidiyoruz. Maşaları, muhbirleri ortaya çıkarıyoruz. Türkiye'nin düşmanları tarafından kurulan tuzakları bozuyoruz' diyordu. Bu sözler kulağa paronayakça gelebilir. Ancak Türkiye'nin Cumhurbaşkanı bu konuda son derece ciddi." OBAMA DEVREYE GİRMELİ
Yazıda, dün başlayan ve Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın Gezi Parkı protestoları sırasında darbe girişiminde bulunduğu iddialarına dayanan davaya da dikkat çekiliyor ve "35 taraftar suçlu bulunurlarsa müebbet hapis cezası almaları söz konusu"deniyor. Yazı şöyle devam ediyor: "Tüm bu gelişmeler Türkiye'deki demokrasinin geleceği açısından endişe verici soru işaretleri doğuruyor. Erdoğan ve Gülen arasındaki mücadele İslamcıların iç çekişmesi olabilir. Ancak bu mücadelenin kurbanı ifade özgürlüğü ve medya oluyor. Erdoğan'ın Batı karşıtı söyleminin de artarak devam etmesi de NATO üyesi olan, AB'ye üyeliği hedefleyen bir ülke açısından iç açıcı değil."
BELKİ DE ZAMANI GELMİŞTİR ABD Başkanı Barack Obama'nın uzun süredir Türkiye ile kurulan stratejik ortaklığı övdüğü ifade edilen yazı şöyle sonlanıyor: "Belki de Obama'nın bu yakın dostunu yetki istismarları konusunda kamuoyu önünde uyarma zamanı gelmiştir. Türkiye hâlâ büyük ölçüde laik bir ülke ve ülkenin samimi demokratları ABD'nin desteğini kullanabilir. Öte yandan, basın özgürlüğünü rahat bir şekilde yaşayabilen meslekdaşlarımız da Türkiye'deki gazeteciler adına birkaç söz söylemeli. Özellikle de şu anda cezaevlerinde bekleyenler adına."


///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////


USA'nın Mümtaz "misafiri" Fethullah bey, CİA- MOSSAD elinde esirdir.

USA'nın Mümtaz "misafiri" Fethullah bey,  CİA- MOSSAD elinde  esirdir.

 Esirlerin söz veya eylemleri hür kişileri bağlamaz.

Hele Müslüman'ı hiç ama hiç bağlamaz.

 Esirler kendi iradelerine göre hareket edemeyeceklerinden onların söz ve eylemleri ile amel edilemez.

Uyulmaz.

 Uygulanamaz.

 Fethullah beye, Allahdan hürrüyet ve vatan cüda olmaktan kurtulmasını dilerim..

 

...........

Demiştik de;

 kimi AKP’liler dahil  “dinden çıkmakla” itahm edilmiştik.

/////////////////////////////

 

liberal-izmirliler ›

Re: FW: FETHULLAH GULEN HOCAEFENDI MANEVI GUCUYLE UYARIYOR!

 

18 Haziran 2010 18:51 tarihinde Necati Çavdar <necati...@gmail.com> yazdı:

 

zırva tevil götürmez.

 

ABD'nin "mümtaz misafiri" Fethullah beyin iyi yaptığına iyi dediğimiz gibi beğenmediklerimizi de eleştiririz.

Hem neden elştirilmesin ki? Yanlışlardan azade birimidir.O'da günahı ve sevabıyla "kul"değil mi?

 

 

Ülkemde kendisine yönelik zalimlerin zulmüne göüğüs germedi.Gidip gerekirse hapse girmeyi göze alamadı. Belki bir yoldur. Her babayiğit o işi yapamaz. 

 

"Türkiyemde, vatanımda sıkıntı içindeyim. ABD'ye o yüzden gelmek zorunda kaldım" deme yerine "yalanı" seçerek "SAĞLIK nedeniyle buradayım" diyen/ dedirten kişi orada "ESİR"dir....

Ve esirlerin yaptığı /yaptırıldığı işler "YOK" hükmündedir.

 

O ndenle yaptığı açıklamalar.. Eylemler vs. "akıl sahiplerini " ve kısmende olsa tüm "hür" kişileri bağlamaz. Onların söz, amel ve fetvaları ile hareket edilemez.

 

Dünya jandarması hegoman güç - anglo -sakson imparatorluğu (ABD-ingiltere)-  elinde gönüllü "esaret"te olan Fethullah bey için; Rabbimden en kısa zamanda "hürriyet", " akıl sağlığı" ve "dost doğru istikamet" diler ve dilenirim..

..........

Fethullah beyin hizmet tarzı farklı olabilir. Ama "mavi Marmara"nın gönül yolcularına "İsrail Otoritesi izni"sözleri doğru değil. Gerçi söylese ne söylemese ne. Zira "gönüllü esaret" de " olsa "eirlerin" söz ve eylemleri Müslümanları bağlamaz. Tıpkı İngiliz İşgalindeki İstanbulda "oturtulan" ve sıfatı " islam halifesi" olan kişinin "fetva" ve "eylemlerinin " müslümanları bağlamadığı gibi. Ancak Şarkın şanlı Sultanı Selahattin gibi hür insanların sözleri bizi bağlar..

 

Tıpkı 28 Şubat zalimlerinin "vatan cüda" yaptıkları Fethullah beyin " dostu"Tagorcu "Ecevit'in zulümlerine karşı çıktığımız gibi.. Zulüm nereden ve kimden gelirsegelsin karşıyız. Zulme destek olanlara da..

 

Böyle okuna böyle biline

https://groups.google.com/forum/#!topic/liberal-izmirliler/BotGdOh8CQ4

 

////////////////////////////////////////



https://www.facebook.com/notes/2672584916292231/


 Recep Tayyip Erdoğan - Fethullah Gülen savaşında son "darbe"

Necati Çavdar

 

Dec 17, 2014

Deli Mustafa ve.. “Deli” dedik de Kimi akıllıların yanlarında  “Devletle..Ticaretle, para ,pul ile işi olmayan biri  yani “deli”lerden olması gerek.. Tıpkı zamanında Özal rahmetliye;  suikastlar olacağını haber vererek “Allah’ın ipine sarıl”diye mektup yazarak uyaran   Akçakocalı “deli”  Mustafa  gibi.. Bizimde zaman zaman dertleşebileceğimiz Gırşeherli, bi “deli “Mustafa’mız var.. Malum Tayyip Erdoğan ve Fethullah gülen beylerin  karşılıklı darbe teşebbüsleri sürüyor.. Ortalık toz duman .. İnsanın yanında bazen  “Deli”lerin olması hoş.. Bundan  5-6 sene önce idi.. Kavga değil,  sonradan” ne istediniz de vermedik” itirafının yapılacağı “ortaklık” kuzu kuzu giderken … Birkaç sefer söyledi de gülüp geçtim. Bir gün Maltepe yönünden Kızılay’a doğru gidiyoruz.. Bizim “Deli “ Mustafa anlatıyor anlatıyor.. Ve ekliyor “işte bunları yazsana”.. Tamam yazalım. Âmâ senin anlatımınla açık ve net olarak. Öyle gizli kapaklı işte yokum ”diyorum.. Fakat O, kendi adıyla yazılmasına da yanaşmıyor.. “Yaşatmazlar”, gerçi şimdi de “yaşatmıyor, süründürüyorlar ya” .. Ama sen yaz.. Başkaları da yazmıyor. Sen de yazamazsın .Fakat bunlar olacak. Göreceksiniz  “diyor.. Birilerini “Günümüzün Belam”ı olarak niteliyor.. Kendine has ifadeleri ile olayları yorumlarken “Bak göreceksin. Önce Kemalistler-“ata”istlerle savaşacaklar.. Kemalistler-“ata”istlerin güvendiği dağlara kar yağacak. Onlar sinecekler.. Sonra ise iki “dinci” (dini ticari, siyasi ve güç olarak kullananlar) gurup savaşacak.. Gülen, zamanın Belam’ı.. Allah, bunların  a.. koyacak..”  Haşa  ne biçim söz diyoruz.. O da “tamamda başka türlü de anlatılamaz ki.. Allah, kendini kullanmaya kalkanları perişan edecek.. Perişan olacaklar.. Meydan;  normal dindarlara, inananlara. Temiz Müslümanlara  kalacak..”” diyordu.. Sen ciddi şeyler söylüyorsun. Bu laflar az uz yenilir yutulur cinsten değil.. “Belam” meselesinin kaynağı ne ? diye sorduğumuzda  elindeki  tabi yazı ile kaleme alınmış el yazısıyla yazılan kitapçık da kırmızıyla çizilmiş satırları gösteriyordu.. “Biz okuyamıyoruz. Ver de bi kopya alalım değimiz de “okursunuz okursunuz…!  Âmâ vermem” diyerek okuduğu kitapçığı  ceket cebine indiriyordu.. Acaba şu yaşananlar, bizim “Deli Mustafa”nın söyledikleri cinsten şeyler miydi ki..!!!! Ve … İki yorum  sunacağım..

 

/////////////////////////

 

Gazetevatan.com » Yazarlar » Öcalan’ı verdiler, Gülen’i aldılar, Erdoğan’ı hapsettiler! Öcalan’ı verdiler, Gülen’i aldılar, Erdoğan’ı hapsettiler! http://www.gazetevatan.com/huseyin-yayman-707263-yazar-yazisi-ocalan-i-verdiler-gulen-i-aldilar-erdogan-i-hapsettiler-/ Bugün yaşananları anlayabilmek için 15 yıl geriye gitmek gerekiyor. Aksi takdirde kısır döngüden çıkamayız. ‘28 Şubat bin yıl sürecek’ denilen günlerde zamanlaması manidar gelişmeler oldu. Bu olaylara siz tesadüf de diyebilirsiniz. Ancak her tecrübeli Türkiye vatandaşı baktığında ‘vay be’ diyecektir. Bakın 1999 kışında neler yaşanmış... - 15 Şubat 1999  Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildi. - 22 Mart 1999 Fethullah Gülen ABD’ye gitti . - 26 Mart 1999 Tayyip Erdoğan Pınarhisar cezaevine girdi. Türkiye ilginç bir paranteze sokuluyordu. Bu kadar tesadüfün üst üste gelmesi ancak filmlerde olabilirdi. Bir de ülkemizde yaşanabilirdi. Öcalan’ın ABD tarafından Türkiye’ye verilmesini dönemin Başbakanı Bülent Ecevit “Öcalan’ı neden verdiler anlamadım” demişti. Öcalan’ın ülkeye getirilmesi Bülent Ecevit’e seçim kazandırıp başbakan yaptı. Fakat aynı dönemde ilginç bir gelişme daha oldu. Öcalan’ı Kenya’dan alıp Ecevit’e teslim eden ABD bunun karşılığında Gülen’i istedi. Öcalan-Gülen takası mı yapıldı? Sonuçları üzerinden bir okuma yapıldığında ABD’nin Öcalan’la Gülen’i takas ettiği görülüyor. Öcalan’ın teslim edilmesinden yaklaşık bir ay sonra Fethullah Gülen istihbarat oyunlarıyla korkutuldu ve ABD’ye gitmesi sağlandı. Gülen’in neden başka bir ülke değil de ABD’yi tercih ettiği üzerinde dikkatlice düşünmek gerekiyor. Gülen’in ülkeden ayrılmasından dört gün sonra başka bir gelişme daha oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı okuduğu şiir yüzünden Pınarhisar cezaevine girdi. Sanki bir görünmez el ülkeyi yeniden dizayn ediyordu. Bu dizayn ilk meyvesini 18 Nisan 1999 seçimlerinde verdi. DSP birinci parti oldu ve hükümeti kurma görevini aldı. Ecevit başbakanlık görevini aldı ama ortada hala cevaplanmayan sorular var. Gülen’in bizzat şahsına dua ettiği Ecevit, Gülen’in ABD’ye gitmesi konusunda hiçbir açıklamada bulunmadı. Öcalan’ı teslim eden ABD, acaba Gülen’i neden kabul etti. Amacı neydi? Bilmiyoruz. Ancak bazı akıl yürütmelerde bulunabiliyoruz. 1999 komplosu aydınlanır mı? İşte önceki gün yaşanan olayları doğru analiz edebilmek için 1999 Şubat soğuğunun aydınlanması gerekiyor. Aksi halde yapılan tüm yorumlar eksik kalacaktır. Türkiye’nin iktidarı ve muhalefetiyle ağaca değil, ormana bakması gerekiyor. Ülkede iktidar değişikliklerine neden olan bu olayların arka planında kim var ve bu güçlerin amacı ne? Meseleye Gülen-Erdoğan ilişkisi üzerinden bakanlara ise şu hatırlatmada bulunmak isterim. Aslında bu ilişkinin gizemi Erdoğan’ın şu cümlesinde saklı ‘Ne istediler de vermedik.’ Gerçekten de Gülen, Erdoğan’dan ne istedi. Erdoğan bu talebe neden olumsuz cevap verdi ve ‘kazan-kazan koalisyonu’ niçin bozuldu? Son tahlilde politik bir parti gibi davranmak isteyen ve iktidara talip olan bir ‘dini/sivil hareket’ var. Sorun tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Bir gönüllüler hareketi neden bu kadar mülki idarede, yargıda, emniyette, askeriyede örgütlenir. Amacı ne olabilir? Kendilerine rakip olarak gördükleri yapıları neden tek tek tasfiye etmek isterler. Önce bu sorulara cevap verin, sonra 14 Aralık operasyonunu konuşalım... Gülen hareketinin sadece Ahmet Şık’tan değil, Hanefi Avcı, Türkan Saylan, Soner Yalçın, Kuddusi Özkır, Nedim Şener, Tuncay Özkan ve ismini burada sayamayacağımız sayıda insandan ‘haklarını helal etmelerini’ istemeleri lazım. Özellikle de hayatlarını ve geleceklerini çaldıkları askerlerden. Gülen hareketinin isimlerle sınırlı bir özür değil, topyekün bir özeleştiri vermesi gerekiyor. ///////////////// 14 Aralık sonrası Obama'ya Erdoğan çağrısı http://www.internethaber.com/14-aralik-sonrasi-obamaya-erdogan-cagrisi-748363h.htm

 

14 Aralık Cemaat Operasyonu sonrası ABD gazetesi Wall Street Journal'dan Barack Obama'ya çağrı geldi:Devreye gir!

 

 

 

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal-WSJ, 14 Aralık cemaat operasyonuna ilişkin ilginç detayların olduğu bir baş yazı yayınladı.

 

Operasyon için "Türkiye'nin Cumhurbaşkanı ülkesini otoriterliğe bir adım daha yaklaştırdı" yorumunda bulunan gazete,ABD Başkanı Barack Obama'ya da Türkiye karşıtı kampanya çağrısı yaptı.

 

"Belki de Obama'nın bu yakın dostunu yetki istismarları konusunda kamuoyu önünde uyarma zamanı gelmiştir." "Gözaltına alınanlar arasında Hizmet hareketine yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca da vardı" denen yazıda gözaltı gerekçesinin 'devletin egemenliğini baskı ve cebir yoluyla ele geçirmek' olduğunun altı çizildi.  PARANOYAKÇA GELEBİLİR AMA...

 

Fethullah Gülen önderliğindeki Hizmet hareketinin bir zamanlar Erdoğan'ın yakın müttefiki olduğu söylenen yazıda, iki grubun 'ülkedeki laik elitleri saf dışı bırakmak için zamanında çok sayıda kişiye dayanaksız suçlamalar yönelttiği' vurgusu da yer alıyor. Bir yıl önce kamuoyunun öğrendiği yolsuzluk sorulturmasıyla Gülen hareketi ve hükümet arasındaki iplerin koptuğu ifade edilen yazı şöyle devam ediyor: "Erdoğan tüm iddiaları reddetti ve binlerce yargı ve emniyet yetkilisinin atamansı süreci başladı... Son gözaltılar ise yolsuzluk operasyonunun yıldönümünden hemen önce gerçekleşti. Erdoğan 'İhanetlerin peşinden gidiyoruz. Maşaları, muhbirleri ortaya çıkarıyoruz. Türkiye'nin düşmanları tarafından kurulan tuzakları bozuyoruz' diyordu. Bu sözler kulağa paronayakça gelebilir. Ancak Türkiye'nin Cumhurbaşkanı bu konuda son derece ciddi." OBAMA DEVREYE GİRMELİ

 

Yazıda, dün başlayan ve Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın Gezi Parkı protestoları sırasında darbe girişiminde bulunduğu iddialarına dayanan davaya da dikkat çekiliyor ve "35 taraftar suçlu bulunurlarsa müebbet hapis cezası almaları söz konusu"deniyor. Yazı şöyle devam ediyor: "Tüm bu gelişmeler Türkiye'deki demokrasinin  geleceği açısından endişe verici soru işaretleri doğuruyor. Erdoğan ve Gülen arasındaki mücadele İslamcıların iç çekişmesi olabilir. Ancak bu mücadelenin kurbanı ifade özgürlüğü ve medya oluyor. Erdoğan'ın Batı karşıtı söyleminin de artarak devam etmesi de NATO üyesi olan, AB'ye üyeliği hedefleyen bir ülke açısından iç açıcı değil."

 

BELKİ DE ZAMANI GELMİŞTİR  ABD Başkanı Barack Obama'nın uzun süredir Türkiye ile kurulan stratejik ortaklığı övdüğü ifade edilen yazı şöyle sonlanıyor: "Belki de Obama'nın bu yakın dostunu yetki istismarları konusunda kamuoyu önünde uyarma zamanı gelmiştir. Türkiye hâlâ büyük ölçüde laik bir ülke ve ülkenin samimi demokratları ABD'nin desteğini kullanabilir. Öte yandan, basın özgürlüğünü rahat bir şekilde yaşayabilen meslekdaşlarımız da Türkiye'deki gazeteciler adına birkaç söz söylemeli. Özellikle de şu anda cezaevlerinde bekleyenler adına."

 

https://plus.google.com/100658121451197099463/posts/L1ugqe7zHAf



///////////////////////////////////////////7777////////
  • TC Mustafa Zor
    Necati Çavdar ağbim bu günleri anlayabilmek için niçin 28 şubat dönemini baz alalım.Yukarıda yazılanlar elbette doğru ancak eksik ve algı üzerine.Amerikalılar şuanda Cumhurbaşkanı olan Erdoğan la ne zaman ilk görüşme yapmışlar , o gurupta kimlerin ismi zikredilmiş.Kimlerle yola çıkılacak hepsi biliniyor.Ciddi araştırılırsa bulunur , F.Gülen esir değildir.1983 de açıklanan projenin önemli aktörü ve uygulayıcısıdır.CIA ve MOSSAD izni olmadan 170 ülkede üniversite ve okul açamazsınız.Bu işlerin diğer ayağıda Vatikandır , birçok yerde engel o sayede aşılıyor.Alman ve Polen papaların getirilmesi hep bu yüzdendir.Unutmayalım ki ABD de 60 milyona yakın Alman yaşamaktadır.3 eyalet tamamen alman asıllıdır.20 milyon Alman asimile olmuş, 20 milyon Alman kopmamış ,20 milyon Alman ise 1930 mali buhranla ve Hitler nazizminden kaçanlarla birlikte oluşan son 100 yılın oluşumudur.ABD ekonomisi Alman yahudi ve efangeliş lerince yön bulmaktadır.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 4y
    • Necati Çavdar
      Amerika da resmi dil ne olsun diye tartışılırken Alamanca önde idi. Zira saf alman nufus saf ingilizden fazla idi. İngilizin desiseleri ile diğer milletlerde İngilizce yi tercih edince resmi dil alamanca değil İngilizce oldu..
      1
      • Beğen
      • Yanıtla
      • 4y
  • TC Mustafa Zor
    Yukarıda zikredilen birçok olay eski bağlantıların sonucudur.1999 un öncesi vardır, 95 var , 90 lar var , 84 var bunların hiçbirisi tesadüfen olmuş işler değildir.Bu birtek bizim ülkemizle ilgili değil, her ülke için geçerli.Çünki GÜÇ ve PARA bu işi planlayan, yoksa egemenlklerini nasıl sağlayacaklar.Bu işinde başında 5 önemli aile var.FREEMAN lar ,Reynolds lar,ROTHASCHILD , Russell ler,ROCKEFELLER ailesi bunlar Alman asıllı olanlar ve YAHUDİ (siyonizmi savunuyorlar )bunların dışında , bunlarla evlilikler yapmış Efangeliş ve asya inançlarından olan ailelerde var.Bunları bilirsek işimiz ve anlatımımız daha kolay olur.Biz ülkemizle ilgili olana bakalım , 84 de Özal nereden geldi ve neler yaptı.Sonra mesut yılmaz (avrupalı efangelişlerin adamı)dönemi , Leydimiz TANSU hanım (abd li Neo con ların) arada bir Erbakan ve Ecevit ler (bu iki siyasetçi Abd için Milli cilikli olarak bilinir)rahmetli M.yazıcıoğluda aynen o guruba yakın diye tarif ediliyor.Biraz asyacı deniyor.Abdullah gül (ingiliz efangeller ve kraliyet e yakın ki ) bunlardan grup diye söz ediliyor, M.Şimşek, A.Babacan aynı gurup olarak AVRUPA ayağını oluşturuyor.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 4y
  • TC Mustafa Zor
    1984 de ÖZAL siyasete neo con denen ABD siyasetine yön verenlerce getirildi , sonra Avrupa ve ABD ortaklığı Mesut,Tansu ikilisi , sonra gene ABD li Erdoğan ( neo con ldesdekli ) ve A.GÜL avrupa desdekli.Burda şunu görmemiz lazım, ülkemizi borç batağına sokarken avrupayı yani Londrayı kullanıyorlar ( tüm fon paraları arap sermayesi ve avrupalı hastalık sigortası ve emeklilik fonları )Siyaseti ise son DERSANE krizine kadar NEO CON lar eliyle Erdoğan götürüyordu.Ancak her seçim dönemi oluşan yanlış söylem ve uygulama Erdoğan için üstü çizik lider diye belirtildi.Ne oldu sonra , 17-25 aralık ve son F.Gülen askeri darbesi.Şimdi ABD de bir Alman asıllı (slovenyadan göç) bir kişi devlet başkanı olacak.Bizim Ankarada oturup köşe yazarı ve moderatör gurubu olan saray çevresi var .? Önce bayram ettiler , şimdi kem küm ediyorlar.Trump ailesi 1900 lerin başında milliyetçi , bizdeki karşılığı solcu olan dedesinin ve Babasının izlerini taşıyan ve M.Carti döneminde tutuklanmaktan kıl payı kurtulan biri.ABD deki 3 eyalet tulum olarak ki çok önemli Trump demiştir.Ben şahsen DOLAR a yakın (rothschild-Roekefeller)le birlikte çalışacak diyorum.DOLAR ve STERLİN onların parası.Pentagon , detroit,CIA onların finansmanı ile ayakta duruyor.ABD bunlar olmadan birtek gemi dahi yürütemez.Demiryolları dahi bunların,petrol ,ilaç,otomobil,ucak,su,içecek,yiyecek,ve HASTALIK hepsi kontrollerinde.Bizim siyaset ve Ekonomi yavaş yavaş tıkanmaya doğru yol alıyor.Irak ve Suriyede olanlara seyirci olarak varız.Tek iyi şey Fırat kalkanıdır o da neo con ların miğdesini bulandırıyor.Bakalım bu iş nereye varacak , herkes ekonomiyi ve yapılacak hataların neticesini bekleyecek.Erdoğan nasıl bir yol izler bakacağız.Ancak ben genede DEMOKRASİ diyorum herşeye rağmen, çünki ÇIMENTO o , zik zaklar ülkeyi mutlu etmez, çatışmaya götürür.Selamlar.
    1
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 4y
  • TC Mustafa Zor
    Bunun fazlaca bir önemi yok oradaki yönetimde.İngiliz (biritanya imparatorluk) dili o dönemdede çok yaygın olduğundan bunda karar kılındı.O dönemdeki hakim sermayede her nekadar Alman kökenli olsada , gelişen olaylar 1800 ün sonları ve 1900 ün başlarında parayı elinde bulunduran iki aile yer ve yurt olarak Londrayı seçerek ABD ye gelmişlerdir.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 4y
  • TC Mustafa Zor
    Ancak kendi dil ve kültürleri 40 milyona yakınınca devam etmektedir.Günlük milyonları aşan trajıyla 10 larca gazete,dergi vardır.Gene en az 15 tv. Kanalı 24 saat yayın yapmaktadır.ABD bu konuda eyaletler bazında Demokrat ve Demokrasiyi kendi içinde uygulayan ülkelerdendir.Bizim için önemli olan F.Gülen hareketidir.Bu hareket ülkemizin 1950 den itibaren Nato kanalıyla teslim alınıp, kontrol edilebilir seviyeye getirilmesinin neticesidir.Tam bağımsız olmadan, batının parasıyla içeride ne yaparsak yapalım bunun batı için bir önemi yoktur.Dün için Fetö olur , yarın bir başkasıyla devam ettiği görülecektir.Bu hep böyle devam eder, çünki onların parasına ihtiyaç vardır.Bağırıp çağırmak , içeriye dönüktür, dışarıdan duyulmaz.Selamlar.
//////////////////////////////////


TC Mustafa Zor, Orhan Erdoğan ve 3 diğer kişi
1 Yorum
1 Paylaşım
Paylaş

1 Yorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU da BAŞBAKAN.... ve yorumlar

 https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/113784615410249 BU da BAŞBAKAN.. Mehmed Zahid Çalışkan S n s r d o o t p e 8 i   7 h 6 2 1 2 k...